substitution splicesuffix
/ 69
substitution splicesuffix
substitution splice[n]

yer değiştirme kesimi

substrate[n]

substrat,temel madde

substrate language[n]

alt tabaka dil

substratum[n]

alt katman

substructure[n]

altyapı

subsume[v]

dahil etmek,kapsamak

subsurface[adj]

yüzey altı,yeraltı

subsurface drainage[n]
subtend[v]

karşısında bulunmak

subterfuge[n]

kaçamak

subterranean[adj]

gizli

subterranean fiction[n]

yeraltı edebiyatı

subtitle[v][n]

altyazı eklemek,altyazılamak • ikinci başlık

subtitled[adj]

alt yazılı

subtle[adj]

göze çarpmayan

subtlety[n]

incelik,zarafet

subtly[adv]

ince,hassas bir şekilde

subtract[v]

çıkarma işlemi yapmak

subtraction[n]

çıkarma

subtrahend[n]

çıkarılan

subtribe[n]

alt oymak

subtropics[n]

subtropikal

subtweet[v]

subtweet atmak,dolaylı tweet atmak

suburb[n]

banliyö

suburban[adj]

banliyö

suburban area[n]

banliyö bölgesi,şehir dışı yerleşim alanı

suburbia[n]

banliyö sakinleri,banliyö kültürü

subversion[n]

değiştirme

subversive[n][adj]

yıkıcı,isyancı • yıkıcı

subvert[v]

devirmek

subway[n]

metro

subway station[n]

metro istasyonu

subway system[n]

metro sistemi

succeed[v]

başarılı olmak

succeeding[adj]

takip eden

success[n]

başarı

success story[n]

çok başarılı kişi

successful[adj]

başarılı

successfully[adv]

başarıyla

succession[n]

ardışıklık,sıralama

successive[adj]

ardışık

successively[adv]

ardışık olarak, peş peşe

successor[n]

halef

succinct[adj]

kısa

succinctly[adv]

özlü bir şekilde

succor[n][v]

yardım • yardım etmek,imdat etmek

succotash[n]

birlikte haşlanmış fasulye ve mısır taneleri

succulent[n][adj]

sukulent bitki,sukulent • sulu

succumb[v]

karşı koyamamak

such[adv][det][adj][pron]

çok,öylesine • çok • böyle,o kadar • böyle,böyle bir

such a pain[phrase]

sinir bozucu şey

such as[prep]

örneğin

such that[conj]

öyle ki,böylece

such-and-such[adj]

falan filan,şu bu

suchlike[adj]

benzeri,bu gibi

suck[v][n]

emmek • emme,çekme

suck it up[phrase]
suck up[v]

emmek,çekmek

suck up to[v]

yağ çekmek,dalkavukluk yapmak

sucker[n]

emici

sucker punch[n][v]

sürpriz yumruk,beklenmedik yumruk • beklenmedik bir şekilde vurmak,haince vurmak

suckerfish[n]

vantuz balığı,remora

sucking[n]

emme,çekme

sucking fish[n]

emici balık,remora

suckle[v]

emzirmek

suckling[n]

emme,emmek

sucralose[n]

sukraloz

sucrose[n]

sakkaroz

suction[n][v]

emme,vakumlama • emmek,vakumlamak

suction lifter[n]

vakumlu kaldırıcı

suction lipectomy[n]

emme lipoektomi,lipoaspirasyon

suction pad[n]

vantuz,emme diski

sudate[v]

terlemek,ter atmak

sudden[adj]

ani

sudden infant death syndrome[n]

ani bebek ölümü sendromu

suddenly[adv]

birdenbire

sudoku[n]

sudoku

sudor[n]

ter,terleme

suds[n][v]

köpük,sabun köpüğü • köpürmek,köpük yapmak

sue[v]

Mahkemeye vermek

sue the pants off[phrase]

yüklü tazminat davası açmak

suede[n]

süet,süet kumaş

suede cloth[n]

süet kumaş

suede glove[n]

süet eldiven

suede leather[n]

süet deri

suet[n]

içyağı

suffer[v]

acı çekmek

suffer at the hands of[phrase]
suffer defeat[phrase]
suffer fools[phrase]

aptallara sabır göstermek

suffer in silence[phrase]
sufferable[adj]

katlanılabilir,dayanılabilir

sufferance[n]

tahammül

sufferer[n]

hasta

suffering[n][adj]

acı • acı çeken,muzdarip

suffice[v]

yetmek

sufficiency determiner[n]

yeterlilik edatı

sufficient[adj]

yeterli

sufficiently[adv]

yeterli miktarda

suffix[n][v]

sonek • sonek eklemek,soneklemek

LanGeek
Uygulamayı İndir