staffingstand out a mile
/ 69
staffingstand out a mile
staffing[n]
staffroom[n]

öğretmenler odası

stag[n][v]

erkek geyik • gizlice gözlemek,gizlice izlemek

stag beetle[n]

geyik böceği

stag night[n]

bekâr gecesi,erkek arkadaşlarla düzenlenen gece

stag party[n]

bekârlığa veda partisi,erkek bekâr partisi

stage[n][v]

evre • sahnelemek

stage combat[n]

sahne dövüşü

stage design[n]

sahne tasarımı,dekor tasarımı

stage direction[n]

sahne düzeni

stage door[n]

kulis kapısı

stage left[n]

sahnenin solu

stage lighting[n]

sahne ışıklandırması

stage magic[n]

sahne sihirbazlığı

stage manager[n]

rejisör

stage right[n]

sahne sağı

stage whisper[n]

oyuncunun fısıldayarak konuşması

stage-manage[v]

sahne yönetmek

stage-struck[adj]

oyuncu olmaya düşkün

stagecoach[n]

posta arabası,yolcu arabası

stagecraft[n]

sahneye koyma sanatı

staged[adj]

sahnelenmiş

stagehand[n]

sahne görevlisi

stagflation[n]

stagflasyon

stagger[v][n]

sendelemek,yalpalayarak yürümek • sendeleme,dengesiz yürüyüş

staggering[adj][n]

afallatıcı • sendeleme,yalpalama

staggeringly[adv]

inanılmayacak derecede

staggers[n]

yürüme bozukluğu hastalığı

staghorn sumac[n]

amerikan sumağı

stagily[adv]

yapmacık bir şekilde,abartılı bir şekilde

staging[n]

posta arabasıyla seyahat,posta arabasıyla yolculuk

staging area[n]

hazırlık alanı,toplanma bölgesi

stagnant[adj]

durgun

stagnate[v]

durgunlaşmak

stagnation[n]

ekonomik durgunluk

stagy[adj]

sahneye uygun

staid[adj]

ağırbaşlı

stain[v][n]

boyamak • leke,benek

stain remover[n]

leke çıkarıcı

stained[adj]

lekeli

stained glass[n]

vitray

stainless[n][adj]

paslanmaz çelik • lekesiz,kusursuz

stainless steel[n]

paslanmaz çelik

stainless steel cleaner[n]

paslanmaz çelik temizleyici

stair[n]

merdiven basamağı

staircase[n]

merdiven

stairs[n]

merdiven,basamaklar

stairway[n]

merdiven

stairwell[n]

merdiven boşluğu

stake[n][v]

yatırım yapılan para • bağlamak,kazığa bağlamak

stake on[v]

üzerine bahse girmek,riske atmak

stake out[v]

gözlemek,takip etmek

stake-out[n]

gözlem,takip

stakeholder[n]

paydaş,ilgili taraf

stalactite[n]

sarkıt,damlataş

stalagmite[n]

dikitit,mağara tabanından yükselen mineral oluşumu

stale[adj][v]

bayat • işemek,çiş yapmak

stalemate[n][v]

pata (satranç) • çıkmaza girmek,köşeye sıkışmak

stalk[v][n]

peşine düşmek • bitki sapı

stalker[n]

iz sürücü,takipçi

stalker vision[n]

karakter bakış açısı

stalking[n]

taciz,takip

stall[n][v]

ahır,bölme • oyalama yapmak,geciktirmek

stall shower[n]

duş kabini

stallholder[n]
stallion[n]

aygır

stalls[n]

ahır,at barınağı

stalwart[adj][n]

sadık • sadık destekçi,dayanak

stamina[n]

dayanma gücü

stammer[v][n]

kekelemek,peltek konuşmak • kekemelik,pelteklik

stamp[n][v]

pul • damgalamak,mühürlemek

stamp collecting[n]

pul koleksiyonculuğu

stamp of approval[phrase]
stamp on[v]

ezmek,yok etmek

stamp out[v]

ortadan kaldırmak,yok etmek

stan[v][n]

birine veya bir şeye fanatik bir şekilde hayran olmak,birini veya bir şeyi takıntılı bir şekilde sevmek • fanatik,takıntılı hayran

stance[n]

duruş,pozisyon

stanch[v]

durdurmak

stanchion[n]

payanda

stand[v][n]

ayakta durmak • tezgah,stand

stand a chance[phrase]

şansı olmak

stand around[v]

bir şey yapmadan etrafta durmak,ayakta beklemek

stand aside[v]

kenara çekilmek,geri çekilmek

stand back[v]

geri çekilmek,uzak durmak

stand by[v]

askıya almak

stand down[v]

bulunduğu makama bir daha aday olmamak

stand fast[phrase]
stand firm[v]

fikrinden vazgeçmemek

stand for[v]

temsil etmek,simgelemek

stand ground[phrase]

duruşundan vazgeçmemek

stand in[v]

yerine geçmek,yedeklemek

stand in good stead[phrase]

ileride işe yaramak

stand mixer[n]

karıştırıcı

stand off[v]

uzak tutmak,püskürtmek

stand on ceremony[phrase]

fazla resmî davranmak

stand on dignity[phrase]
stand on own feet[phrase]

kendi ayakları üzerinde durmak

stand on the shoulders of giants[phrase]

öncekilerin birikimi üzerine kurmak

stand out[v]

göze çarpmak

stand out a mile[phrase]

uzaktan bile belli olmak

LanGeek
Uygulamayı İndir