spray gunsqualor
/ 69
spray gunsqualor
spray gun[n]

püskürtme tabancası

spray paint[n]

püskürtme boya

spray painting[n]

sprey boya

spray starch[n]

yumuşatıcı sprey

spray-on jeans[n]

dar kesimli kot pantolon

sprayer[n]
spread[v][adj][n]

yayılmak • yayılmış • fark

spread betting[n]

büyük bahis

spread eagle[n]

yayılmış kartal,kartal pozisyonu

spread like wildfire[phrase]

bir anda yayılmak

spread out[v]

sermek

spread too thin[phrase]

fazla şeye yetişmeye çalışmak

spread wings[phrase]

kendi yolunu çizmek

spreader[n]

yayıcı,spatula

spreadsheet[n]

hesap çizelgesi

spree[n][v]

alışveriş çılgınlığı

sprig[n]

dal,yaprak veya çiçek demeti süsü

sprightly[adj]

hayat dolu

spring[n][v]

ilkbahar • fırlamak,atılmak

spring a leak[phrase]
spring a surprise[phrase]
spring a trap[phrase]
spring back[v]

tamamen iyileşmek,geri sıçramak

spring chicken[n]

bahar tavuğu,genç tavuk

spring clamp[n]

hortum kelepçe pensesi

spring constant[n]

yay sabiti,yay sertliği

spring floor[n]

yaylı zemin,spring zemin

spring for[v]

cömertçe ödemek,ısmarlamak

spring frog[n]

bahak kurbağası,benekli kurbağa

spring from[v]

kaynaklanmak,doğmak

spring green[adj]

ilkbahar yeşili

spring on[v]

ani bir haber vermek,sürpriz bir bilgiyi bildirmek

spring onion[n]

yeşil soğan

spring rider[n]

zıplama atı

spring roll[n]

sigara böreği

spring soup[n]

ilkbahar çorbası

spring to defense[phrase]
spring up[v]

ortaya çıkmak,belirmek

spring-clean[v]

bahar temizliği yapmak

spring-cleaning[n]

bahar temizliği

springboard[n]

tramplen,sıçrama tahtası

springbok[n]

keseli ceylan

springer[n]

doğurmak üzere olan inek,doğum yapmak üzere olan inek

springhare[n]

springhare

springing line[n]

kemer açıklığı

springing point[n]

üzengi yüzeyi

springtime[n]

ilkbahar

springy[adj]

esnek,yaylı

sprinkle[v][n]

ıslatmak • serpme,fışkırtma

sprinkle in[v]

serpiştirmek,serpmek

sprinkler[n]

fıskiye

sprinkler system[n]

sulama sistemi

sprinkling[n]

serpinti,azıcık

sprint[v][n]

hızlı koşmak • hızlı koşu,sprint

sprinter[n]

sürat koşucusu

sprinting[n]

sprint,kısa mesafe koşusu

sprite[n]

peri

spritz[n][v]

hızlı bir fışkırtma,küçük bir püskürtme • püskürtmek,serpmek

spritzer[n]

spritzer

spritzgeback[n]

spritzgebäck

sprocket[n]

dişli,zincir dişlisi

sprout[v][n]

tomurcuklanmak • filiz

sprout up[v]

filizlenmek,mantar gibi bitmek

spruce[adj][n][v]

titiz giyimli • ladin,çam • süslenmek,giyinip kuşanmak

spruce bark beetle[n]

ladin böceği

spruce beer[n]

çam ağacı birası

sprucely[adv]

özenle,şık bir şekilde

spry[adj]

çevik,atılgan

spud[n][v]

patates • filizlenmek,tomurcuklanmak

spud gun[n]

patates tabancası

spue[v]

kusmak,çıkarmak

spun[adj]

kafayı bulmuş,tutturmuş

spun sugar[n]

pamuk şeker,dönen şeker

spunk[n]

cesaret,yürek

spunk bubble[n]

bir işe yaramaz,bir beceriksiz

spunktrumpet[n]

aptal,salak

spur[n][v]

mahmuz • teşvik etmek,cesaretlendirmek

spur on[v]

cesaretlendirmek,teşvik etmek

spur route[n]

yan yol,bağlantı yolu

spurious[adj]

sahte

spurn[v]

reddetmek

spurt[n][v]

fışkırma,püskürme • fırlamak,hızla hareket etmek

sputum[n]

balgam,tükürük

spy[n][v]

casus • gizlice gözetlemek

spy balloon[n]

casus balon,gözetleme balonu

spy fiction[n]

casusluk romanı

spy film[n]

casus filmi

spy on[v]

gizlice gözlemek,casusluk yapmak

spyhole[n]

gözetleme deliği,bakaç

spying[n]

casusluk,gizli gözetleme

spyware[n]

casus yazılım

squab[n][adj]

güvercin eti • kısa ve şişman,tıknaz

squabble[n][v]

ağız kavgası • didişmek

squad[n]

manga,takım

squad car[n]

devriye aracı,polis arabası

squaddie[n]

asker,er

squadron[n]

filo,bölük

squalid[adj]

pisboğaz,iğrenç

squall[n][v]

bir fırtına,bir sağanak • bağırmak,çığlık atmak

squalor[n]

sefalet

LanGeek
Uygulamayı İndir