sofa bedsolid ground
/ 69
sofa bedsolid ground
sofa bed[n]

çek yat

soffit[n]

tavanaltı paneli

soft[adj][adv]

yumuşak • yumuşak bir şekilde,nazikçe

soft ball stage[phrase]

yumuşak şeker aşaması

soft bristle toothbrush[n]

yumuşak kıllı diş fırçası,nazik diş fırçası

soft butch[n]

yumuşak butch,feminen butch

soft crack stage[phrase]

yumuşak kırışma aşaması

soft diet[n]

yumuşak diyet

soft drink[n]

alkolsüz içki

soft drug[n]

hafif uyuşturucu

soft focus[n]

yumuşak odak

soft in the head[phrase]
soft launch[n]

yumuşak lansman,ince açıklama

soft light[n]

yumuşak ışık

soft news[n]

yumuşak haberler

soft palate[n]

yumuşak damak

soft peak[n]

soft peak

soft pedal[n]

ses yumuşatma pedalı

soft power[n]

yumuşak güç,nüfuz gücü

soft pretzel[n]

pretzel

soft rock[n]

soft rock

soft science fiction[n]

yumuşak bilim kurgu

soft serve[n]

soft serve (dondurma)

soft shoulder[n]

yumuşak şerit,stabilize olmayan şerit

soft spot[n]

zayıf nokta

soft stan[n]

duygusal bir hayran,hassas bir hayran

soft tennis[n]

soft tenis,yumuşak tenis

soft tissue[n]

yumuşak doku,yumuşak dokular

soft tissue sarcoma[n]

yumuşak doku tümörü

soft touch[n]

kolay lokma

soft toy[n]

peluş oyuncak,yumuşak oyuncak

soft-boiled[adj]

yumuşak kalpli,duygusal

soft-shelled turtle[n]

yumuşak kabuklu kaplumbağa

soft-top[n]

yumuşak üst,katlanabilir tavan

soft-witted[adj]

anlayışı yavaş,keskin olmayan

softball[n]

softbol

softball game[n]

softbol oyunu,softbol maçı

softbox[n]

softbox

soften[v]

yumuşatmak,hafifletmek

soften up[v]

yumuşatmak

softened[adj]

yumuşatılmış,hafifletilmiş

softhead[n]

yumuşak kafa,akılsız

softly[adv]

yumuşakça

software[n]

yazılım

software designer[n]

yazılım tasarımcısı,yazılım geliştirici

software engineer[n]

yazılım mühendisi

soggy[adj]

hamur gibi,ıslak

soh[n]

sol,tonik solfejdeki ölçeğin beşinci notası

soil[n][v]

toprak • pisletmek

soil compaction[n]
soil conservation[n]
soil erosion[n]
soil fertility[n]
soil porosity[n]
soil science[n]
soiled[adj]

kirli,lekeli

soiree[n]

gece eğlencesi

sojourn[n][v]

konaklama,geçici ikamet • geçici olarak oturmak

sojourner[n]

geçici sakin,ziyaretçi

soju[n]

soju

sol[n]

sol notası

sola topi[n]

pith helmet şapkası

solace[n][v]

teselli • teselli etmek,avutmak

solar[adj]

güneşsel

solar car[n]

güneş enerjili araba,güneş enerjili araç

solar cell[n]

güneş pili

solar day[n]

güneş günü,solar gün

solar energy[n]

güneş enerjisi

solar irradiance[n]

güneş ışınımı,güneş radyasyonu

solar mass[n]

güneş kütlesi,güneş kütle birimi

solar panel[n]

güneş paneli

solar plexus[n]

çölyak

solar power[n]

güneş enerjisi

solar system[n]

güneş sistemi

solar year[n]

güneş yılı

solar-heated[adj]

güneş enerjili ısıtıcı ile ilgili

solarization[n]

solarizasyon

sold-out[adj]

hepsi satılmış

solder[v][n]

lehimlemek,havya yapmak • lehim

soldering torch[n]

lehimleme meşalesi

soldier[n][v]

asker • asker olarak hizmet etmek,askerlik yapmak

soldier on[v]

devam etmek

sole[adj][n][v]

tek • ayak tabanı • taban değiştirmek,taban takmak

solecism[n]

görgüsüzlük

soled[adj]

tabanlı

solely[adv]

yalnızca

solemn[adj]

ciddi

solemnize[v]

ciddileştirmek,ağırbaşlı hale getirmek

solemnly[adv]

resmi bir şekilde,törenle

solenoid[n]
solfege[n]

solfej

solicit[v]

talep etmek

solicitor[n]

hukuk danışmanı

solicitous[adj]

dikkatli

solicitude[n]

kaygı

solid[adj][n][adv]

katı • katı • sağlam bir şekilde,kesintisiz bir şekilde

solid as a rock[phrase]
solid figure[n]

katı şekil,üç boyutlu geometrik şekil

solid food[n]

katı yiyecek

solid ground[n]

sağlam zemin,katı zemin

LanGeek
Uygulamayı İndir