breathlessnessbring
/ 44
breathlessnessbring
breathlessness[n]

nefes darlığı

breathtaking[adj]

soluk kesici

breathtakingly[adv]

nefes kesici bir şekilde,büyüleyici bir şekilde

brechtian technique[n]

Brecht tekniği

brecknock hill cheviot[n]

Brecknock Hill Cheviot koyunu

breech[n]

oda (ateşli silahlar)

breech birth[n]

ters doğum

breechcloth[n]

peştamal,apış arası örtüsü

breechclout[n]

peştamal,apış arası örtüsü

breeches[n]

kısa pantolon

breeches role[n]

erkek karakter rolünü canlandıran kadın şarkıcı

breed[n][v]

ırk • sebep olmak

breed crime[phrase]
breeder[n]

hayvan yetiştiricisi

breeder reactor[n]

üretici reaktör,hızlı üretken reaktör

breeding[n][adj]

çiftleşme • üreme,yetiştirme

breeze[n][v]

esinti • kolayca ilerlemek,rahatça ilerlemek

breeze block[n]

cüruf briketi

breeze through[v]

bir işi kolayca yapmak

breezy[adj]

hafif

brethren[n]

tarikat üyeleri

brevity[n]

kısalık

brew[v][n]

demlemek • bira

brew so shall you bake[sentence]

nasıl ekersen, öyle biçersin

brewer[n]

bira üreticisi,bira ustası

brewery[n]

bira fabrikası

brewing[n]

mayalama

brewsky[n]

bira,soğuk bir içki

bribe[n][v]

rüşvet • rüşvet vermek

bribery[n]

rüşvet

bric-a-brac[n]

ıvır zıvır

brick[n][v][adj]

tuğla • tuğlalamak,kullanılmaz hale getirmek • buz gibi,dondurucu

brick cheese[n]

kalıp peynir

brick hammer[n]

duvarcı tokmağı

brick jointer[n]

tuğla derzleyici

brick red[adj]

tuğla kırmızısı

brick tong[n]

tuğla kelepçesi

brick trowel[n]

büyük mala

brick wall[n]

tuğla duvar

brickfilm[n]

blok filmi

brickhead[n]

kafasız,ahmak

brickhouse[n]

kaslı bir kişi,güçlü yapılı bir insan

bricklayer[n]
bricklaying[n]

tuğla döşeme

bricks and clicks[phrase]

hem mağazalı hem çevrim içi işletme

bricks-and-mortar[phrase]

fiziksel mağazası olan

brickwork[n]

tuğlacılık

bricolage[n]

brikolaj

bridal[n][adj]

düğün,düğün ziyafeti • geline ait

bridal gown[n]

gelinlik,düğün elbisesi

bridal shower[n]

gelin duşu,nişanlı partisi

bride[n]

gelin

bride-to-be[n]

gelin adayı,nişanlı

bridecake[n]

düğün pastası,gelin pastası

bridegroom[n]

damat,güvey

bridesmaid[n]

geline eşlik eden kız

bridge[n][v]

köprü • birleştirmek,azaltmak

bridge pier[n]

köprü ayağı

bridge program[n]

köprü programı,geçiş programı

bridge roll[n]

bridge roll

bridge the gap[phrase]

uçurumu kapatmak

bridgehead[n]

köprübaşı,köprü kafası

bridgewater sofa[n]

Bridgewater koltuk

bridle[n][v]

dizgin • dizginlemek,hareketini kontrol etmek

brie[n]

brie peyniri

brief[v][adj][n]

bilgilendirmek,talimat vermek • kısa,öz • dava özeti

briefcase[n]

evrak çantası

briefly[adv]

kısaca

briefs[n]

külot

brig[n]

iki direkli gemi

brigade[n][v]

tugay • tugay oluşturmak

brigadier[n]

tuğgeneral

brigadier general[n]

tuğgeneral

brigand[n]

eşkıya

bright[adj][adv][n]

parlak • parlak bir şekilde,ışıldayarak • parlak,canlı

bright and early[phrase]

sabah erkenden

bright as a button[phrase]

zeki ve atik

bright blue[adj]

parlak mavi,gök mavisi

bright spark[n]

zeki kişi

bright young thing[n]

hırslı ve başarılı genç

bright-eyed and bushy-tailed[phrase]

zinde ve neşeli

bright-red[adj]

parlak kırmızı,ahududu kırmızısı

brighten[v]

aydınlatmak

brighten up[v]

neşelenmek,aydınlanmak

brightly[adv]

parlak bir şekilde

brightly-colored[adj]

renkli

brightness[n]

parlaklık,aydınlık

brill[n]

çivisiz kalkan

brilliant[adj][n]

zeki • pırlanta

brilliantine[n]

briyantin

brilliantly[adv]

parlak bir şekilde

brim[n][v]

kenar,ağız • doldurmak,taşırmak

brim over[v]

taşmak,ağzına kadar dolmak

brimful[adj]

ağzına kadar dolu,kapasiteye kadar dolu

brimfull[adj]

ağzına kadar dolu,tamamen dolu

brimming[adj]

taşan,ağzına kadar dolu

brimstone[n]

Brimstone kelebeği

brindled[adj]

leopar desenli

brine[n][v]

salamura,tuzlu su • tuzlu suya sokmak

bring[v]

getirmek

LanGeek
Uygulamayı İndir