sissyskeeve out
/ 69
sissyskeeve out
sissy[n][adj]

ibne,yumuşak • kadınsı,korkak

sister[n]

kız kardeş

sister-in-law[n]

görümce/baldız

sisterly[adj]

kardeşçe

sistine chapel[n]

Sistina Şapeli,Sistina Şapeli

sisyphean[n][adj]

Sisifos,Sisifos • Sisifos,sonu olmayan, boşuna ve zahmetli bir görevle ilgili

sisyphus[n]

Sisifos

sit[v]

oturmak

sit an exam[phrase]
sit around[v]

boş boş oturmak

sit back[v]

rahatlamak,keyfine bakmak

sit down[v]

oturmak

sit for[v]

poz vermek

sit on[v]

üzerine oturmak,karar vermeyi ertelemek

sit on a committee[phrase]
sit on hands[phrase]

eli kolu bağlı oturmak

sit out[v]

kenarda oturmak,katılmamak

sit right with[phrase]
sit spin[n]

oturarak dönüş,oturma dönüşü

sit through[v]

katlanmak,dayanmak

sit tight[phrase]
sit up[v]

dik oturmak

sit up and take notice[phrase]

dikkat kesilmek

sit well with[phrase]

içine sinmek

sit-up[n]

mekik

sitar[n]

sitar

sitcom[n]

durum komedisi

site[n][v]

alan • bir konum atamak,bir yer belirlemek

site supervisor[n]

şantiye sorumlusu

site-specific art[n]

mekana özgü sanat

site-specific theater[n]

mekana özgü tiyatro

sitta[n]

Sittidae'nin tip cinsi,sitta

sitter[n]

kuluçkaya yatan tavuk,kuluçkalık tavuk

sittidae[n]

sittidae,sıvacı kuşları

sitting[n][adj]

oturma,oturma pozisyonu • oturmuş,oturur pozisyonda

sitting duck[n]

kolay hedef

sitting room[n]

oturma odası,salon

sitting volleyball[n]

oturarak voleybol,oturarak voley

sittuyin[n]

sittuyin satrancı

situate[v]

konumlanmak

situated learning[n]

durumsal öğrenme,bağlamsal öğrenme

situation[n]

durum

situation drama[n]

durum draması,gerçekçi dram dizisi

situation puzzle[n]

durum bulmacası

situational[adj]

bağlamsal,durumsal

situational irony[n]

durumsal çelişki

situationally[adv]

durumsal olarak, bağlamsal olarak

situationist international[n]

durumcu enternasyonal

situationship[n]

situationship,belirsiz ilişki

sitz bath[n]

oturma banyosu,oturma küveti

siu yeh[n]

Hong Kong'da gece yarısı yemek yeme kültürü

sium sisarum[n]

yabani havuç,sisarum

six[n]

altı,altı noktalı kart

six nations championship[n]

Altı Ulus Şampiyonası

six pointer[n]

altı puanlık maç,kritik karşılaşma

six seven[interj]
six-bid solo[n]

six-bid solo kart oyunu

six-digit[adj]
six-figure[adj]

altı haneli,altı rakamlı

six-pack[n]

altılı karın kası

six-plus hold 'em[n]

six-plus hold 'em

six-pointer[n]

altı puanlık maç,belirleyici karşılaşma

six-shooter[n]

altıpatlar,altı mermilik tabanca

sixer[n]

altı,altı rakamı

sixteenth[det][n]

onaltıncı • on altıncı,on altıda bir

sixteenth note[n]

onaltılık nota

sixth[adj][n]

altıncı • altılı,altılı aralık

sixth form[n]

lise son iki yıl,altıncı form

sixth sense[n]

altıncı his

sixth-form college[n]

lise,üniversite öncesi eğitim kurumu

sixtieth[n][det]

altmışta bir,altmış eşit parçadan biri • altmışıncı,altmışıncı olan

sixty-fourth note[n]

altmışdörtlük nota

sixty-six[n]

Sixty-Six kart oyunu

sizable[adj]

önemli,büyük

size[n][adj][v]

ölçü • boyutlu • ayarlamak,uydurmak

size up[v]

değer biçmek

sized[adj]

boyutlu,ebatlı

sizzle[v][n]

cızırdamak,tıslamak • cızırtı,tısırtı

sizzling[adj]

cızırtılı,tıslamalı

sjogren’s syndrome[n]

Sjögren sendromu

ska[n]

ska

skag[n]

skag,eroin

skank[n][v]

skank,skank dansı • skank dansı yapmak,skank oynamak

skanky[adj]

iğrenç

skat[n]

skat kart oyunu

skate[n][v]

vatoz balığı • patenle kaymak

skate around[v]

konuyu geçiştirmek,kaçamak cevaplar vermek

skate over[v]

üstünkörü geçmek,atlatmak

skate park[n]

kaykay parkı,skatepark

skateboard[n][v]

kaykay • kaykay yapmak,skateboard sürmek

skateboarder[n]

kaykaycı,skateboardçu

skateboarding[n]

kaykay

skater[n]

patenci

skating[n]

paten kayma

skating rink[n]

buz pateni pisti,paten sahası

skating sport[n]

paten sporu,kayak sporu

skedaddle[v][n]

tüymek,kaçmak • hızlı kaçış,çabuk firar

skee-ball[n]

iç mekanda oynanan bir hedef oyunu

skeet shooting[n]

skeet atıcılığı,kil atışı

skeeve out[v]

tiksindirmek,iğrendirmek

LanGeek
Uygulamayı İndir