bermbeyond recognition
/ 44
bermbeyond recognition
berm[n]

banket,şev

bermuda shorts[n]

bermuda şort

bermudas[n]

Bermuda,Bermuda Takımadaları

bernese mountain dog[n]

bern dağ köpeği

bernini[n]

Bernini, İtalya'da barok döneminin İtalyan heykeltıraş ve mimarı; birçok kilise, şapel, mezar ve çeşme tasarladı (1598-1680),Bernini, barok döneminin İtalyan sanatçısı, heykel ve mimari eserleriyle tanınan, kiliseler, şapeller, mezarlar ve çeşmeler tasarlamıştır (1598-1680)

berry[n][v]

dut • meyve toplamak,çilek toplamak

berry coulis[n]

berry coulis,çilek sosu

berserk[n][adj]

berserk,berserker • çılgına dönmüş

berth[n][v]

pozisyon,iş • rıhtıma yanaştırmak

beseech[v]

yalvarmak

beset[v]

rahatsız etmek,bunaltmak

beside[prep]

yanında

besides[adv]

bunun yanısıra

besiege[v]

kuşatmak,muhasara etmek

besmear[v]

kirletmek

besmirch[v]

leke sürmek

besotted[adj]

abayı yakmış

bespawler[n]

aşırı tüküren kişi,salya akıtan

bespeak[v]

işaret etmek,belirtmek

bespoke[adj]

kişiye özel,özel dikim

best[adj][adv][n][v]

en iyi • daha iyi bir şekilde • en iyi,üstün çaba • aşmak,üstün gelmek

best before date[n]

son kullanma tarihi,tavsiye edilen tüketim tarihi

best bet[phrase]

en iyi seçenek

best boy[n]

yardımcı çalışan

best friend[n]

en iyi arkadaş

best friend forever[n]

en iyi arkadaş

best man[n]

sağdıç

best of both worlds[phrase]

iki dünyanın en iyisi

best regards[phrase]

saygı ve sevgilerimle

best thing since sliced bread[phrase]

yüzyılın harikası

best wishes[phrase]
best-selling[adj]

çok satan

bestial[adj]

hayvanca

bestie[n]

en yakın arkadaş,güvenilir dost

bestow[v]

vermek,bahşetmek

bestrew[v]

kaplamak

bestride[v]

ata biner gibi oturmak

bestseller[n]

en çok satanlar

bestubbled[adj]

birkaç günlük sakal,kısa sakallı

bet[v][n]

bahse girmek • bahis,iddia

bet boots[phrase]
bet bottom dollar[phrase]

bahse girmek

bet life[phrase]

kesin emin olmak

beta[n][adj]

beta,beta • beta,beta sürüm

beta blocker[n]

beta blokör

beta cuck[n]

beta köle,boynuzlu köle

beta decay[n]

beta bozunması,beta çürümesi

beta male[n]

bir beta erkek,bir itaatkar erkek

beta version[n]

beta sürümü

bete[n]

bete kart oyunu

bete noire[n]

nefret edilen kimse

betel nut[n]

betel cevizi,areka

bethink[v]

hatırlamak

betide[v]

başına gelmek

betimes[adv]

zamanında

betoken[v]

işaret etmek,haber vermek

betray[v]

düşmana satmak

betroth[v]

nişanlanmak

betrothal[n]
better[adj][adv][n][v]

daha iyi • daha iyi,daha becerikli bir şekilde • daha iyi,üstün • iyileşmek

better off[phrase]

daha iyi durumda olmak

better part of[phrase]

bir şeyin büyük kısmı

better still[adv]

daha iyisi,hatta daha iyi

better than nothing[phrase]

hiç yoktan iyidir

betting[adj][n]

kumarbaz • bahis

betting shop[n]

bahis şirketi

bettong[n]

bettong

betty[n]

güzel bir kız,çekici bir kız

between[adv][prep]

arasında • arasında

between a rock and a hard place[phrase]

iki kötü seçenek arasında

between jobs[phrase]

işsiz

between the devil and the deep blue sea[phrase]

iki kötü seçenek arasında

between you me and these four walls[phrase]
betwixt and between[phrase]

iki arada bir derede

beulah speckled-face[n]

Beulah lekeli yüz koyunu

bevel[v][n]

eğim vermek • açıölçer,gönye

beverage[n]

içecek

beverage cooler[n]

içecek soğutucu

beverly hills[n]

Beverly Hills,Los Angeles tarafından çevrili, güneybatı Kaliforniya'da bir şehir; birçok Hollywood aktörünün evi

bevvy[n]

bir içki,bir bira

bevy[n]

kuş sürüsü

bewail[v]

ağlamak,yas tutmak

beware[v]

çok dikkat etmek

beware of a silent man and still water[sentence]
beware of greeks bearing gifts[phrase]

sana armağan getiren bir düşmana güvenme

bewhiskered[adj]

sakallı,bıyıklı

bewilder[v]

şaşırtmak,kafasını karıştırmak

bewildered[adj]

afallamış

bewildering[adj]

şaşırtıcı,kafa karıştırıcı

bewilderingly[adv]

şaşırtıcı bir şekilde,kafa karıştırıcı bir şekilde

bewilderment[n]

şaşkınlık,kafa karışıklığı

bewitch[v]

büyülemek,sihirlemek

bewitched[adj]

büyülenmiş,afsunlanmış

bewitching[adj]

büyüleyici

bewitchingly[adv]

büyüleyici bir şekilde,etkileyici bir biçimde

beyond[prep][adv][n]

ötesinde,ardında • akabinde • öte,ötesi

beyond a shadow of a doubt[phrase]

hiç şüphesiz

beyond doubt[phrase][adj]

şüphesiz • şüphesiz,kuşkusuz

beyond recall[phrase]

geri döndürülemez

beyond recognition[adv]

tanınmayacak kadar,tanınmaz hale gelmiş

LanGeek
Uygulamayı İndir