search and rescuesect
/ 69
search and rescuesect
search and rescue[phrase]
search bar[n]

arama çubuğu

search engine[n]

arama motoru

search warrant[n]

arama emri,arama kararı

searchable[adj]

aranabilir,taranabilir

searcher[n]

arayıcı,metalik mavi-yeşil böcek

searcher beetle[n]

tırtıl avcısı metalik mavi-yeşil renkli bir böcek

searing[adj]

yakıcı,kavurucu

seascape[n]

deniz manzarası

seashell[n][adj]

deniz kabuğu • sarımsı kirli beyaz

seashell pasta[n]

deniz kabuğu makarna,kabuk şeklinde makarna

seashore[n]

deniz kıyısı,sahil

seasick[adj]

deniz tutmuş

seasickness[n]

kinetozis

seaside[n][adj]

deniz kıyısı • deniz kenarı,sahil

season[n][v]

mevsim • alıştırmak,tecrübe kazandırmak

season pass[n]

kombine bilet

season ticket[n]

sezonluk bilet

seasonable[adj]

zamanında,uygun zamanda

seasonal[adj][n]

mevsimlik • mevsimlik,mevsimlik işçi

seasonal affective disorder[n]

mevsimsel duygulanım bozukluğu

seasonal worker[n]

mevsimlik işçi,geçici işçi

seasonally[adv]

mevsimsel olarak,mevsime göre

seasoned[adj]

terbiyeli

seasoning[n]

çeşni

seat[n][v]

koltuk • oturtmak,yerleştirmek

seat at the table[phrase]
seat belt[n]

emniyet kemeri

seated[adj]

oturan,yerleşmiş

seated climbing[n]

oturarak tırmanma,oturarak yokuş çıkma

seating[n]

oturma düzeni,koltuk yerleştirme hizmeti

seattle[n]

Seattle,Seattle

seawall[n]

deniz duvarı,dalga kıran

seaward[n][adj][adv]

denize doğru yön,deniz tarafı • denize doğru,deniz yönünde • denize doğru,deniz yönünde

seawater[n]

deniz suyu,tuzlu su

seaweed[n]

deniz yosunu

sebaceous gland[n]

yağ bezi

sebil[n]

sebil

seborrheic eczema[n]

seboreik dermatit

sec[n][adj]

saniye,sn • sek, brut

secale cereale[n]

çavdar,yetiştirilen çavdar

secant[n]

sekant

secede[v]

ayrılmak

secession[n]

ayrılma

seckel[n]

seckel armudu,seckel

seckel pear[n]

seckel armudu

seclude[v]

ayırmak

secluded[adj]

gözden ırak

seclusion[n]

inzivaya çekilme

second[adj][n][adv][v]

ikinci • saniye • ikinci olarak,ikinci sırada • desteklemek,ikinci etmek

second assistant director[n]

ikinci yardımcı yönetmen

second banana[n]

ikinci muz,komik için stooge olarak hareket eden performansçı

second base[n]

ikinci kale,ikinci üs

second best[n]

ikinci en iyi

second bite at the cherry[phrase]

ikinci şans

second breakfast[n]

ikinci kahvaltı

second class[n][adv]

ikinci sınıf,ekonomi sınıfı • ikinci sınıf olarak

second class honours degree[n]

ikinci sınıf onur derecesi,ikinci sınıf şeref derecesi

second fiddle[n]

ikinci keman,ikinci rol

second gear[n]

ikinci vites,ikinci dişli

second hand[n][adv]

saniye ibresi,ikinci el • ikinci el

second joint[n]

but,butun üst kısmı

second language[n]

ikinci dil

second nature[n]

ikinci doğa

second position[n]

balede ikinci pozisyon

second striker[n]

ikinci forvet,destek forveti

second thought[phrase]

düşününce

second to none[phrase]

rakipsiz

second wind[n]

sürekli idmanla açılan nefes

second-degree burn[n]

ikinci derece yanık

second-guess[v]

eleştirmek

second-person narrative[n]

ikinci şahıs bakış açısı

second-rate[adj]

ikinci sınıf

second-year[adj]

ikinci yıl

secondarily[adv]

ikincil olarak,ikinci derecede

secondary[adj][n]

ikincil • sekonder,ikincil sargı

secondary care[n]

ikincil bakım,uzmanlık tedavisi

secondary coil[n]

ikincil bobin,sekonder sargı

secondary education[n]

ortaöğretim,ikinci öğretim

secondary modern school[n]

modern ortaokul,modern lise

secondary rib[n]

ikincil kaburga

secondary school[n]

ortaokul

secondary stress[n]

ikincil stres

secondhand[adj][adv]

ikinci el • ikinci elden

secondly[adv]

ikincisi

secondment[n]

geçici görevlendirme

secrecy[n]

gizlilik,sır

secret[n][adj]

sır • gizli

secret code[n]

gizli şifre

secret police[n]

gizli polis,siyasi polis

secretarial[adj]
secretary[n]

sekreter

secretary bird[n]

sekreter kuşu

secrete[v]

salgılamak

secreter[n]

salgılayıcı

secretive[adj]

gizemli

secretly[adv]

gizlice

secretor[n]

salgılayıcı,salgı bezi

secretory organ[n]

salgı organı,salgı bezi

sect[n]

tarikat

LanGeek
Uygulamayı İndir