signifiersin
/ 69
signifiersin
signifier[n]

gösteren

signify[v]

belirtmek,işaret etmek

signing[n]

işaret dili,jestlerle iletişim

signpost[n][v]

yol gösteren levha • işaret levhası takmak

signposting[n]

yön verme

signwriting[n]

işaret yazısı

sikh[n][adj]

sih • Sih,Sihler veya dini inanç ve gelenekleri ile ilgili

silage[n]

silaj

silence[n][v]

sessizlik • susturmak,sessizliğe büründürmek

silent[adj]

sessiz

silent as the grave[phrase]

çıt çıkmayan

silent letter[n]

sessiz harf

silent movie[n]

sessiz film

silent picture[n]

sessiz film,sessiz sinema

silent sufferer[phrase]
silently[adv]

sessizce

silents[n]

sessiz,sessiz film

silhouette[n][v]

siluet • silüet oluşturmak,silüet olarak çizmek

silhouette animation[n]

siluet animasyonu

silicate[n]

silikat,silisyum bileşiği

silicon[n]
silicon chip[n]

silikon çip,silikon entegre devre

silicone[n]

silikon

silicosis[n]

silikozis

silk[n]

ipek

silk stocking[n]

ipek çorap,kadın ipek çorabı

silken[adj]

ipeksi,ipek gibi

silklike[adj]

ipek gibi,ipeksi

silkworm[n]

ipek böceği

silky[adj]

ipeksi

sillabub[n]

şarap veya likörle çırpılmış tatlandırılmış krema,sillabub

silly[adj][n][adv]

aptal • aptal,şaşkın • aptalca,aşırı bir şekilde

silly billy[n]

şakacı,aptal kafalı

silly season[n]

(basın bağlamında) ölü sezon

silo[n]

silo

silver[n][adj][v]

gümüş • gümüş • gümüş rengine boyamak,gümüşleştirmek

silver bullet[n]

sihirli çözüm

silver fox[n]

güney afrika tilkisi

silver lake blue[adj]

camgöbeği mavisi

silver lining[n]
silver medal[n]

gümüş madalya

silver medalist[n]

gümüş madalyalı,ikinci

silver mine[n]

gümüş madeni,gümüş madeni

silver paper[n]

yaldızlı kağıt

silver screen[n]

gümüş ekran,projeksiyon perdesi

silver spoon[n]

miras serveti

silver surfer[n]

yaşlı internet kullanıcısı

silver tongue[n]

yağmacılık

silver-backed fox[n]

gümüş sırtlı tilki,gümüş tilki

silver-colored[adj]

gümüş rengi,gümüş renkli

silver-haired[adj]

gümüş saçlı,ağarmış saçlı

silver-tongued[adj]

tatlı dilli

silverberry[n]

Amerikan gümüş üzümü

silverfish[n]

gümüşçün

silverleaf whitefly[n]

gümüş yapraklı beyaz sinek

silverpoint[n]

gümüş kalem ile yapılan resimler

silversmith[n]

gümüşçü,gümüş işçisi

silversmithing[n]

gümüş işleme sanatı

silverware[n]

gümüş yemek takımı

silviculture[n]

silvikültür,orman yönetimi

sim card[n]

simkart

simian[n][adj]

simian,primat • maymuna benzeyen

simien fox[n]

Simien tilkisi,Simien çakalı

simien jackal[n]

Simien çakalı,Etiyopya çakalı

similar[adj]

benzer

similarity[n]

benzerlik

similarly[adv]

benzer şekilde

simile[n]

benzetme

similitude[n]

benzerlik

simit[n]

simit,susam kaplı, gevrek ve çiğnenebilir dairesel ekmek, genellikle çay ile sokak atıştırmalığı olarak yenir

simmental[n]

simmental

simmer[v][n]

hafif ateşte pişmek • hafif kaynama,kısık ateşte pişirme

simoleons[n]

para,mangır

simon says[phrase]

Simon dedi

simp[n][v]

bir dalkavuk,bir yaltak • aşırı bağlılık göstermek,dalkavukluk yapmak

simper[n][v]

yapmacıklı gülümseme • yapmacık gülümsemek,yapmacık bir şekilde sırıtmak

simple[adj][n]

basit,kolay • aptal,bön

simple as kiss your hand[phrase]

çok basit

simple curve[n]

yalın eğri

simple eye[n]

sade göz

simple microscope[n]

basit mikroskop,tek mercekli büyüteç

simple-minded[adj]

ahmak

simpleton[n]

aptal,saf

simplicity[n]

basitlik,sadelik

simplified[adj]

basitleştirilmiş,sadeleştirilmiş

simplify[v]

basitleştirmek

simplistic[adj]

basit,aşırı basitleştirilmiş

simplistically[adv]

basitçe

simply[adv]

basitçe

simulacrum[n]

imge

simulate[v]

taklidini yapmak

simulated[adj]

simüle edilmiş,yapay

simulation[n]
simulation video game[n]

simülasyon

simulcast[n][v]

simulcast,eşzamanlı yayın • aynı anda yayınlamak (program)

simultaneous[adj]

eşzamanlı

simultaneous exhibition[n]

simultane oyun

simultaneous release[n]

eşzamanlı yayın

simultaneously[adv]

aynı anda olan

sin[n][v]

günah,suç • günah işlemek

LanGeek
Uygulamayı İndir