Ara
to slump
01
aniden oturmak
to sit, lean or fall heavily or suddenly, typically due to exhaustion, weakness, or lack of energy.
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
hareket fiili
düzenli
şimdiki zaman
slump
3. tekil kişi
slumps
şimdiki zaman ortacı
slumping
basit geçmiş zaman
slumped
geçmiş zaman ortacı
slumped
Örnekler
After the long hike, he slumped onto the rock, catching his breath and resting his tired legs.
Uzun yürüyüşten sonra, nefesini tutarak ve yorgun bacaklarını dinlendirerek kayaya yığıldı.
02
düşüş yaşamak, gerilemek
to experience a significant failure or decline in performance, quality, or overall condition.
Intransitive
Örnekler
Despite early success, the team began to slump in the second half of the season.
Erken başarıya rağmen, takım sezonun ikinci yarısında düşüşe geçti.
03
çökmek, kamburlaşmak
to adopt a posture or carriage characterized by a noticeable drooping or slouching, often indicating weariness, dejection, or lack of energy
Intransitive
Örnekler
As the monotonous meeting continued, participants began to slump in their chairs.
Monoton toplantı devam ederken, katılımcılar sandalyelerinde çökmeye başladı.
04
düşüş yaşamak, çöküşe geçmek
to experience a sudden and significant decrease or decline in price, value, or amount
Intransitive
Örnekler
The company's stock slumped after the unexpected economic downturn.
Şirketin hisseleri, beklenmeyen ekonomik düşüşün ardından düştü.
Slump
01
düşüş, gerileme
a noticeable deterioration in performance or quality
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
slumps
02
durgunluk, ekonomik durgunluk
a long-term economic state characterized by unemployment and low prices and low levels of trade and investment



























