sour cherryspacecraft
/ 69
sour cherryspacecraft
sour cherry[n]

vişne

sour cherry soup[n]

vişne çorbası

sour cream[n]

ekşi krema

sour grapes[n]

kedi ulaşamadığı ciğere mundar der

sour milk[n]

ekşi süt,bozuk süt

source[n][v]

köken • kaynağını belirlemek,kaynak göstermek

source code[n]

kaynak kodu

source of pride[phrase]
sourdough[n]

ekşi hamur,ekşi hamur ekmeği

soured cream[n]

ekşi krema,asitlendirilmiş krema

sourhead[n]

mızmız,huysuz

sourish[adj]

ekşi

sourness[n]

ekşilik,asitlik

sourpuss[n]

suratsız,huysuz

soursop[n]

tarçın elması

sous-chef[n]

yardımcı şef

sousaphone[n]

suzafon

souse[v][n]

sıvıya batırmak,üzerine sıvı dökmek • ıslatma,suda bekletme

soused[adj]

sarhoş,kafayı bulmuş

south[n][adj][adv][v]

güney • güney • güneye doğru • güneye doğru gitmek,güneye yönelmek

south africa[n]

Güney Afrika

south african[n][adj]

güney afrikalı • güney afrikalı

south america[n]

Güney Amerika

south american[n][adj]

Güney Amerikalı • Güney Amerikalı,Güney Amerika'ya ait

south dakota[n]

Güney Dakota,Güney Dakota eyaleti

south frigid zone[n]

güney soğuk bölgesi,Antarktika ve çevresindeki sular

south island[n]

Güney Adası

south korea[n]

Güney Kore

south korean[n][adj]

Güney Koreli,Koreli (Güney) • güney koreli

south pacific[n]

Güney Pasifik

south pole[n]

güney kutbu

south wind[n]

güney rüzgarı,lodos

south-polar[adj]

güney kutbu,antarktik

southbound[adj]

güneye giden,güneye doğru

southeast[n][adv][adj]

güney doğu • güney doğuya • güneydoğu,güneydoğuya yönelik

southeasterly[adj]

güneydoğu,güneydoğuya doğru

southeastern[adj]

güneydoğu,güneydoğudaki

southeastward[n][adv][adj]

güneydoğu,güneydoğu yönü • güneydoğuya doğru,güneydoğu yönünde • güneydoğuya doğru,güneydoğu istikametinde

souther[n]

güney rüzgarı,lodos

southerly[adv][adj][n]

güneye doğru,güney yönünde • güneyden esen,güneyli • güney rüzgarı,güney akıntısı

southern[adj]

güneyli

southern african[n][adj]

Güney Afrikalı • Güney Afrikalı

southern california[n]

Güney Kaliforniya,Kaliforniya'nın Güneyi

southern hemisphere[n]

güney yarımküre,güney yarım küre

southern hip hop[n]

Güneyli hip hop

southern lights[n]

güney kutup ışıkları,güney ışıkları

southernmost[adj]

en güneydeki,en güney

southpaw stance[n]

solak duruş,solak pozisyon

southward[adv][n][adj]

güneye doğru,güney istikametinde • güneye doğru,güney yönü • güneye doğru,güney yönünde

southwest[n][adv][adj]

güney batı • güneybatıya doğru • güneybatı,güneybatıya yönelik

southwesterly[adj]

güneybatı,güneybatı yönünde

southwestern[n][adj]

güneybatı,Orta İngilizcenin güneybatı lehçesi • güneybatı,güneybatıya ait

southwestward[n][adv][adj]

güneybatı,güneybatı yönü • güneybatıya doğru,güneybatı yönünde • güneybatıya doğru,güneybatı yönünde

southwestwardly[adv]

güneybatıya doğru,güneybatı yönünde

souvenir[n]

andaç

souvlaki[n]

souvlaki

souwester[n]

geniş kenarlı gemici şapkası

sovereign[n][adj]

hükümdar,monark • bağımsız

sovereignty[n]

egemenlik,yüce otorite

soviet[adj][n]

Sovyet • sovyet,konsey

soviet union[n]

Sovyetler Birliği,SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği)

sow[v][n]

ekmek • dişi domuz

sow oats[phrase]

çılgın hayat yaşamak

sow the seeds of[phrase]

bir şeyin doğmasına yol açmak

sow wild oats[phrase]
sower[n]

ekinci,tohum eken kişi

soy[n]

soya

soy boy[n]

soya oğlan,kadınsı erkek

soy milk[n]

soya sütü

soy sauce[n]

soya sosu

soya bean[n]

soya

soybean[n]

soya

soybean oil[n]

soya yağı

soymilk[n]

soya sütü

soyutma[n]

soyutma

sozzled[adj]

sarhoş,kafayı bulmuş

spa[n]
space[n][v]

uzay • aralık bırakmak,mesafe koymak

space bar[n]
space cadet[n][adj]

kafası havada • koyu mavi

space heater[n]

mekan ısıtıcı

space junk[n]

uzay çöpü,uzay enkazı

space laboratory[n]

uzay laboratuvarı,uzay istasyonu

space medicine[n]

uzay tıbbı

space music[n]

uzay müziği

space needle[n]

Space Needle,uzay iğnesi

space opera[n]

Uzay Operası

space out[v]

dalıp gitmek,hayal alemine dalmak

space pen[n]

uzay kalemi,uzay tükenmez kalemi

space platform[n]

uzay platformu,uzay istasyonu

space probe[n]

uzay sondası,gezegenler arası sondası

space program[n]
space rock[n]

space metal

space shuttle[n]

uzay mekiği

space station[n]

uzay istasyonu

space tourism[n]

uzay turizmi,eğlence amaçlı uzay yolculuğu

space vehicle[n]

uzay aracı,uzay gemisi

space-consuming[adj]

yer kaplayan,fazla yer kaplayan

space-time[n]

uzay-zaman

spacecraft[n]

uzay aracı

LanGeek
Uygulamayı İndir