sagelysalt-rising bread
/ 69
sagelysalt-rising bread
sagely[adv]

bilgece,akıllıca

saggy fuck[n]

bir sarkık pislik,bir gevşek aşağılık

sagittarius serpentarius[n]

yılan kartalı,sagittarius serpentarius

sahara[n]

sahra

sahn[n]

sahın

sai[n]

sai,karatede kullanılan metal bir şaft ve iki çatallı geleneksel bir dövüş sanatları silahı

sai oua[n]

sai oua

said[adj]

bahsedilen,adı geçen

saiga[n]

sayga

saiga tatarica[n]

saiga tatarica,saiga antilobu

sail[v][n]

yelkenle yol almak • bir deniz yolculuğu,bir yelken seyahati

sail close to the wind[phrase]
sail through[v]

bir çırpıda çözmek

sailboard[n]

yelkenli sörf tahtası,windsurf

sailboat[n]

yelkenli,yelkenli tekne

sailing[n]

yelkencilik

sailing boat[n]

yelkenli,yelkenli tekne

sailing race[n]

yelken yarışı,regatta

sailing ship[n]

yelkenli gemi

sailor[n]

denizci

sailor suit[n]

gemici takımı

saimiri sciureus[n]

saimiri sciureus,sincap maymunu

saint[n][v]

aziz,örnek • kutsamak,azizleştirmek

saint nicholas[n]

Aziz Nikola,Noel Baba

saint valentine's day[n]

Sevgililer Günü,Aziz Valentine Günü

sainted[adj]

aziz,melek gibi

saintlike[adj]

melek gibi,azizane

saintly[adj]

azizane,meleksi

sake[n]

neden,sebep

saker[n]

ulu doğan

saki[n]

saki

salacious[adj]

müstehcen

salad[n]

salata

salad bowl[n]

salata kasesi,salata kabı

salad burnet[n]

küçük çayırdüğmesi

salad cream[n]

salata sosu

salad days[n]

gençlik günleri

salad dodger[n]

salata kaçkını,salata sakınıcısı

salad dressing[n]

salata sosu

salad fork[n]

salata çatalı

salad green[n]

salata yeşilliği,salata için yeşillikler

salad greens[n]

çiğ yenebilen yeşillikler

salad nicoise[n]

nicoise salatası

salad oil[n]

salata yağı,salata için yağ

salad plate[n]

salata tabağı

salamander[n]

semender

salami[n]

salam

salary[n]

maaş

salary increase[n]

maaş artışı,ücret zammı

salat[n]

salat,İslami namaz

sale[n]

satış

salep[n]

salep

saleratus[n]

sodyum bikarbonat,karbonat

salers[n]

salers

sales[n]

indirimli satış

sales assistant[n]

satış danışmanı

sales booth[n]

satış standı,satış kulübesi

sales department[n]

satış departmanı, pazarlama birimi

sales representative[n]

satış temsilcisi

sales slip[n]
salesclerk[n]

tezgahtar

salesgirl[n]

satış elemanı,tezgahtar

saleslady[n]

satış elemanı,tezgahtar

salesman[n]

satıcı

salesperson[n]

satış elemanı

saleswoman[n]

satış elemanı,tezgahtar

salient[adj][n]

göze çarpan • çıkıntı,ileri uç

saline[n][adj]

salin solüsyon,fizyolojik serum • tuzlu

salishan languages[n]

Saliş dilleri

saliva[n]

tükürük

salivary gland[n]

tükürük bezi

salivate[v]

salya akıtmak,ağzının suyu akmak

sallow[adj][n][v]

benzi sararmış • keçi söğüdü,sepet söğüdü • sarılaştırmak,soluklaştırmak

sally[n]

nükte,espri

sally port[n]

hücum kapısı

salmacian[n]

Salmakyalı,Salmakyalı kişi

salmanazar[n]

standart şişenin on iki katı büyüklüğünde şarap şişesi

salmon[n][adj]

somon • somon,pembe tonlu turuncu

salmon pink[n][adj]

somon pembesi,somon rengi • somon pembesi

salmon tartare[n]

somon tartar

salmonberry[n]

rubus spectabilis

salmorejo[n]

salmorejo

salon[n]

güzellik salonu

salon music[n]

salon müziği

saloon[n]

meyhane

salpicon[n]

salpikon

salpingitis[n]

salpenjit

salsa[n]

soğuk acı sos

salsa music[n]

salsa müziği

salsify[n]

tragopogon

salt[n][v][adj]

tuz • tuz eklemek • acı,iğneleyici

salt away[v]

bir kenara koymak,biriktirmek

salt flat[n]

tuz düzlüğü,tuz ovası

salt of the earth[phrase]

dürüst ve mütevazı kişi

salt shaker[n]

tuzluk

salt spoon[n]

tuz kaşığı

salt truck[n]

tuz kamyonu,buz çözme aracı

salt-cured[adj]

tuzda terbiye edilmiş

salt-free diet[n]

tuzsuz diyet

salt-rising bread[n]

pişmiş üründen artakalan mayalı kabarık hamurla yapılan ekmek

LanGeek
Uygulamayı İndir