sincesissonne
/ 69
sincesissonne
since[prep][conj][adv]

o zamandan beri • [-dan/den beri] • -dan/den beri

since the year dot[phrase]
since time immemorial[phrase]

ezelden beri

since year one[phrase]

başlangıcından beri

sincere[adj]

dürüst

sincerely[adv]

samimiyetle

sincerely yours[phrase]
sincerity[n]

samimiyet

sindhi[n]

Sindhice

sine[n]

sinüs

sinecure[n]

hizmetsiz maaşlı memuriyet

sinew[n]

tendon

sinewy[adj]

kaslı

sinful[adj]

günahkâr,suçlu

sing[v]

şarkı söylemek

sing a different tune[phrase]

ağız değiştirmek

sing along[v]

birlikte şarkı söylemek,şarkı söyleyerek katılmak

sing from the same hymn book[phrase]

aynı fikirde olmak

sing from the same hymn sheet[phrase]
sing the praises of[phrase]

birini yere göğe sığdıramamak

sing to sleep[phrase]

ninni söyleyerek uyutmak

singapore[n]

singapur

singapura[n]

Singapura kedisi

singe[v][n]

hafifçe yakmak • yüzey yanığı

singer[n]

şarkıcı

singer-songwriter[n]

şarkıcı şarkı yazarı

singhalese[n][adj]

Sinhala,Sinhala dili • Sinhala

singing[n][adj]

şarkı söyleme • akıcı,düzgün

singing game[n]

şarkı oyunu

single[adj][n][v]

bekar • vuruş,tek • tek vuruş yapmak,birinci kale emniyetle vurmak

single bed[n]

tek kişilik yatak

single camera setup[n]

tek kamera kurulumu

single cream[n]

az yağlı krema

single out[v]

ayırmak,öne çıkarmak

single parent[n]

çocuğu yalnız başına büyüten ebeveyn

single quotation mark[n]

tek tırnak işareti

single room[n]

tek kişilik oda

single-breasted[adj]

tek sıra düğmeli,tek göğüslü

single-breasted jacket[n]

tek sıra düğmeli ceket

single-breasted suit[n]

tek sıra düğmeli takım elbise,tek sıra düğmeli ceket

single-decker[n]

tek katlı otobüs

single-family home[n]

müstakil konut

single-handed[adv][adj]

tek başına,yardımsız • tek başına,yalnız

single-handedly[adv]

tek başına

single-leaf pinyon[n]

tek yapraklı çam

single-minded[adj]

azimli

single-mindedness[n]

azim

single-parent family[n]

tek ebeveynli aile,yalnız ebeveynli aile

single-party[adj]
single-phase[adj]
single-player video game[n]

tek oyunculu oyun

single-point urban interchange[n]

tek noktalı kentsel kavşak,merkezi sinyalizasyonlu kent kavşağı

single-sex[adj]

tek cinsiyetli

single-sex education[phrase]
single-track vehicle[n]

tek rayhlı araç,tek izli araç

single-use[adj]

tek kullanımlık

singleness of purpose[phrase]

kendini tek bir amaca verme

singlet[n]

atlet,kolsuz fanila

singly[adv]

tek tek,birer birer

singular[adj][n]

olağanüstü,eşsiz • tekil,tekil form

singular form[n]

tekil durum

singularly[adv]

olağanüstü bir şekilde, dikkat çekici bir şekilde

sinhala[n][adj]

Sinhala dili,Sinhala lisanı • Sinhala,Sinhala diline ait

sinhalese[n][adj]

Seylanca • Sinhallı,Sinhallılar ile ilgili

sinister[adj]

uğursuz,kötü niyetli

sinistral[adj]

sol,solak

sink[v][n]

boğulmak • lavabo

sink differences[phrase]

anlaşmazlıkları bir kenara koymak

sink in[v]

yavaş yavaş anlamak,idrak etmek

sink or swim[phrase]

başarmak ya da batmak

sink teeth into[phrase]
sink the ship[phrase]
sinker[n]

aşağı doğru kıvrılan atış,sinker

sinking[n]

batma,çökme

sinking feeling[n]
sinless[adj]

günahsız,kusursuz

sino-tibetan languages[n]

Çin-Tibet dilleri

sinology[n]

sinoloji,Çin çalışmaları

sinoper[n]

sinoper,kırmızı okr

sinopia[n][adj]

sinopia,eskiden pigment olarak kullanılan kırmızı okra • sinopya

sinopis[n]

sinopis,eskiden pigment olarak kullanılan kırmızı okra

sinuosity[n]

kıvrım

sinuous[adj]

kıvrımlı

sinus[n]

sinüs

sip[v][n]

yudumlamak • bir yudum,küçük bir yudum

sip tea[phrase]
siphon[n][v]

sifon,tübüler organ • sifonlamak,aktarmak

sippy cup[n]

alıştırma bardağı

sir[n]

bayım

sire[v][n]

yavru yapmak • bir hayvanın babası

siren[n]

siren

siren call[phrase]
sirloin[n]

bonfile

sirocco[n]

siroko

sirup[n]

şurup,pekmez

sis[n]

kız kardeş,kardeş

sise[n]

altı,altı rakamı

siskin[n]

kara başlı iskete

sissified[adj]

kadınsı,korkak

sissonne[n]

sisson hareketi

LanGeek
Uygulamayı İndir