break a promisebreathless
/ 44
break a promisebreathless
break a promise[phrase]
break a record[phrase]
break a sweat[phrase]

çok emek harcamak

break apart[v]

parçalanmak,ayrılmak

break away[v]

ansızın kaçmak

break back[phrase]

canını dişine takmak

break barrier[phrase]

bariyeri kırmak,engeli aşmak

break dance[n][v]

break dans • break dans yapmak, break dans etmek

break down[v]

bozulmak

break even[phrase]
break every rule in the book[phrase]

tüm kuralları çiğnemek

break fall[phrase]
break fast[phrase]
break free[v]

kurtulmak,kaçmak

break ground[phrase]

yeni bir adım atmak

break habit[phrase]

bırakmak (alışkanlık)

break heart[phrase]

birinin kalbini kırmak

break in[v]

hırsızlık amacıyla bir yere girmek

break into[v]

hırsızlık amacıyla zorla girmek

break neck[phrase]

canını dişine takmak

break off[v]

koparmak,ayırmak

break out[v]

hapisten kaçmak

break out in[v]

döküntü çıkarmak,birden bir cilt reaksiyonu geliştirmek

break out in a sweat[phrase]
break point[n]

break noktası,break şansı

break priscian's head[phrase]

dil bilgisi kurallarını doğru kullanamamak

break ranks[phrase]

kendi grubuyla arasına mesafe koymak

break room[n]

mola odası,dinlenme alanı

break stones[phrase]

birinin başının etini yemek

break the back of[phrase]

zor kısmı bitirmek

break the back of the beast[phrase]

işin en zorunu başarmak

break the bank[phrase]

cebi yakmak

break the fourth wall[phrase]

dördüncü duvar yıkımı

break the habit[phrase]

kötü bir alışkanlığı bırakmak

break the ice[phrase]

buzları eritmek

break the mold[phrase]

kalıpları yıkmak

break the mould[phrase]
break the news[phrase]

haber vermek

break the silence[phrase]
break the sound barrier[phrase]
break the spell[phrase]
break through[v]

üstesinden gelmek

break up[v]

ayrılmak,ilişkiyi bitirmek

break vacation[phrase]
break wind[phrase]

gaz çıkarmak

break-in[n]

haneye tecavüz

breakable[adj][n]

kırılabilir,hassas • kırılabilir eşya,narin nesne

breakaway[n][adj]

ayrılma,kopuş • ayrılıkçı,muhalif

breakbeat[n]

breakbeat

breakdancer[n]

break dansçısı,breakdancer

breakdown[n]

arıza

breakdown lane[n]

acil durum şeridi,arıza şeridi

breaker[n]

devre kesici,şalter

breaker bar[n]

mafsallı lokma kolu

breaker's yard[n]

hurda,söküm atölyesi

breakfast[n][v]

kahvaltı • kahvaltı etmek

breakfast bar[n]

kahvaltı barı

breakfast table[n]

kahvaltı masası

breaking[n]

kırılma,kopma

breaking and entering[phrase]
breaking news[n]

sıcak gelişme

breakneck[adj]

son derece tehlikeli

breakout[n][adj][v]

firar,kaçış • büyük çıkış • patlak vermek,başlamak

breakthrough[n][adj]

ilerleme • büyük çıkış

breakup[n]

ayrılma

breakwater[n]

dalga kıran,mendirek

bream[n][v]

mercan balığı • kazımak,temizlemek

breast[n][v]

göğüs • göğüs germek,karşı koymak

breast augmentation[n]

göğüs büyütme ameliyatı

breast cancer[n]

meme kanseri

breast cancer gene 1[n]

meme kanseri geni 1,BRCA1 geni

breast cancer gene 2[n]

meme kanseri geni 2,BRCA2 geni

breast cancer gene test[n]

meme kanseri gen testi,BRCA1 ve BRCA2 gen testi

breast implant removal[n]

meme protezi çıkarma ameliyatı

breast pump[n]

göğüs pompası

breast reconstruction[n]

meme rekonstrüksiyonu

breastbone[n]

sternum

breastfeed[v]

emzirmek,göğüsle beslemek

breastmilk storage bag[n]

anne sütü saklama çantası

breastplate[n]

göğüslük,at göğüs zırhı

breaststroke[n][v]

kurbağalama,kurbağalama stili • kurbağalama yüzmek,kurbağalama stilinde yüzmek

breath[n]

nefes

breath mark[n]

nefes alma işareti

breath of fresh air[phrase]

ferahlatıcı bir değişiklik

breath test[n]

nefes testi,alkol testi

breathable[adj]

nefes alabilir,hava geçirgen

breathalyze[v]

sürücüye alkol muayenesi yapmak

breathalyzer[n]

alkolölçer

breathe[v]

nefes almak

breathe a sigh of relief[phrase]

rahat bir nefes almak

breathe a word about[phrase]

ağzından kaçırmak

breathe down neck[phrase]

her hareketini izlemek

breathe in[v]

nefes almak,içine çekmek

breathe new life into[phrase]

bir şeye yeni bir hayat vermek,bir şeyi canlandırmak

breathe out[v]
breathing[n][adj]

solunum • nefes alan,solunum

breathing apparatus[n]

solunum cihazı

breathing device[n]

solunum cihazı,nefes alma aygıtı

breathing machine[n]

solunum cihazı,mekanik vantilatör

breathless[adj]

soluk soluğa kalmış

LanGeek
Uygulamayı İndir