surelyswab
/ 69
surelyswab
surely[adv]

hiç şüphe olmadan

surety[n]

kesinlik,teminat

surf[n][v]

dalga köpüğü,kıyı dalgası • sörf yapmak

surf kayaking[n]

sörf kano,kano sörfü

surface[n][adj][v]

yüzey • yüzeysel,yüzey • yüzeye çıkmak,su yüzüne çıkmak

surface area[n]

yüzey alanı, yüzey

surface embroidery[n]

düz nakış

surfbird[n]

kıyı kuşu

surfboard[n][v]

sörf tahtası • sörf yapmak

surfboard bag[n]

sörf tahtası çantası,sörf tahtası kılıfı

surfboarding[n]

sörf,sörf tahtası

surfeit[v][n]

aşırı doyurmak,tıka basa doldurmak • aşırılık,tıka basa yeme

surfer[n]

sörfçü

surfing[n]

sörf

surform plane[n]

el rendesi

surge[v][n]

dalgalanmak,kabarmak • dalga,taşkın

surge protector[n]

aşırı gerilim koruyucu

surgeon[n]

cerrah

surgery[n]

cerrahi

surgical[adj]

ameliyat ile ilgili

surgical gown[n]

ameliyat önlüğü

surgical mask[n]

cerrahi yüz maskesi

surgical operation[n]

cerrahi operasyon,cerrahi müdahale

surgical scissors[n]

cerrahi makası

surgical technician[n]

ameliyat teknisyeni

surging[adj]

dalgalı

surinam toad[n]

surinam kurbağası

surly[adj]

huysuz

surmisable[adj]

çıkarılabilir,tahmin edilebilir

surmise[v][n]

tahmin etmek • tahmin

surmount[v]

üstesinden gelmek

surname[n]

soyadı

surpass[v]

bir şeyi daha büyük ölçüde yapmak

surpassingly[adv]

olağanüstü,dikkat çekici bir şekilde

surplus[n][adj]

fazlalık,artık • fazla,gereksiz

surprisal[n]

sürpriz,şaşırma

surprise[v][n]

birine sürpriz yapmak • beklenmedik olay

surprised[adj]

şaşırmış

surprising[adj]

şaşırtıcı

surprisingly[adv]

şaşılacak derecede

surreal[adj]

gerçeküstü,düş gibi

surrealism[n]

Gerçeküstücülük

surrealist[n]

gerçeküstücü

surrealistic[adj]

gerçeküstü

surrender[v][n]

teslim olmak • teslim, boyun eğme

surreptitious[adj]

gizli

surreptitiously[adv]

gizlice

surrogacy[n]

taşıyıcı annelik,vekil annelik

surrogate[n][adj]

vekil,temsilci • yedek,vekil

surrogate mother[n]

taşıyıcı anne

surround[v][n]

kuşatmak • civar

surrounding[adj]

çevreleyen,etrafındaki

surroundings[n]

çevre,ortam

surtitle[n]

üst yazı

surtout[n]

palto üzerine giyilen uzun kaban

surveil[v]

gözlemek,izlemek

surveillance[n]

gözetim

survey[v][n]

anket yapmak • inceleme

surveying[n]

ölçme, kadastro

surveyor[n]

ölçüm memuru

survival[n]

hayatta kalma

survival backstroke[n]

hayatta kalma sırtüstü,hayatta kalma sırt yüzüşü

survive[v]

hayatta kalmak

surviving[adj]

hayatta kalan,var olan

survivor[n]

ızdırap çeken

sus[n][adj]

Sus,Sus • şüpheli,kuşkulu

sus scrofa[n]

yaban domuzu,sus scrofa

susceptibility[n]

alınganlık

susceptible[adj]

çabuk etkilenen

sushi[n]

suşi

suspect[v][n][adj]

ihtimal vermek • şüpheli • şüpheli, kuşkulu

suspected[adj]

ihtimale dayalı

suspend[v]

asmak,sarkıtmak

suspended sentence[n]

ertelenmiş ceza,hükmün açıklanmasının geri bırakılması

suspender[n]

pantolon askısı

suspender belt[n]

jartiyer

suspense[n]

merakta kalma

suspense fiction[n]

gerilim romanı

suspenseful[adj]

merak uyandıran

suspension[n]
suspension bridge[n]

asma köprü

suspensive[adj]

askıda,kararsız

suspensor[n]

askı,genital destek

suspicion[n]

kuşku

suspicious[adj]

kuşkulu

suspiciously[adv]

şüpheli bir şekilde,kuşkuyla

suspire[v]

nefes alıp vermek,solumak

suss out[v]

iyice incelemek,anlamaya çalışmak

sustain[v]

sürdürmek,devam ettirmek

sustainability[n]

sürdürülebilirlik,devamlılık

sustainable[adj]

sürdürülebilir

sustainable architecture[n]

sürdürülebilir mimari

sustainably[adv]

sürdürülebilir şekilde,kalıcı olarak

sustained[adj]

sürekli,devamlı

sustenance[n]

gıda

susurrous[adj]

fısıldayan,hışırtılı

sutra[n]

sutra,özlü söz

suture[n][v]

dikiş (tıp) • dikmek,sütüre etmek

svelte[adj]

nahif

swab[v][n]

bir çubuk veya paspasla yıkamak,bir çubuk veya bezle silmek • paspas,temizlik bezi

LanGeek
Uygulamayı İndir