shortbread cookieshowy
/ 69
shortbread cookieshowy
shortbread cookie[n]

tereyağlı kurabiye

shortcake[n]

meyveli hamur tatlısı

shortchange[v]

eksik para üstü vermek

shortcoming[n]

yetersizlik

shortcrust pastry[n]

tuzlu tart hamuru

shortcut[n]

kestirme

shorten[v]

kısaltmak

shortened[adj]

kısaltılmış,kısa

shortening[n]

katı yağ

shortfall[n]

açık,eksiklik

shorthand[n][adj]

stenografi,kısaltma • steno,kısaltılmış

shorthorn[n]

kısa boynuzlu sığır

shortish[adj]

kısa,oldukça kısa

shortly[adv]

kısa bir süre sonra

shortness[n]

kısalık

shortness of breath[n]

nefes darlığı

shorts[n]

şort

shortsightedness[n]

öngörüsüzlük

shortstop[n]

kısa stop,kısa stop oyuncusu

shorttail weasel[n]

kısa kuyruklu gelincik,ermin

shorty[n]

küçük,bebeğim

shot[n][adj]

el • değişken,yanardöner

shot caller[n]

karar verici,lider

shot clock[n]

şut saati,atış saati

shot glass[n]

shot bardağı

shot in the dark[phrase]

karanlığa atılan taş

shot put[n]

gülle atma

shot putter[n]

gülle atıcı,gülle atma sporcusu

shote[n]

domuz yavrusu,piglet

shotgun[n]

av tüfeği

shotgun approach[n]

dağınık pazarlama yaklaşımı

shotgun microphone[n]

av tüfeği mikrofonu

shotgun spin[n]

shotgun dönüşü,shotgun pirueti

shotmaking[n]

şut becerisi,isabetli atış yapma

should[v]

-malı/-meli

shoulder[n][v]

omuz • omuz atmak,omuzla itmek

shoulder angel[n]

omuz meleği

shoulder bag[n]

omuz çantası

shoulder blade[n]

kürek kemiği

shoulder bone[n]

kürek kemiği,skapula

shoulder devil[n]

omuz şeytanı

shoulder mount rig[n]

omuz montaj rigi

shoulder pad[n]

omuz vatkası

shoulder strap[n]

omuz askısı,askı

shoulder the blame[phrase]
shoulder to cry on[phrase]

dert ortağı

shoulder to lean on[phrase]
shoulder to shoulder[phrase]

omuz omuza

shoulder-length[adj]

omuza düşen saç

shout[v][n]

bağırmak • haykırış

shout down[v]

bağırarak susturmak,yüksek sesle konuşmasını engellemek

shout out[v][n]

bağırmak,haykırmak • selam,alkış

shouting match[n]

bağrışmalı kavga

shove[v][n]

itmek • itme,dürtme

shove down throat[phrase]

bir şeyi zorla kabul ettirmek

shovel[n][v]

kürek • küreklemek

shovel-ready[adj]

yapıma hazır

show[v][n]

göstermek • şov

show around[v]

gezdirmek,etrafı göstermek

show biz[n]

şov dünyası,eğlence endüstrisi

show business[n]

eğlence endüstrisi

show cards[phrase]
show heart[phrase]
show in[v]

yönlendirmek,içeri almak

show jumping[n]

engel atlama,show jumping

show off[v]

caka satmak

show out[v]

kapıya kadar geçirmek,çıkışa kadar eşlik etmek

show skin[phrase]

açıklayıcı giyinmek

show the door[phrase]

birini kapı dışarı etmek

show true colors[phrase]

gerçek yüzünü göstermek

show true colours[phrase]
show up[v]

ortaya çıkmak

show window[n]

vitrin,mağaza vitrini

showboat[n]
showcase[n][v]

gösterime sunma • sergilemek,göstermek

showdown[n]

açık oynama

shower[n][v]

duş • duş almak

shower bath[n]

duş,duş banyosu

shower caddy[n]

duş rafı

shower cap[n]

duş bonesi

shower curtain[n]

banyo perdesi

shower down[v]

bol yağmur yağmak,sağanak halinde yağmak

shower gel[n]

duş jeli,duş için sıvı sabun

shower of shite[phrase]
shower puff[n]

duş süngeri

shower room[n]

kahve makinesi

shower wine holder[n]

duş şarap tutacağı

shower with[v]

yağdırmak,boğmak

showerhead[n]

duş başlığı

showery[adj]

yağmurlu

showgirl[n]

gösteride dans eden kadın dansçı

showing[n]

gösteri,sunum

showjumper[n]

engel atlama binicisi,showjumper

showjumping[n]

engel atlama,showjumping

showplace[n]

gezilecek yer

showroom[n]

satış yeri

showrooming[n]

showrooming,mağazada inceleme

showstopper[n]

gösterinin yıldızı,büyük çekicilik

showtime[n]

gösterim saati,seans saati

showy[adj]

gösterişli,şatafatlı

LanGeek
Uygulamayı İndir