spinesponge bath
/ 69
spinesponge bath
spine[n]

omurga

spineless[adj]

korkak,karaktersiz

spinet[n]

spinet

spinner[n]

spinner,dönen olta yemi

spinning[n]

iplikçilik

spinning jenny[n]

Spinning jenny,Dönen jenny

spinning rod[n]

döner kamış,spinning çubuğu

spinning top[n]

topaç (oyuncak)

spinning wheel[n]

çıkrık (dokuma)

spinous[adj]

dikenli

spinster[n]

kız kurusu

spiny dogfish[n]

dikenli köpek balığı,küçük dip köpek balığı

spiny lobster[n]

dikenli ıstakoz,ıstakoz

spiny mouse[n]

acomys

spiral[v][n][adj]

sarmak,dönerek yükselmek • spiral,helezon • sarmal

spiral down[v]

hızla düşmek

spiral galaxy[n]

sarmal galaksi,spiral galaksi

spiral notebook[n]

spiral defter,spiral not defteri

spiral ratchet screwdriver[n]

spiral mandallı tornavida,spiral ratchet tornavida

spiral staircase[n]

döner merdiven

spiral-bound[adj]

spiralli tel ile bağlanmış

spiraling[adj]

sarmal,spiral

spiralizer[n]

sebze kesici

spire[n]

kule külâhı

spirit[n][v]

ruh,can • canlandırmak,cesaretlendirmek

spirit level[n]

su terazisi

spirited[adj]

enerjik,canlı

spiritedly[adv]

coşkulu bir şekilde,kararlılıkla

spirits[n]

distile içkiler, alkollü içecekler

spiritual[adj][n]

manevi • ruhani müzik

spiritualism[n]

spiritüalizm

spiritualist[n][adj]

spiritüalist,medyum • spiritüalist

spiritualist art[n]

ruhani sanat

spirituality[n]

ruhanilik

spiritually[adv]

ruhen,manevi olarak

spirituals[n]

Zenci ruhani müziği

spirometer[n]

solunumölçer

spit[v][n]

tükürmek • tükürük,tükürme

spit facts[phrase]
spit in the wind[phrase]
spit out[v]

tükürmek,fışkırtmak

spit up[v]

kusmak,çıkarmak

spit-roast[v]

şiş üzerinde pişirmek

spite and malice[phrase]

Haset ve Kıskançlık (kart oyunu)

spiteful[adj]

kinci,kötü niyetli

spitefully[adv]

kincirle,kötü niyetle

spitting[n]
spitting image[n]

tıpatıp aynısı

splash[v][n]

sıçratmak,serpmek • sıçrama,şapırtı

splash out[v]

gösteriş amacıyla para harcamak

splash pad[n]
splashy[adj]

sıçratan,fışkırtan

splatter[n][v]

sıçrama sesi,patlama sesi • serpmek

splatter film[n]

Kanlı Film

splay[n][v][adj]

eğimli duvar • yaymak,açmak • açılmış,yayılmış

splayd[n]

biftek çatallı bıçak

spleen[n]

dalak

splendid[adj]

muhteşem

splendidly[adv]

muhteşem bir şekilde,harikulade

splendor[n]

ihtişam,görkem

splenetic[adj][n]

dalağa ait • bir huysuz,bir asabi

splenic flexure[n]

splenik fleksura

splint[n][v]

atel • atel takmak,atele almak

split[n][v][adj]

split,bacakların ayrılması • bölünmek • bölünmüş,parçalanmış

split decision[n]

bölünmüş karar,ayrılmış karar

split end[n]

trikoptilozis

split ergativity[n]

bölünmüş ergativite

split hairs[phrase]

kılı kırk yarmak

split infinitive[n]

zarf ile ikiye bölünmüş mastar

split off[v]

ayrılmak,kopmak

split second[n]

saniyenin kesri,anlık bir an

split testing[n]

A/B testi

split up[v][n]

bölmek,ayırmak • hisse bölünmesi,hisse senetlerinin bölünmesi

split-level[adj]

odaları değişik seviyelerde olan

split-pea[n]

kırık bezelye

split-screen[n]

bölünmüş görüntü

splitting[adj]

yırtıcı,parçalayıcı

splitting maul[n]

yarma baltası

splitting wedge[n]

odun ayırıcı kama

sploot[n]

sploot,uzanmış poz

splosh[v]

sıçratmak,fışkırtmak

splotch[n][v]

leke,benek • lekelemek,beneklemek

splurge[n][v]

savurganlık,aşırı harcama • gösteriş yapmak,hava atmak

splurgy[adj]

savurgan,müsrif

spoil[v][n]

bozmak,zarar vermek • kazı malzemesi,atık toprak

spoil the ship for a ha'porth of tar[phrase]
spoiled[adj]

şımarık

spoiler[n]

spoiler

spoiler alert[n]

spoiler uyarısı

spoilt for choice[phrase]

seçim yapmakta kararsız

spoke[n]

tekerlek parmağı

spoken[adj]

sözlü

spoken game[n]

sözlü oyun

spoken word[n]

söz

spokeshave[n]

parmaklık rendesi

spokesman[n]

konuşmacı

spokesperson[n]

sözcü

spokeswoman[n]

bayan konuşmacı

sponge[n][v]

deniz süngeri • süngerle silmek,süngerle temizlemek

sponge bath[n]

sünger banyosu,süngerle temizleme

LanGeek
Uygulamayı İndir