sloveniasmart smoke alarm
/ 69
sloveniasmart smoke alarm
slovenia[n]

Slovenya

slovenian[n][adj]

Sloven,Slovenya yerlisi • Sloven,Slovenya ile ilgili

slovenly[adj]

kirloz

slow[adj][v][adv]

yavaş • yavaşlanmak • yavaşça

slow as a snail[phrase]

kaplumbağa gibi yavaş

slow as molasses[phrase]

çok yavaş

slow cooker[n]

yavaş pişirici

slow cutting[n]

yavaş kesme

slow day[n]

sıkıcı ve verimsiz bir gün

slow down[v]

yavaşlamak

slow fade[v]

yavaşça uzaklaşmak,yavaş yavaş kopmak

slow food[n]

yavaş yemek yeme

slow lane[n]

yavaş şerit,yavaş araç şeridi

slow motion[n]

ağır çekim

slow order[n]

yavaşlama emri,hız azaltma talimatı

slow up[v]

yavaşlamak,hızını azaltmak

slow-moving[adj]

yavaş hareket eden

slow-witted[adj]

anlayışı yavaş,zeka olarak yavaş

slower[adv]

daha yavaş

slowly[adv]

yavaşça

slowly but surely[phrase]

yavaş ama emin adımlarla

slowpoke[n]

ağırkanlı,yavaş

slowworm[n]

yılanımsı kertenkele

sludge[n]

çamur,yarı katı atık

sludgy[adj]

balçıklı,çamurlu

slug[v][n]

sertçe vurmak,yumruklamak • sümüklü böcek

slug it out[phrase]
slugfest[n]

yumruk dövüşü,çıplak yumruk kavgası

sluggard[n]

miskin

slugger[n]

vurucu,sopaç

sluggish[adj]

miskin

sluggishly[adv]

ağır ağır,isteksizce

sluice[n][v]

su akışını düzenleyen araç • bir savaktan su ile sulamak,bir savaktan su ile sulamak

sluicing[adj][n]

dökülen,bir savaktan akar gibi • soru sözcüğü ile yapılan elips,elipsli soru cümlesi yapısı

slum[n][v]

gecekondu • yoksul mahallelerde vakit geçirmek,sınıf atlamak (ters anlamda)

slumber[v][n]

uyuklamak • uyku,dinlenme

slumberer[n]

uyuyan,uyuklayan

slumlord[n]

eski dairelerini kiraya veren kişi

slump[v][n]

aniden oturmak • düşüş,gerileme

slunt[n]

sürtük,orospu

slur[n][v]

leke,kir • bulanıklaşmak,belirsizleşmek

slurp[v][n]

ağzını şapırdatarak yemek • slurp,hörtüleme sesi

slurred[adj]

peltek,anlaşılmaz

slurry[n]

bulamaç

slush[n][v]

erimiş kar,çamurlu kar • dökmek,sıçratmak

slush fund[n]

örtülü fon

slushie[n]

slush

slushy[adj][n]

erimiş kar gibi,çamurlu • bir slush,bir dondurmalı içecek

slut[n]

sürtük,orospu

slutbag[n]

orospu,sürtük

slutfucker[n]

sürtük düşkünü,serseri kadın avcısı

sluthead[n]

orospu,sürtük

sly[adj]

kurnaz,sinsi

sly dog[n]

kurnaz köpek,kurnaz

slyly[adv]

sinsice,kurnazca

smaak[v]

sevmek,beğenmek

smack[v][n][adv]

şamar atmak • lezzetli,iştah açıcı • doğrudan, tam

smack dab[adv]

tam

smack lips[phrase]

ağzı sulanmak

small[adj][n][adv]

küçük • lumbar • nazikçe,özenle

small ad[n]

küçük ilan,kısa reklam

small blind[n]

küçük kör

small change[n]

ufak para,bozuk para

small clause[n]

küçük cümle

small fish in a pond[phrase]
small fortune[n]

küçük bir servet

small forward[n]

kısa forvet,küçük forvet

small fry[n]

küçük balık,önemsiz kişi

small hours[phrase]

sabaha karşı

small intestine[n]

ince bağırsak

small letter[n]

küçük harf,minüskül

small potatoes[phrase]

önemsiz şey

small saphenous vein[n]

küçük safen ven

small talk[n]

havadan sudan sohbet

small-minded[adj]

dar görüşlü

small-mindedness[n]

dar görüşlülük

small-scale[adj]

küçük ölçekli,küçük çaplı

small-time[adj]

önemsiz

smallholding[n]

küçük çiftlik,küçük tarım arazisi

smallie[n]

küçük,cüce

smallish[adj]

küçükçe,oldukça küçük

smallpox[n]

çiçek hastalığı

smarmy[adj]

yağcı,dalkavuk

smart[adj][v][n]

zeki • keskin bir acıya neden olmak,yanmak • ağrı

smart aleck[n]

çokbilmiş

smart as a whip[adj]

şimşek gibi zeki,kurnaz tilki gibi

smart card[n]

akıllı kart,çipli kart

smart casual[adj]

şık rahat giyim

smart cookie[phrase]

akıllı biri

smart device[n]

akıllı aygıt

smart door lock[n]

akıllı kapı kilidi

smart highway[n]

akıllı otoyol,bağlantılı karayolu

smart home[n]

akıllı ev,akıllı yuva

smart home hub[n]

akıllı ev sistemi

smart money[n]

akıllı para,içeriden haberi olanlar

smart notebook[n]

akıllı defter,akıllı not defteri

smart off[v]

küstahça konuşmak,saygısızca cevap vermek

smart outlet[n]

akıllı priz

smart plug[n]

akıllı priz

smart smoke alarm[n]

akıllı yangın alarmı

LanGeek
Uygulamayı İndir