Ara
to slump
01
aniden oturmak
to sit, lean or fall heavily or suddenly, typically due to exhaustion, weakness, or lack of energy.
Intransitive
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
hareket fiili
düzenli
şimdiki zaman
slump
3. tekil kişi
slumps
şimdiki zaman ortacı
slumping
basit geçmiş zaman
slumped
geçmiş zaman ortacı
slumped
Örnekler
As the long day at work took its toll, he slumped into his office chair, ready to unwind.
Uzun iş gününün yükü ağır basarken, ofis koltuğuna çöküverdi, dinlenmeye hazır.
02
düşüş yaşamak, gerilemek
to experience a significant failure or decline in performance, quality, or overall condition.
Intransitive
Örnekler
The artist 's career slumped when their latest works failed to resonate with critics and the public.
Sanatçının kariyeri, son eserleri eleştirmenler ve halkla rezonans bulamayınca düştü.
03
çökmek, kamburlaşmak
to adopt a posture or carriage characterized by a noticeable drooping or slouching, often indicating weariness, dejection, or lack of energy
Intransitive
Örnekler
With each passing hour of the tedious lecture, attendees gradually began to slump in their seats.
Sıkıcı dersin her geçen saatiyle, katılımcılar yavaş yavaş koltuklarında çökmeye başladı.
04
düşüş yaşamak, çöküşe geçmek
to experience a sudden and significant decrease or decline in price, value, or amount
Intransitive
Örnekler
The company 's profits slumped after the recall of a popular product.
Şirketin kârları, popüler bir ürünün geri çağrılmasının ardından düştü.
Slump
01
düşüş, gerileme
a noticeable deterioration in performance or quality
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
slumps
02
durgunluk, ekonomik durgunluk
a long-term economic state characterized by unemployment and low prices and low levels of trade and investment



























