blackbladderwrack
/ 44
blackbladderwrack
black[adj][n][v]

siyah • siyah • kararmak,siyahlaşmak

black and blue[phrase]

mosmor

black and gold garden spider[n]

sarı siyah bahçe örümceği

black and tan[n]

1919'dan 1921'e kadar Sinn Fein isyanını bastırmak için İrlanda polis teşkilatında görev yapan (siyah ve ten rengi üniforma giyen) bir İngiliz askeri,1919-1921 yılları arasında Sinn Fein isyanını bastırmak üzere İrlanda polisinde görev yapan (siyah ve ten rengi üniforma giymiş) İngiliz askeri

black and white[n]

siyah beyaz,siyah beyaz fotoğraf

black angus[n]

siyah angus,İskoçya'dan boynuzsuz siyah ırk

black as coal[phrase]

kömür gibi siyah

black as hat[phrase]

kömür gibi siyah

black as night[phrase]

kapkara

black bean[n]

kara fasulye

black bear[n]

Amerikan kara ayısı

black bee[n]

kara arı

black belt[n]

siyah kuşak,siyah kuşak derecesi

black bile[n]

kara safra,melankoli (vücut sıvıları bağlamında)

black book[n][phrase]

kara liste,siyah kitap

black bottom[n]

1920'li yıllarda abd'de ortaya çıkan bir dans

black box[n]

kara kutu

black box theater[n]

siyah kutu tiyatrosu

black bread[n]

çavdar ekmeği

black carpet beetle[n]

siyah halı kınkanatlısı

black cherry[n]

kara kiraz

black coffee[n]

sade kahve

black comedy[n]

kara mizah

black coral[adj]

koyu camgöbeği mavisi

black currant[n]

siyah frenk üzümü

black day[n]

uğursuz gün

black death[n]

kara ölüm,kara veba

black eye[n]

göz morluğu

black field earwig[n]

siyah kulağakaçan

black forest cake[n]

karaorman pastası

black fox[n]

siyah tilki

black friday[n]

Black Friday

black garden ant[n]

siyah bahçe karıncası

black gold[phrase]

siyah altın (petrol)

black grouse[n]

kara orman tavuğu

black hickory[n]

siyah hickory,acı cevizli amerikan hickory ağacı

black hole[n]

kara delik

black house ant[n]

firavun karıncası

black humor[n]

kara mizah

black ice[n]

kara buz,gizli buz

black knight[n]

karanlık şövalye

black lady[n]

Maça Kızı oyunu

black maria[n]

black maria,oyuncuların kupa veya maça kızını içeren el kazanmaktan kaçındıkları bir whist türü

black market[n][v]

kara borsa • kara borsa yapmak,yasadışı piyasa

black metal[n]

black metal

black monday[n]

kara pazartesi

black mood[phrase]

çok kötü bir ruh hali

black olive[adj][n]

koyu sarı-yeşil • siyah zeytin,olgun siyah zeytin

black out[v]

bayılmak,bilincini kaybetmek

black panther[n]

panter

black pepper[n]

karabiber

black pudding[n]

domuz kanından yapılmış sosis

black rat[n]

siyah sıçan

black rat snake[n]

siyah fare yılanı

black salsify[n]

kara hindiba,siyah yemlik

black sesame soup[n]

siyah susam çorbası

black sheep[n]

kara koyun

black spot[n]

kara nokta,tehlikeli bölge

black tea[n]

siyah çay

black tie[n]

siyah papyon kravat,siyah kelebek kravat

black walnut[n]

siyah ceviz

black welsh mountain[n]

siyah galce dağı koyunu

black whale[n]

ispermeçet balinası,büyük ispermeçet balinası

black widow[n]

kara dul

black-and-white[adj][n]

siyah beyaz • siyah-beyaz polis arabası,karakolun önünde park etmiş siyah-beyaz

black-and-white movie[n]

siyah beyaz film

black-eyed pea[n]

börülce

black-footed cat[n]

kara ayaklı kedi

black-tie[adj]

["smokinli", "resmî"]

blackball[n][v]

kara oy,ret oyu • dışlamak,karalamak

blackbeetle[n]

doğu hamam böceği

blackberry[n][v]

böğürtlen • böğürtlen toplamak,böğürtlen devşirmek

blackbird[n]

karatavuk

blackboard[n]

kara tahta

blackboard eraser[n]

kara tahta silgisi,tahta silgisi

blackbuck[n]

kara antilop

blackcap[n]

karabaş ötleğen

blacken[v]

karartmak,siyahlaştırmak

blackened[adj]

baharatla kaplanıp aşırı ısıda hızla pişirilerek dışı karartılmış

blackface[n]

kara surat

blackfly[n]

kara sinek

blackguard[n][v]

alçak,serseri • hakaret etmek,küfür etmek

blackhead[n]

komedon

blackjack[n][v]

yirmibir oyunu • tehditlerle birine baskı yapmak,birini tehditlerle sindirmek

blackleg[n][v]

greve kıran,iş böceği • greve kırmak,grev sırasında çalışmak

blacklight paint[n]

UV boyası

blacklist[n][v]

kara liste,blacklist • kara listeye almak,blacklist yapmak

blackmail[n][v]

şantaj • şantaj yapmak

blackmailer[n]

şantajcı

blackness[n]

siyahlık

blackout[n]

bayılma,bilinç kaybı

blackpoll[n]

kara başlıklı çalıkuşu

blacksmith[n]
blacksmithing[n]

demircilik sanatı

blackthorn[n]

karaçalı,dikenli erik çalısı

blacktop[n][v]

asfalt,zift • asfaltlamak,siyah kaplama yapmak

blackwork[n]

siyah nakış

bladder[n]

idrar kesesi

bladder cancer[n]

mesane kanseri

bladderwrack[n]

baloncuk yosunu

LanGeek
Uygulamayı İndir