sponge cakespray can
/ 69
sponge cakespray can
sponge cake[n]

hafif yumuşak kek

sponge mop[n]

süngerli paspas,süngerli temizlik bezi

sponge off[v]

sırtından geçinmek,başkasının sırtından geçinmek

sponge pudding[n]

sünger puding

spongelike[adj]

sünger gibi,sünger gibi emici

spongy[adj]

süngerimsi,gözenekli

sponsor[v][n]

parasal destek sağlamak • destekleyici

sponsorship[n]

sponsorluk,destek

spontaneous[adj]

kendiliğinden olan

spontaneously[adv]

kendiliğinden,düşünmeden

spoof[n][v]

parodi • alay etmek,taklit etmek

spoofing[n]

sahte saldırı

spook[n][v]

hayalet,ruh • korkutmak,ürpertmek

spooked[adj]

ürkütülmüş,korkutulmuş

spooky[adj]

ürkütücü,korkutucu

spooky season[n]

ürkütücü mevsim,korku dönemi

spool[n][v]

makara,bobin • sarmak,bobine sarmak

spool knitting[n]

makaralı örgü

spoolie brush[n]

spoolie fırça,spoolie fırçası

spoon[n][v]

kaşık • kaşıkla almak

spoon food[n]

çiğneme gerektirmeyen yemek

spoon nail cleaner[n]

kaşık kronk tırnak eti itici

spoon-feed[v]

kaşıkla beslemek,her şeyi hazır vermek

spoonbill[n]

kaşıkçı

spoonful[n]

kaşık dolusu

spoons[n]

spoons (kart oyunu)

sporadic[adj]

ara sıra

sporadically[adv]

seyrek olarak,düzensiz aralıklarla

spore[n]

spor,üreme hücresi

spore germination[n]

spor çimlenmesi,sporların çimlenme süreci

spork[n]

kaşal

sporran[n]

iskoç eteğinin önüne asılan kürk torba

sport[n][v]

spor • gururla giymek,göstermek

sport car[n]

spor araba,spor otomobil

sport climbing[n]

spor tırmanışı

sport coat[n]

spor ceket,blazer

sport fishing[n]

spor balıkçılığı,eğlence amaçlı balıkçılık

sport jacket[n]

spor ceketi,blazer

sport kite[n]

spor uçurtması,akrobatik uçurtma

sport shirt[n]

spor gömleği,eşofman üstü

sport utility vehicle[n]

dörtçeker araç

sport video game[n]

spor oyunu

sportbike[n]

spor motosiklet,yarış motoru

sporting[adj]

sportmen,adil oyun

sporting chance[n]

umut ışığı

sporting clays[n]

sporting clays,kil atışı

sportive[adj]

sporla ilgili

sportive lemur[n]

lepilemur

sports arena[n]

spor salonu,kapalı spor alanı

sports bra[n]

spor sütyeni,sporcu sütyeni

sports car[n]

spor araba

sports car racing[n]

spor araba yarışı

sports center[n]

spor merkezi

sports club[n]

spor kulübü

sports coat[n]

spor ceketi,blazer

sports complex[n]

spor kompleksi,spor merkezi

sports day[n]

spor bayramı

sports fan[n]

spor hayranı,spor tutkunu

sports field[n]
sports hall[n]

spor salonu

sports jacket[n]

spor ceketi,spor ceket

sports jersey[n]

spor forması,takım forması

sports medicine[n]

spor hekimliği

sports meeting[n]

spor müsabakası,spor karşılaşması

sports prototype[n]

spor prototipi,dayanıklılık yarışları için özel üretilmiş yarış arabası

sports section[n]

spor bölümü

sports sedan[n]

spor sedan,spor otomobil

sports shirt[n]

spor gömlek

sports shop[n]

spor mağazası

sports stadium[n]

spor stadyumu,spor arenası

sportscast[n][v]

spor programı • bir spor etkinliği yayınlamak,bir spor etkinliğini yayınlamak

sportsman[n]

erkek sporcu

sportsmanship[n]

sporculuk

sportsperson[n]

sporcu,atlet

sportswear[n]

spor kıyafeti

sportswoman[n]

sporcu

sporty[adj]

sporcu,atletik

spot[n][v]

benek • ayırt etmek

spot-on[adj]

tam isabetli,kusursuz

spotless[adj]

tertemiz

spotlight[n][v]

projektör • spot ışığında göstermek,ön plana çıkarmak

spotted[adj]

puantiyeli

spotted dick[n]

kuru meyveli bir puding

spotted hyena[n]

benekli sırtlan

spotted skunk[n]

spotted skunk

spotter[n]

gözlemci,keşfedici

spotting[n]

tespit,görme

spotty[adj]

benekli

spouse[n]

spout[v][n]

uzun uzun konuşmak,nutuk çekmek • ağız,lüle

spox[n]

sözcü,resmi temsilci

spraff[v][n]

boş boş konuşmak,anlamsızca konuşmak • gevezelik,lakırdı

sprain[v][n]

burkulmak • burkulma

sprained[adj]

burkulmuş

sprat[n]

çaça balığı

sprawl[v][n]

serilmek,yayılmak • yayılma,beceriksiz duruş

sprawling[n][adj]

yayılma,beceriksiz duruş • yayılmış,dağınık

spray[n][v]

püskürtücü,püskürtme ürünü • fışkırtmak

spray bottle[n]

sprey şişesi

spray can[n]

teneke sprey

LanGeek
Uygulamayı İndir