sequelset a rule
/ 69
sequelset a rule
sequel[n]

devam

sequence[n][v]

dizi, sıra • sıralamak

sequence shot[n]

süreklilik çekimi

sequencer[n]

sıralayıcı,dizi düzenleyici

sequent[adj]

ardışık

sequential[adj]

ardışık,sıralı

sequentially[adv]

sıralı olarak,düzenli bir şekilde

sequester[v]

tecrit etmek

sequestrate[v]

ayırmak

sequin[n]

pul

sequoia[n]

sekoya,dev sekoyası

serape[n]

serap

seraphic[adj]

meleklere ait

serbia[n]

Orta ve Kuzey Yugoslavya'da tarihi bir bölge; Sırplar bölgeye 6. ve 7. yüzyıllarda yerleşti,Sırbistan

serbian[n][adj]

Sırp • Sırp

serdab[n]

serdab

serefe[n]

minare balkonu

serenade[n][v]

serenat • serenat yapmak,aşk şarkısı söylemek

serendipitous[adj]

şanslı,tesadüfi

serendipitously[adv]

tesadüfen şanslı bir şekilde,beklenmedik ve şanslı bir şekilde

serendipity[n]

şans eseri bulma

serene[adj]

huzurlu

serenity[n]

sakinlik

serf[n]

serf,köle

sergeant[n]

çavuş

sergeant at arms[n]

meclis güvenlik görevlisi

sergeant major[n]

başçavuş balığı

serial[adj][n]

seri • dizi

serial comma[n]

seri virgül

serial killer[n]

seri katil

serially[adv]

seri olarak,ardışık şekilde

seriema[n]

çunga kariyaması

series[n]

seri

series circuit[n]
serif[n]

bir harfe ilişik küçük çıkıntı çizgi (yazı karakterinde)

serin[n]

serin

serious[adj]

tehlikeli

serious music[n]

ciddi müzik,klasik müzik

seriously[adv]

ciddi anlamda

seriousness[n]

ciddiyet

sermon[n]

dinî konuşma

sermonize[v]

vaaz vermek

serology[n]

serum bilimi

serotonin[n]

serotonin,5-hidroksitriptamin (5-HT)

serow[n]

capricornis

serpent[n]

yılan

serpentine[adj]

kıvrımlı,yılan gibi

serrated[adj]

tırtıklı

serum[n]

serum

serval[n]

serval kedisi

servant[n]

hizmetçi

serve[v][n]

servis yapmak • servis,başlama vuruşu

serve a purpose[phrase]
serve right[phrase]

oh olsun

serve up[v]

sunmak

server[n]

ana bilgisayar

service[n][v]

hizmet • bağlı olmak,hizmet verilmek

service charge[n]

servis ücreti

service court[n]

servis alanı,servis karesi

service entrance[n]

servis girişi,hizmet girişi

service learning[n]

hizmet öğrenimi,toplum hizmeti yoluyla öğrenme

service man[n]

servis elemanı,tamirci

service provider[n]

internet servis sağlayıcı

service road[n]

servis yolu,ulaşım yolu

service station[n]

benzin istasyonu

service top[n]

hizmet üstü,hizmet veren üst

serviceable[adj]

kullanılabilir,hizmete hazır

serviceman[n]

asker,hizmet eri

serviette[n]

peçete

servile[adj]

alçak

serving[n]

tebligat,bildirim

serving dish[n]

servis tabağı,servis kabı

servitude[n]

kölelik

sesame[n]

susam

sesame oil[n]

susam yağı

sesame seed[n]

susam tohumu

sesamum indicum[n]

Hint susamı,Doğu Hindistan'dan yıllık dik bir bitki; susam tohumu veya benniseed ve susam yağı kaynağı

sesh[n]

seans,oturum

sesotho[n]

Sesotho,Basotho tarafından konuşulan Sotho lehçesi; Lesotho'nun resmi dillerinden biri

sess[n]

ot,esrar

session[n]

oturum,birleşim

session beer[n]

hafif alkollü bira

sestet[n]

sestet,altılı

set[v][n][adj]

koymak • set,seri • hazır

set a boundary[phrase]
set a budget[phrase]
set a condition[phrase]
set a course[phrase]
set a date[phrase]
set a deadline[phrase]
set a foundation[phrase]
set a goal[phrase]
set a limit[phrase]
set a parameter[phrase]
set a password[phrase]
set a plan[phrase]
set a precedent[phrase]
set a record[phrase]
set a reminder[phrase]
set a rule[phrase]
LanGeek
Uygulamayı İndir