stand patstartlingly
/ 69
stand patstartlingly
stand pat[phrase]

bildiğinden şaşmamak

stand still[v][phrase]
stand the sight of[phrase]

birisini görmeye zorla katlanmak

stand the test of time[phrase]

zamana dayanmak

stand to reason[phrase]

mantıklı olmak

stand trial[phrase]
stand up[v]

kalkmak

stand up and be counted[phrase]

açık bir şekilde desteğini göstermek

stand up for[v]

savunmak

stand up to[v]

karşı koymak,dik durmak

stand-alone[adj]

bağımsız

stand-in[n]

yerine çalışan kimse

stand-off[n]

çıkmaz,karşılıklı direniş

stand-up[adj]

ayakta

stand-up comedy[n]

Stand-up komedi

stand-up paddle board[n]

ayakta kürek sörfü tahtası,stand-up paddle tahtası

stand-up paddleboarding[n]

ayakta kürek sörfü,stand up paddleboarding

standard[adj][n]

standart • standart,ölçüt

standard coordinate plane[n]

standart koordinat düzlemi,standart kartezyen düzlem

standard deviation[n]

standart sapma,ortalama sapma

standard gauge[n]

standart ölçü,standart hat açıklığı

standard issue[n][adj]

standart teçhizat,standart donanım • standart

standard language[n]

standart dil

standard of living[phrase]

yaşam standardı

standard poodle[n]

standart kaniş,standart boyutta kaniş

standardization[n]

kalibrasyon, standardizasyon

standardize[v]

standartlaştırmak,normalleştirmek

standardized[adj]

standartlaştırılmış,normalize edilmiş

standardizer[n]

standardize edici,norm belirleyici

standby ticket[n]

standby bileti,son dakika bileti

standing[n][adj][adv]

itibar • ayakta,dik duran • isteyerek,gönüllü olarak

standing climb[n]

ayakta tırmanış,ayakta çıkış

standing order[n]

daima yürürlükte olan emir

standing ovation[phrase]
standoffish[adj]

mesafeli

standoffishness[n]

mesafeli olma,soğukluk

standout[adj][n]

olağanüstü,göze çarpan • göze çarpan,öne çıkan

standpipe[n]

yangın boru sistemi

standpoint[n]

görüş

stanislavski's method[n]

Stanislavski Tekniği

stanky[adj]

kokmuş,pis kokulu

stanley cup[n]

Stanley Kupası,Stanley Cup ödülü

stanza[n]

şiir kıtası

stapes[n]

üzengi kemiği

staple[n][v][adj]

temel ürün,temel gıda • zımbalayarak tutturmak,zımba ile tutturmak • temel,ana

staple diet[n]

temel gıdalara dayalı diyet

staple fiber[n]

kesik elyaf,stapel elyaf

staple gun[n]

zımba tabancası

staple wire[n]

zımba teli

staplegun[n]

zımba,zımba tabancası

stapler[n]

zımba

stapling[n]

zımbalı ciltleme

stapling machine[n]

zımbalama makinesi,zımba

star[n][v][adj]

yıldız • yıldızla işaretlemek,bir yıldız ile vurgulamak • yıldız, başrol

star anise[n]

yıldız anason

star apple[n]

yıldız elması,kaimito

star divination[n]

astroloji,yıldız falcılığı

star fruit[n]

yıldız meyvesi

star in eyes[phrase]
star polyhedron[n]

yıldız çokyüzlü

star-nosed mole[n]

yıldız burunlu köstebek

star-shaped[adj]

yıldız şeklinde,yıldızsı

star-studded[adj]

ünlülerle dolu

starboard[n][v][adj]

sancak,sancak tarafı • sancak,sancak tarafına dönmek • sancak,sancak tarafı

starch[n][v]

nişasta • nişastalamak,kolalama

starch wheat[n]

nişastalı sert kırmızı buğday,özellikle Rusya ve Almanya'da yetiştirilen sert kırmızı buğday

starchy[adj]

nişastalı

stare[v][n]

dik dik bakmak • sabit bakış,dikiz

stare in the face[phrase]

göz önünde olmak

starfish[n]

deniz yıldızı

stargazing[n]
staring[adj]

sabit,dik dik bakan

stark[adj][adv]

sert,acımasız • tamamen,kesinlikle

stark naked[adj]

tamamen çıplak,anadan üryan

starkly[adv]

açıkça,sert bir şekilde

starlet[n]

genç yıldız

starling[n]

sığırcık

starring[adj]

katılanlar

starring role[n]

ana karakter

starship[n]

yıldız gemisi,uzay gemisi

start[v][n]

başlamak (bir şeyi yapmaya) • başlama

start afresh[phrase]
start off[v]

başlatmak

start on at[v]

azarlamak,söylenmek

start out[v]

başlamak

start up[v]

başlatmak,başlamak

start-up[n]

başlatma,girişim

started it[phrase]

önce o başlattı

starter[n]

marş motoru,başlatıcı

starter kit[n]

başlangıç kiti,başlangıç seti

starter marriage[n]

deneme evliliği

starting block[n]

başlangıç bloğu,start bloğu

starting gate[n]

başlama kapısı,start kapısı

starting line[n]

başlangıç çizgisi,başlama çizgisi

starting pitcher[n]

açılış atıcısı,başlangıç fırlatıcısı

starting price[n]

başlangıç fiyatı

startle[n][v]

ürkme,şaşkınlık • ürkütmek,şaşırtmak

startled[adj]

ürkek,şaşırmış

startling[adj]

şaşırtıcı

startlingly[adv]

şaşırtıcı bir şekilde,hayret verici bir biçimde

LanGeek
Uygulamayı İndir