sectariansegmental arch
/ 69
sectariansegmental arch
sectarian[adj]

mezhepsel,dini grup

sectarianism[n]

mezhepçilik,tarikatçılık

section[n][v]

kısım • bölmek,kısımlara ayırmak

section sign[n]

bölüm işareti

sectional sofa[n]

köşe koltuk takımı

sector[n]

sektör,bölüm

secular[n][adj]

laik,dünyevi • seküler

secularism[n]

sekülarizm

secularist[n]

laik,sekülerist

secundative language[n]

ikincil nesne dil

secure[v][adj]

elde etmek • sağlam

secure payment[n]
secure the bag[phrase]
securely[adv]

sağlam bir şekilde,güvenli bir şekilde

security[n]

güvenlik

security camera[n]

güvenlik kamerası

security check[n]

güvenlik kontrolü

security dog[n]

güvenlik köpeği,koruma köpeği

security guard[n]

güvenlik görevlisi

security marker[n]

güvenlik işaretleyici,güvenlik kalemi

security measure[n]

güvenlik önlemi,güvenlik cihazı

security office[n]

güvenlik ofisi,güvenlik bürosu

security officer[n]

güvenlik görevlisi,güvenlik memuru

security risk[n]

güvenlik riski,güvenlik tehdidi

security screw[n]

güvenlik vida

security shirt[n]

güvenlik gömleği

security system[n]

güvenlik sistemi

security-coded[adj]
sedan[n]

sedan araba

sedate[adj][v]

ağırbaşlı,vakur • sakinleştirmek

sedative[n][adj]

sakinleştirici • yatıştırıcı,sakinleştirici

sedentary[adj]

az hareket eden

sedentism[n]

yerleşiklik,sedanter yaşam

sediment[n][v]

tortu • tortulaşmak,çökelmek

sedimentation[n]

sedimantasyon,tortullaşma

sedition[n]

isyana teşvik

seditious[adj]

isyankar,başkaldıran

seduce[v]

kanına girmek

seductive[adj]

baştan çıkarıcı

seductively[adv]

baştan çıkarıcı bir şekilde,ayartıcı bir biçimde

sedulous[adj]

çalışkan

see[v][n]

görmek • makam,piskoposluk

see a man about a dog[phrase]
see about[v]

ilgilenmek,hakkında görmek

see around[v]

etrafta görmek,sık sık rastlamak

see eye to eye[phrase]

tamamen aynı fikirde olmak

see fit[phrase]
see in[v]

karşılamak,hoş geldin demek

see in a new light[phrase]

farklı gözle görmek

see into[v]

yakından incelemek,derinlemesine araştırmak

see off[v]

uğurlamak

see out[v]

sonuna kadar devam etmek,tamamlamak

see point[phrase]

birinin kastettiği şeyi anlamak

see reason[phrase]
see red[phrase]

kızmak

see round[v]

keşfetmek,dolaşmak

see the back of[phrase]

sonunda kurtulmak

see the color of money[phrase]

önce parasını görmek

see the colour of money[phrase]
see the light[phrase]

sonunda gerçeği görmek

see the whites of eyes[phrase]
see the wood for the trees[phrase]
see through[v]

sonuna kadar gitmek,tamamlamak

see to[v]

ilgilenmek

see to it[phrase]

emin olmak

see which way the cat jump[phrase]

önce işin gidişine bakmak

see you[interj]

Görüşürüz

see you next tuesday[phrase]
see-through[adj]

şeffaf,saydam

seeable[adj]

görülebilir,belirgin

seed[n][v]

çekirdek • tohum ekmek

seed beetle[n]

tohum böceği

seed coat[n]

tohum kabuğu

seed corn[n]

mısır tohumu,kaliteli mısır taneleri

seed money[n]

tohum parası,başlangıç finansmanı

seedbed[n]

fidelik

seeder[n]
seedless[adj]

seedless

seedless raisin[n]

çekirdeksiz kuru üzüm,tohumsuz kuru üzüm

seedling[n]

fide,filiz

seedy[adj]

tohum dolu,çekirdekli

seeing[n][adj][conj]

görme,görüş • gören,görme yetisi olan • gördüğün gibi,madem ki

seeing eye dog[n]

kılavuz köpek

seeing things[phrase]
seek[v][n]

aramak • arama,konumlandırma

seek a career[phrase]
seek out[v]

aramak,araştırmak

seeker[n]

arayıcı

seem[v]

görünmek

seeming[adj]

görünürde,görünen

seemingly[adv]

görünüşe bakılırsa

seep[v]

sızmak,süzülmek

seer[n]

görücü,kahin

seesaw[n][v]

tahterevalli • tahterevalli gibi hareket etmek,inip çıkmak

seethe[v]

kaynamak

seething[adj]

kaynayan,kızgın

seg[n]

tecrit,disiplin hücresi

seggs[n]

seks,cima

segment[n][v]

bölüm • bölmek

segmental arch[n]

basık kemer

LanGeek
Uygulamayı İndir