suffocatesummons
/ 69
suffocatesummons
suffocate[v]

boğmak,nefes alamaz hale getirmek

suffocation[n]

boğulma,nefes kesilmesi

suffrage[n]

oy hakkı

suffragist[n]

kadınların oy hakkını savunan

suffuse[v]

su serpmek

sufi[n][adj]

sufi • sufi, sufizm ile ilgili

sugar[n][v]

şeker • şekerle tatlandırmak

sugar alcohol[n]

şeker alkolü

sugar ant[n]

şeker karıncası

sugar apple[n]

şeker elması

sugar baby[n]

şeker bebeği,sugar baby

sugar beet[n]

şeker pancarı

sugar bowl[n]

şekerlik

sugar candy[n]

akide şekeri

sugar cane[n]

şeker kamışı

sugar cookie[n]

şekerli kurabiye

sugar cube[n]

küp şeker

sugar daddy[n]

şeker baba,sugar daddy

sugar lump[n]

küp şeker

sugar momma[n]

şeker anne,şeker mommy

sugar paper[n]

renkli kağıt,renkli karton

sugar pea[n]

şeker bezelyesi,düz yenilebilir kabuklu bezelye

sugar snap pea[n]

kabuklu yeşil bezelye

sugar spoon[n]

şeker kaşığı

sugar syrup[n]

şeker şerbeti

sugar tongs[n]

şeker maşası

sugar-free[adj]

şekersiz

sugarberry[n]

şeker çileği,sugarberry

sugarcoat[v]

güzel göstermek,tatlandırmak

sugared[adj]

şekerli,şeker kaplı

sugarplum[n]

bonbon

sugary[adj]

şekerli

suggest[v]

teklif etmek

suggestible[adj]

önerilebilir

suggestion[n]

teklif

suggestive[adj]

ima edici,çağrıştırıcı

suhur[n]

sahur

suicidal[adj]

intihara yol açan

suicide[n][v]

intihar • intihar etmek,kendi canına kıymak

suit[n][v]

takım elbise • yakışmak

suit down to the ground[phrase]

birine tam uymak

suit every pocket[phrase]

her bütçeye uygun olmak

suit of clothes[n]

takım elbise,kıyafet takımı

suit up[v]

giyinmek,kıyafet giymek

suitable[adj]

uygun

suitably[adv]

uygun şekilde,münasip bir şekilde

suitcase[n]

valiz

suite[n]

süit

suited[adj]

uygun,elverişli

suited and booted[phrase]

takım elbise ve ayakkabıyla

sujebi[n]

sujebi

sujeo[n]

sujeo

sukiya-zukuri[n]

sukiya-zukuri

sukiyaki[n]

sukiyaki

sulcabrush[n]

sulkafırça

sulcus[n]

sulkus

sulcus lateralis cerebri[n]

lateral fissür

sulfite[n]
sulfur[n][v]

kükürtlemek,kükürt ile muamele etmek

sulfur butterfly[n]

sülfür kelebeği

sulfur dioxide[n]

kükürt dioksit,kükürtlü anhidrit

sulk[v][n]

surat asmak • somurtkanlık,surat asma

sulky[n][adj]

sulky,hafif yarış arabası • asık suratlı

sullen[adj]

suratsız

sully[v]

alnına leke sürmek

sulphur-crested cockatoo[n]

kükürt taçlı kakadu

sultan[n]

sultan,hükümdar

sultana[n]

sultaniye üzümü

sultanate[n]
sultry[adj]

tutkulu

sum[n][v]

tutar • toplamak,eklemek

sum and substance[phrase]
sum of its parts[phrase]

parçalarının toplamından fazlası

sum up[v]

toparlamak

sum-up[n]

özet,kısa açıklama

sumac[n]

sumak

sumach[n]

sumak,sumak (Rhus cinsinin zehirsiz üyeleri)

sumi[n]

Japon mürekkebi

summa cum laude[adv][adj]

en yüksek akademik başarıyla • en yüksek onurla; en yüksek akademik derece ile

summarily[adv]

kısaca,gecikmeksizin

summarize[v]

özetlemek

summary[n][adj]

özet • özet,kısaltılmış

summate[v]

toplamak,toplamını belirlemek

summation[n]

özet,sonuç özeti

summer[n][v]

yaz • yaz geçirmek,yazlamak

summer camp[n]

yaz kampı

summer olympics[n]

Yaz Olimpiyatları,Yaz Oyunları

summer pudding[n]

yaz pudingi

summer salad[n]

yaz salatası

summer school[n]

yaz okulu

summer solstice[n]

yaz gündönümü

summer stock theater[n]

yazlık tiyatro

summerhouse[n]

yazlık ev,yazlık köşk

summertime[n]

yaz,yaz mevsimi

summery[adj]

yazlık,yaza özgü

summing-up[n]

yargıcın yaptığı özet

summit[n][v]

zirve • zirveye ulaşmak,tırmanmak

summon[v]

çağırmak,mahkemeye çağırmak

summon up[v]

hatırlatmak,canlandırmak

summons[n][v]

celp,mahkeme çağrısı • çağırmak,davet etmek

LanGeek
Uygulamayı İndir