skip jiveslate pencil
/ 69
skip jiveslate pencil
skip jive[n]

skip jive dansı

skip off[v]

sıvışmak,kaçmak

skip out[v]

kaçmak,atlamak

skip rope[n]

atlama ipi,ip atlama

skip-it[n]

bir tür açıkhava aktivitesi

skipjack[n]

yazılı orkinos

skipjack tuna[n]

yazılı orkinos,skipjack ton balığı

skipper[n][v]

zıpzıplar • bir gemide kaptan olarak çalışmak,bir tekne üzerinde skipper olarak görev yapmak

skipping rope[n]

atlama ipi,ip atlama

skirmish[n][v]

çatışma,çarpışma • çatışmak

skirret[n]

sium sisarum

skirt[n][v]

etek • geçiştirmek

skirt around[v]

dolanmak,kaçınmak

skirt-chaser[n]

etek avcısı,kadın düşkünü

skirting board[n]

süpürgelik,döşeme kenarlığı

skite[v][n]

kafayı çekmek,içip sızmak • övünççü,kibirli kişi

skittish[adj]

ürkek,korkak

skittles[n]

dokuz kuka oyunu

skive[v]

kazımak,tıraşlamak

skivvy[n]

işçi tişörtü

skobeloff[adj]

ilkbahar yeşili

skoliosexual[n]

skolioseksüel,skolioseksüel kişi

skollie[n]

serseri,küçük suçlu

skoolie[n]

eğlence aracı veya küçük ev olarak kullanılan dönüştürülmüş bir okul otobüsü,bir skoolie

skopos theory[n]

skopos kuramı

skort[n]

şort etek

skua[n]

korsan martı

skulk[v][n]

sinsice dolaşmak • tilki sürüsü

skull[n]

kafatası

skullfuck[v]

aklı çelmek,zihnen altüst etmek

skullfucker[n]

cinsel sapık,saldırgan müstehcen

skunk[n][v]

kokarca • ezmek,utandırmak

skunky[adj]

kötü kokulu,kokarca gibi kokan

sky[n][v]

gökyüzü • hafifçe atmak,hafif bir hareketle fırlatmak

sky dive[v]

paraşütle atlamak,serbest paraşüt yapmak

sky magenta[adj]

eflatun gökyüzü rengi

sky-blue[adj][n]

gök mavisi • gök mavisi,açık mavi

sky-high[adv][adj]

çok yüksek,çok yüksek bir seviyeye • gökyüzü kadar yüksek,son derece yüksek

skycap[n]
skydive[v]

paraşütle atlamak, serbest düşüş yapmak

skydiver[n]

paraşütçü,hava dalışçısı

skydiving[n]

serbest paraşüt

skyf[n][v]

sigara,dal • sigara içmek,bir sigara yakmak

skyjack[v]

uçak kaçırmak,hava korsanlığı yapmak

skylark[v][n]

şakalaşmak,hoplayıp zıplamak • tarla kuşu

skylight[n]

tavan penceresi

skyline[n]

ufuk çizgisi,horizon

skype[n][v]

skype • skype ile aramak

skyrocket[n][v]

fişek,havai fişek parçası • fırlamak

skyscraper[n]

gökdelen

skyscraping[adj]

çok yüksek,baş döndürücü

skyward[adv][adj]

gökyüzüne doğru,gökyüzü yönünde • gökyüzüne doğru,yukarı doğru

skywriting[n]

gökyüzüne yazı yazılarak yapılan reklam

slab[n]

kalın tabaka

slab cake[n]

dikdörtgen kek,tabaka kek

slack[adj][n][v]

gevşek,sarkık • gevşek,sarkık • gevşetmek,bırakmak

slack off[v]

gevşemek,azalmak

slacken[v]

yavaşlamak,hızını azaltmak

slacker[n]

tembel,işten kaçan

slacklining[n]

ip üzerinde yapılan denge sporu

slacks[n]

kumaş pantolon

slackwire[n]

tel gösterisi

slag[n][v]

cüruf,ergitme artığı • cürufa dönüştürmek,cüruf haline getirmek

slake[v]

gidermek,bastırmak

slalom[n][v]

slalom • slalom yapmak, slalom kaymak

slalom skiing[n]

slalom,slalom kayak

slam[v][n]

vurmak • sert eleştiri,sözlü saldırı

slam down[v]

şiddetle koymak,hızla bırakmak

slam dunk[n]

smaç,slam dunk

slam-pig[n]

çirkin fahişe,iğrenç sürtük

slammer[n]

çarpan,şiddetle kapatan kişi

slander[n][v]

iftira • iftira atmak

slanderous[adj]

iftiralı,karalayıcı

slang[n][v]

argo,jargon • hakaret etmek,aşağılamak

slanging match[n]

hakaretleşme,ağız dalaşı

slant[n][v]

eğim,meyil • tahrif etmek

slanted[adj]

eğik,yamuk

slanting[adj]

eğik,yamuk

slantways[adv]

eğik bir şekilde,yanlamasına

slantwise[adv]

eğik bir şekilde,yanlamasına

slap[v][adj][n][adv]

el ile vurmak • hamurumsu,yumuşak • şamar,tokat • tam,tam olarak

slap bang[adv]

tam olarak,kesinlikle

slap in the face[phrase]
slap on[v]

emretmek

slap on the wrist[phrase]

hafifçe uyarmak

slapdash[adv][adj]

umursamazca • uyduruktan

slaphead[n]

kel,dazlak

slapjack[n]

slapjack (kart oyunu)

slapper[n]

tokatçı,şamar atan

slapshot[n]

güçlü bir hokey vuruşu,slapşot

slapstick[n][adj]

şaklabanlık • şaklaban,palyaçoluk

slapstick film[n]

tokat komedisi

slash[v][n]

yarmak • eğik çizgi

slashed zero[n]

eğik çizgili sıfır

slasher[n]

kesici silah,kesmek için kılıç veya hançer

slat[n][v]

lam,çıta • panjurları kapatmak,panjurları indirmek

slate[v][n]

planlamak,programlamak • yazı tahtası,kayrak taşı

slate blue[adj]

slate mavisi

slate gray[adj]

barut rengi

slate pencil[n]

tahta kalemi,karata kalemi

LanGeek
Uygulamayı İndir