self-servicesend on
/ 69
self-servicesend on
self-service[n][adj]

self servis • self servis

self-sufficient[adj]

kendi kendine yeterli olan

self-tapping screw[n]

akıllı vida

selfie[n]

özçekim

selfie camera[n]

özçekim kamerası

selfish[adj]

bencil

selfishly[adv]

bencilce

selfishness[n]

egoistlik

selfless[adj]

özverili

selflessly[adv]

özverili bir şekilde, fedakarca

selflessness[n]

kendini düşünmeme

selkirk rex[n]

Selkirk Rex kedisi

sell[v][n]

satmak • satış

sell a bill of goods[phrase]
sell down[v]

azaltmak,tüketmek

sell down the river[phrase]

kendi çıkarı için onu satmak

sell ice to eskimos[phrase]

ihtiyacı olmayana bile satmak

sell like hot cakes[phrase]
sell like hotcakes[phrase]
sell off[v]

elden çıkarmak,ucuza satmak

sell out[v]

satmak,ilkelerinden vazgeçmek

sell short[phrase]

hafife almak

sell soul[phrase]

elde etmek için ne gerekiyorsa yapmak

sell up[v]

tasfiye etmek,tüm mal varlığını satmak

sell-by date[n]
seller[n]

satıcı

selling point[n]

satış noktası,satış argümanı

sellotape[n][v]

selobant • bantla yapıştırmak,bantla sabitlemek

sellout[n]

ihanet,satılık

sem[n]

arama motoru pazarlama

semantic[adj]

anlamsal

semantic erosion[n]

anlamsal aşınma

semantic field[n]

anlamsal alan

semantic memory[n]

anlamsal bellek,semantik bellek

semantic narrowing[n]

anlam daralması

semantic network[n]

anlambilimsel ağ

semantic pragmatic disorder[n]

anlamsal pragmatik rahatsızlık

semantic relation[n]

anlamsal ilişki

semantic root[n]

anlamsal kök

semantic satiation[n]

semantik doygunluk

semantic shift[n]

anlam kayması

semantic typology[n]

anlamsal tipoloji

semantically[adv]

anlamsal olarak,anlambilimsel açıdan

semantics[n]

semantik

semaphore[n][v]

semafor • semafordan iletmek,semafordan sinyal vermek

semasiology[n]

kavrambilim

semblance[n]

dış görünüş

semen[n]

meni

semester[n]

yarıyıl

semi[n]

yarı römork,römork

semi-arid[adj]
semi-detached[adj][n]

duvarı ortak olan (bina) • bitişik nizam ev,yarı müstakil ev

semi-detached house[n]

yarı müstakil ev

semi-finalist[n]

yarı finalist

semi-formal[adj]

yarı resmi,yarı formal

semi-modal[n]

yarı-modal

semi-open game[n]

yarı açılış

semi-skimmed milk[n]

yarım yağlı süt

semi-sweet chocolate[n]

çikolata likörü

semi-syllabary[n]

yarım hece yazısı

semiannual[adj]

altı aylık

semiannually[adv]

altı ayda bir,her altı ayda bir

semibreve[n]

birlik nota

semicircle[n]

yarım daire

semicircular[adj]

yarım dairesel,semi dairesel

semicircular canal[n]

yarım daire kanalları

semicolon[n]

noktalı virgül

semiconductor[n]

yarı iletken,iletken yarı iletken

semiconscious[adj]

yarı bilinçli

semidome[n]

yarım kubbe

semifinal[n]

yarı final

semifreddo[n]

semifreddo

semilunar[adj]

yarımay şeklinde,hilal şeklinde

seminal[adj]

seminal

seminal duct[n]

seminal keseler

seminal fluid[n]

meni

seminal vesicle[n]

seminal keseler

seminar[n]

seminer

seminary[n]

ilahiyat fakültesi

semiotics[n]

göstergebilim

semisweet[adj]

yarı tatlı,az şekerli

semitic languages[n]

Sami dilleri

semitone[n]

yarım ton,semi ton

semitrailer[n]

yarı römork,römork

semitransparent[adj]

yarı saydam,şeffaf olmayan

semolina[n]

irmik

senate[n]

senato,üst meclis

senator[n]

senatör

send[v]

göndermek

send a message[phrase]
send away[v]

göndermek,uzaklaştırmak

send away for[v]

posta ile sipariş vermek,posta yoluyla talep etmek

send back[v]

geri göndermek,iade etmek

send down[v]

geçici olarak uzaklaştırmak,geçici olarak askıya almak

send for[v]

çağırmak,getirtmek

send in[v]

göndermek

send it[phrase]
send off[v]

göndermek,nakletmek

send off for[v]

sipariş vermek,talep etmek

send on[v]

iletmek,yönlendirmek

LanGeek
Uygulamayı İndir