Ara
to surprise
01
birine sürpriz yapmak, şaşırtmak
to make someone feel mildly shocked
Transitive: to surprise sb
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
surprise
3. tekil kişi
surprises
şimdiki zaman ortacı
surprising
basit geçmiş zaman
surprised
geçmiş zaman ortacı
surprised
Örnekler
The twist in the plot completely surprised the viewers of the movie.
Hikayedeki beklenmedik dönüş, filmin izleyicilerini tamamen şaşırttı.
02
birini gafil avlamak
to encounter or catch someone off guard
Transitive: to surprise sb/sth
Örnekler
Police surprised the suspects in the middle of their illegal operation.
Polis, şüphelileri yasa dışı operasyonlarının ortasında şaşırttı.
03
saldırmak
to seize, confront, or encounter someone or something unexpectedly
Transitive: to surprise enemy forces or positions
Örnekler
Pirates surprised the merchant ship as it sailed through the narrow strait.
Korsanlar, ticaret gemisini dar boğazdan geçerken şaşırttı.
Surprise
01
sürpriz, hayret
a mild feeling of shock we have when something unusual happens
Örnekler
The discovery of a hidden treasure in the attic was met with disbelief and surprise.
Tavan arasında saklı bir hazinenin keşfi, inançsızlık ve sürpriz ile karşılandı.
02
birine sürpriz yapma
the act of surprising someone
03
beklenmedik olay
an occurrence that happens without warning, often causing astonishment
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
soyut
biçimbilimsel yapı
bileşik
sayılabilir
çoğul biçim
surprises
Örnekler
The storm came as a surprise, disrupting the outdoor event.
Fırtına bir sürpriz olarak geldi ve açık hava etkinliğini aksattı.
Leksikal Ağaç
surprised
surpriser
surprising
surprise



























