sangriasatiety
/ 69
sangriasatiety
sangria[n]

sangria

sanguification[n]

kan oluşumu

sanguinary[adj]

kana susamış

sanguine[n][adj]

kızıl,kan kırmızısı • sağlıklı kırmızımsı bir teni olan,canlı bir yüz rengine sahip

sanguineous[adj]

kanlı,vahşi

sanitarium[n]

kronik hastalıkların tedavi edildiği hastane

sanitary[adj]

hijyenik

sanitary napkin[n]

hijyenik ped,adet pedi

sanitary towel[n]

hijyenik ped,adet pedi

sanitation[n]

sanitasyon,halk sağlığı

sanitation department[n]

temizlik departmanı,çevre sağlığı müdürlüğü

sanitation worker[n]

çöp toplayıcı,temizlik işçisi

sanitize[v]

arındırmak,yumuşatmak

sans serif[n]

genelde uzatma işareti veya çıkıntı barındırmayan harflerden oluşan bir yazı tipi

sanskrit[n]

Sanskritçe

sanskritic language[n]

Sanskrit dili,Sanskritçe

santa[n]

Noel Baba,Aziz Nikola

santa claus[n]

noel baba

santa gertrudis[n]

santa gertrudis sığırı

santur[n]

Santur

sao paulo[n]

São Paulo

sap[v][n]

zayıflatmak • sopa,jop

sap green[adj]

orta koyu yeşil

sapele water[n]

Sapele kaçak içkisi,Nijerya yapımı ev yapımı alkol

saphead[n]

saf,aptal

sapid[adj]

lezzetli

sapiens[adj]

sapiens,modern insan

sapient[adj]

akıllı

sapiently[adv]

bilgece,derin bir anlayışla

sapir–whorf hypothesis[n]

Sapir-Whorf hipotezi

sapling[n]

fidan

sapodilla[n]

manilkara zapota

sapodilla plum[n]

sapodilla eriği,sapotilla meyvesi

saponaceous[adj]

sabunlu

saporous[adj]

lezzetli,nefis

sapota[n]

sapota,sapotilla

sapote[n]

sapot

sapphine[n]

biseksüel bir kadın,cinsel olarak akışkan bir kadın

sapphire[n][adj]

gökyakut • safir mavisi

sapphire blue[adj]

safir mavisi

sappy[adj]

aşırı duygusal,yapmacık duygusal

saprophyte[n]

saprofit,asalak

sapsucker[n]

ağaçkakan

saraband[n]

ispanyol saray dansı

saran wrap[n]

streç film,gıda filmi

sarape[n]

sarape,uzun ve renkli şal; çoğunlukla Meksikalı erkekler tarafından giyilir

sarcasm[n]

iğneleyici söz

sarcastic[adj]

alaylı

sarcastically[adv]

alaycı bir şekilde,sarkastik olarak

sarcoidosis[n]

sarkoidoz

sarcoma[n]

sarkom

sarcopenia[n]

sarkopeni

sarcophaga carnaria[n]

sarcophaga carnaria,leş sineği

sarcophagus[n]

lahit

sarcophilus hariisi[n]

sarcophilus hariisi,Tazmanya canavarı

sardina[n]

sardalya,pilçard

sardina pilchardus[n]

sardalya,hamsi

sardine[n]

sardalya

sardonic[adj]

alaycı

sardonically[adv]

alaycı bir şekilde,sardonik bir gülümsemeyle

sargasso[n]

sargasso

sari[n]

sari

sarma[n]

sarma

sarmie[n]

Güney Afrika sandviçi,sarmie

sarnie[n]

sandviç,tost

sarod[n]

sarod

sarong[n]

Malaya peştemâli

sars[n]

şiddetli akut solunum yolu sendromu

sars-cov-2[n]

SARS-CoV-2

sarsaparilla[n]

sarsaparilla

sarsen[n]

bir sarsen,bir sarsen taşı

sartor[n]

terzi,dikici

sartorial[adj]

terzilik

sash[n]

pencere çerçevesi

sash window[n]

sürme pencere

sashay[v][n]

yan yan yürümek,zarifçe kaymak • hızlı kayma adımları,kayarak ilerleme

sashiko[n]

Sashiko dikişi

sashimi[n]

saşimi

sasquatch[n]

büyükayak

sassaby[n]

topi

sassafras[n]

sassafras

sassafras albidum[n]

sassafras albidum,kırılgan odunlu ve aromatik yaprakları ve kabuğu olan sarı ağaç; sassafras yağının kaynağı; Kuzey Amerika'nın doğusunda yaygın olarak dağılmıştır

sassafras tree[n]

sassafras ağacı,sarı odun

sassy[adj]

arsız

sat[n]

cumartesi,sebt günü

satan[n]

Şeytan,İblis

satanic[adj]

şeytani,iblisane

satanism[n]

şeytanilik

satay sauce[n]

satay

satchel[n]

omuz çantası

satellite[n][v][adj]

uydu • uyduyla yayınlamak,uydu aracılığıyla iletmek • uydu,bağımlı

satellite communication[n]

uydu iletişimi,uydu haberleşmesi

satellite dish[n]

uydu anteni

satellite navigation[n]

uydulardan bilgi alma yoluyla seyir sistemi

satellite phone[n]

uydu telefonu

satellite television[n]

uydu televizyonu

satem language[n]

satem dili

satiate[v][adj]

tatmin etmek • doymuş,tok

satiated[adj]

doymuş,tatmin olmuş

satiety[n]

tokluk,doygunluk

LanGeek
Uygulamayı İndir