sobersofa
/ 69
sobersofa
sober[adj][v]

ayık • ayılmak,kendine gelmek

sober as a judge[phrase]
sober up[v]

ayılmak

sobering[adj]

düşündürücü,ciddi

soberly[adv]

ağırbaşlı bir şekilde,ciddiyetle

sobriety[n]

ayıklık

soccer[n]

futbol

soccer ball[n]

futbol topu,futbol topu

soccer field[n]

futbol sahası,futbol alanı

soccer golf[n]

futbol golf

soccer player[n]

futbol oyuncusu

sociability[n]

sosyallik

sociable[adj][n]

arkadaş canlısı • parti,sosyal toplantı

social[adj][n]

sosyal • sosyal etkinlik,toplumsal buluşma

social activity[n]

sosyal etkinlik

social bookmarking[n]

sosyal imleme

social butterfly[n]

çok sosyal biri

social capital[n]

sosyal sermaye,ilişkisel sermaye

social circle[n]
social class[n]

toplumsal sınıf

social conscience[n]

sosyal vicdan

social contract[n]

toplumsal sözleşme

social dance[n]

sosyal dans

social dancer[n]

sosyal dansçı,dans balosuna katılan kişi

social dialect[n]

toplumsal lehçe

social distance[n]

sosyal mesafe

social distancing[n]

sosyal mesafelenme

social event[n]

etkinlik

social exclusion[phrase]
social fabric[phrase]
social function[n]

sosyal fonksiyon,sosyal etkinlik

social gathering[n]

sosyal toplantı,toplumsal buluşma

social glue[n]

sosyal yapıştırıcı,toplumsal tutkal

social group[n]

sosyal grup

social identity[n]
social inequality[n]

sosyal boşluk

social jet lag[phrase]
social justice[n]

sosyal adalet,toplumsal adalet

social learning theory[n]

sosyal öğrenme teorisi,toplumsal öğrenme kuramı

social life[n]

sosyal hayat,toplumsal yaşam

social media[n]

sosyal medya

social media manager[n]

sosyal medya yöneticisi

social movement[n]

toplumsal hareket

social network[n]

sosyal ağ

social networking[n]

sosyal medya kullanımı

social occasion[n]

sosyal etkinlik,toplumsal olay

social outcomes[n]
social rank[n]

sosyal statü

social realism[n]

sosyal gerçekçilik

social science[n]

sosyal bilimler,sosyal bilim

social service[n]

sosyal hizmetler

social status[n]

sosyal statü

social studies[n]

sosyal bilimler

social welfare[n]

sosyal yardım,refah devleti yardımı

social worker[n]

sosyal hizmetler görevlisi

socialism[n]

sosyalizm

socialist[n][adj]

sosyalist • sosyalist

socialist realism[n]

Sosyalist Gerçekçilik

socialization[n]

sosyalleşme,toplumsal uyum

socialize[v]

başkalarıyla iletişime geçmek

socialized medicine[n]

sosyalleştirilmiş sağlık hizmeti

socializing[n]

sosyalleşme

socially[adv]

sosyal olarak

sociative case[n]

beraberlik hâli

societal[adj]

toplumsal,sosyal

societally[adv]

toplumsal olarak,toplumla ilgili bir şekilde

society[n]

cemiyet

sociocultural[adj]

sosyokültürel

sociocultural theory of cognitive development[n]

bilişsel gelişimin sosyokültürel teorisi,kültürel bağlamda bilişsel büyümenin sosyal etkileşim teorisi

socioeconomic[adj]

sosyoekonomik,sosyo-ekonomik

socioeconomically[adv]

sosyoekonomik olarak,sosyal ve ekonomik faktörler açısından

sociolinguist[n]

sosyolinguist,toplumdilbilimci

sociolinguistics[n]

toplumdilbilim

sociological[adj]

toplumbilimsel

sociologically[adv]

sosyolojik olarak,sosyolojik açıdan

sociologist[n]

toplum bilimci

sociology[n]

sosyoloji

sociopath[n]

antisosyal

sociopathic[adj]

sosyopatik

sociopathic personality[n]

antisosyal kişilik bozukluğu

sock[n][v]

çorap • sert vurmak,şiddetle vurmak

sock away[v]

biriktirmek,kenara ayırmak

sock monkey[n]

çorap maymun

socket[n]

soket

socket wrench[n]

lokma anahtarı

socratic[adj]

Sokratik

sod[n][v]

çim,çimen • çim ile kaplamak,çimlendirmek

sod it[interj]

Kahretsin,Lanet olsun

sod's law[phrase]
soda[n]

soda

soda ash[n]

sodyum karbonat,soda külü

soda biscuit[n]

soda bisküvi

soda bread[n]

sodalı ekmek

soda pop[n]

gazoz,meşrubat

soda water[n]

soda

sodden[adj]

sırılsıklam

sodium[n]

sodyum

sodium bicarbonate[n]

sodyum bikarbonat

sodium hydrogen carbonate[n]

sodyum hidrojen karbonat,sodyum bikarbonat

sofa[n]

kanepe

LanGeek
Uygulamayı İndir