to spiral
spi
ˈspaɪ
spai
ral
rəl
rēl
spinal

"spiral"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to spiral
01

sarmak, dönerek yükselmek

to move or extend in a continuous and widening circular pattern 
Intransitive: to spiral | to spiral to a direction
to spiral definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
hareket fiili
düzenli
şimdiki zaman
spiral
3. tekil kişi
spirals
şimdiki zaman ortacı
spiraling
basit geçmiş zaman
spiraled
geçmiş zaman ortacı
spiraled
Örnekler
The smoke has spiraled upward from the chimney into the night sky. 

Duman, bacadan gece gökyüzüne doğru sarmal bir şekilde yükseldi.

02

sarmal şekil vermek, döndürerek hareket ettirmek

to induce or create a spiral shape or trajectory in movement 
Transitive: to spiral sth
Örnekler
The tornado's powerful winds began to spiral debris into the air, creating a dangerous whirlwind. 

Kasırganın güçlü rüzgarları, havada tehlikeli bir kasırga yaratarak enkazı sarmal hale getirmeye başladı.

03

ani bir şekilde artmak

to increase in a rapid and uncontrollable way 
Intransitive
Örnekler
The company's expenses began to spiral after the unexpected economic downturn. 

Şirketin giderleri beklenmedik ekonomik düşüşün ardından spiral şeklinde artmaya başladı.

Spiral
01

sarmal

(geometry) a curved shape or design that gradually winds around a center or axis 
spiral definition and meaning
Örnekler
The staircase in the old mansion featured an elegant spiral that ascended to the upper floors. 

Eski malikanedeki merdiven, üst katlara çıkan zarif bir spiral özelliğine sahipti.

02

spiral, helezon

a structure formed by winding continuously around a central axis 
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
spirals
Örnekler
The staircase rose in a spiral to the top floor. 

Merdiven en üst kata kadar sarmal bir şekilde yükseliyordu.

03

spiral, sarmal

an ornamental curve on a flat surface that winds outward from a center 
Örnekler
The column featured a carved spiral design. 

Sütun, oyulmuş bir sarmal desen sergiliyordu.

04

artma ya da azalma

a rapid, self-reinforcing change in economic conditions, often worsening or accelerating over time 
Örnekler
The country experienced an inflation spiral that affected daily prices. 

Ülke, günlük fiyatları etkileyen bir enflasyon sarmalı yaşadı.

spiral
01

sarmal

having a shape that winds around a central point or axis 
spiral definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
niteliksel
üstünlük derecesi
most spiral
karşılaştırma derecesi
more spiral
derecelendirilebilir
Örnekler
The staircase featured a spiral design, allowing for a compact and visually striking ascent. 

Merdiven, kompakt ve görsel olarak çarpıcı bir çıkış sağlayan spiral bir tasarıma sahipti.

LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store