soothsayersour bread
/ 69
soothsayersour bread
soothsayer[n]

kâhin

sooty[adj]

duman rengi

sooty-black[adj]

kurum siyahı,is rengi siyah

sop[n][v]

standart prosedür,belirlenmiş rutin • ıslatmak,üzerine sıvı dökmek

sope[n]

sope

soph[n]

ikinci sınıf öğrencisi,soph

sophism[n]

safsata

sophist[n]

safsatacı

sophistical[adj]

sofistike

sophisticate[n][v]

sofistike kişi,dünyalı • karmaşık hale getirmek

sophisticated[adj]

görmüş geçirmiş

sophistication[n]

sofistikasyon,yükseltici aydınlanma

sophistry[n]

safsata

sophomore[n][adj]

ikinci sınıf öğrencisi • ikinci yıl,sophomore

soporific[n][adj]

uyku getirici,hipnotik • uyutucu

soppy[adj]

aşırı duygusal

soprano[n][adj]

soprano sesli kadın sanatçı • soprano, tiz

soprano recorder[n]

soprano flüt

sora[n]

sora

sorani[n]

Sorani, Irak'ta, özellikle Irak Kürdistan'ında ve İran'ın batısındaki Kürdistan, Kirmanşah ve Batı Azerbaycan eyaletlerinde konuşulan bir Kürt lehçesi veya dili,Sorani, Irak ve İran'ın belirli bölgelerinde konuşulan Kürt dilinin bir çeşidi

sorbet[n]

sorbet

sorcerer[n]

büyücü

sorceress[n]

büyücü kadın

sorcery[n]

büyücülük

sordid[adj]

rezil

sore[adj][n]

ağrılı • yara

sore point[n]

hassas nokta

sore throat[n]

boğaz ağrısı

sorehead[n]

huysuz,ağzı bozuk

sorely[adv]

acı bir şekilde,üzücü bir şekilde

soreness[n]

acı,ızdırap

sorghum[n]

sorghum

sorority[n]

kızlar birliği

sorrel[n][adj]

kuzukulağı • kestane rengi,açık kahverengi

sorrel soup[n]

kuzukulağı çorbası

sorrow[n][v]

üzüntü • üzülmek,yas tutmak

sorrowful[adj]

üzgün,kederli

sorrowfully[adv]

hüzünlü bir şekilde,üzüntüyle

sorry[adj]

üzgün

sort[n][v]

tür • sıralamak

sort of[adv]

bir nevi

sort out[v]

çözümlemek

sosh[n]

bir kooperatif,bir kooperatif mağaza

sot[n]

ayyaş,sarhoş

sou'-west[n]

güneybatı,güney ile batı arasındaki pusula noktası

sou'wester[n]

sou'wester,ön tarafından arka tarafına göre daha uzun geniş eğimli siperliği olan su geçirmez şapka

souffle[n]

sufle

sought after[adj]

aranan, gözde

sought-after[adj]

aranan, çok istenen

souk[n]
soul[n]

ruh

soul arch[n]

ruh kemeri,zarif vücut kavis

soul blues[n]

soul blues

soul food[n]

zencilerin mutfağı

soul jazz[n]

ruh cazı

soul music[n]

soul müziği

soul patch[n]

sakal yaması,alt dudak altındaki küçük sakal

soul-destroying[adj]

ruh yıkıcı,ruhu öldüren

soulful[adj]

duygulu

soulless[adj]

duygusuz

soulmate[n]

ruh ikizi

sound[n][v][adj]

ses • ses çıkarmak • sağlıklı,zinde

sound a note[phrase]

duygu veya görüşleri ifade etmek

sound art[n]

ses sanatı

sound as a roach[phrase]

kart gibi sağlıklı

sound card[n]
sound designer[n]

ses tasarımcısı

sound effect[n]

ses efekti

sound hole[n]

ses deliği

sound like[v]

gibi gelmek,izlenimi vermek

sound off[v]

ileri geri konuşmak

sound out[v]

yoklamak,görüşlerini anlamaya çalışmak

sound pollution[n]

ses kirliliği,gürültü kirliliği

sound stage[n]

kayıt stüdyosu

sound symbolism[n]

ses sembolizmi

sound system[n]

ses sistemi

sound the death knell[phrase]
sound wave[n]

ses dalgası

soundboard[n]

ses tahtası

soundbox[n]

ses boşluğu

soundcheck[n]

ses kontrolü

sounder[n]

domuz sürüsü

soundless[adj]

sessiz,gürültüsüz

soundly[adv]

derinlemesine,huzurla

soundproof[adj][v]

ses geçirmez • ses geçirmez hale getirmek,gürültüyü önlemek

sounds like a plan[phrase]

iyi fikir

soundscape[n]

ses manzarası,ses ortamı

soundtrack[n]

film müziği

soup[n][v]

çorba • uyuşturucu vermek,teşvik etmek

soup plate[n]

çorba kasesi

soup spoon[n]

çorba kaşığı

soup to nuts[phrase]

baştan sona

soup up[v]

güçlendirmek,performansını artırmak

soup-strainer[n]

çorba süzgeci,çorba filtresi

soupcon[n]

eser miktar

soupspoon[n]

çorba kaşığı,sup kaşığı

soupy[adj]

aşırı duygusal,yapmacık duygusal

sour[adj][n][v]

ekşi • ekşilik,asitlik • ekşimek,mayalanmak

sour as vinegar[phrase]

sirke gibi suratsız

sour bread[n]

ekşi mayalı ekmek

LanGeek
Uygulamayı İndir