bladeblind bake
/ 44
bladeblind bake
blade[n]

bıçak ağzı,kesici kenar

bladed[adj]
bladesmithing[n]

kılıç yapımı

blaeberry[n]

yaban mersini,mavi yemiş

blag[v]

çalmak,dolandırmak

blah[n]

boş laf,gösterişli konuşma

blah blah blah[interj]

falan filan,bla bla bla

blame[v][n]

suçlamak • suçlama

blamelessly[adv]

kusursuz bir şekilde,suçsuz bir şekilde

blammer[n]

silah,tabanca

blammy[n]

silah,tabanca

blanch[v]

benzi atmak

blanched[adj]

solgun,benzi atmış

blanching agent[n]

ağartma maddesi

blancmange[n]

paluze

bland[adj]

tatsız tuzsuz

blandish[v]

dil dökmek

blandishments[n]

yağcılık

blandly[adv]

tatsız bir şekilde,lezzetsizce

blandness[n]
blank[adj][n][v]

boş,temiz • boş kovan,fişek • görmezden gelmek,yok saymak

blank check[n]

boş çek,imzalı boş çek

blank cheque[n]

boş çek,imzalı boş çek

blank verse[n]

kafiyesiz şiir

blanket[n][v][adj]

battaniye • örtmek,sarmak • genel,evrensel

blanket sleeper[n]

tek parça pijama ayaklı,tulum pijama

blankey[n]

battaniye,örtü

blankly[adv]

boş,süslemesiz

blare[n][v]

gürültü,korna sesi • yankılanmak,yüksek sesle çalmak

blaring[adj][n]

kulakları sağır eden,yüksek sesli • tizleyici bir ses,sağır edici bir gürültü

blart[v]

abartılı ağlamak,dramatik şekilde hıçkırmak

blase[adj]

kayıtsız,umursamaz

blaspheme[v]

küfretmek

blasphemy[n]

dine küfretme

blast[v][n]

tiz bir ses çıkarmak • uzun vuruş,güçlü atış

blast air[phrase]
blast from the past[phrase]

geçmişten gelen bir hatıra

blast off[v]
blast out[v]

yüksek sesle çalmak,gürültü çıkarmak

blasted[adj]

lanet,kahrolası

blasting[adj][n]
blatant[adj]

gürültücü

blatantly[adv]

açıkça,utanmazca

blaze[v][n]

parlamak,şiddetle yanmak • alev

blaze a trail[phrase]

öncü olmak

blaze up[v]

alevlenmek,parlamak

blazed[adj]

kafayı bulmuş,esrik

blazer[n]

blazer ceket

blazing[adj][n]

kavurucu,parlak • alev,yanan

blazing row[n]

hararetli kavga

blazon[n][v]

arma,hanedan arması • hanedan armalarıyla süslemek

blazonry[n]

arma,hanedan arması

bleach[n][v]

beyazlatıcı deterjan • ağartmak,rengini açmak

bleach bypass[n]

beyazlatma atlaması

bleach liquor[n]

ağartma likörü,ağartma çözeltisi

bleached[adj]

rengi solmuş,ağartılmış

bleached flour[n]

ağartılmış un

bleachers[n]

açık tribünler,üstü açık seyirci sıraları

bleaching agent[n]

ağartma maddesi,renk giderici

bleak[adj][n]

umutsuz • inci balığı,gümüş balığı

bleakly[adv]

kasvetli bir şekilde,umutsuzca

bleary[adj]

mahmur

bleary-eyed[adj]

yorgun

bleat[n][v]

meleme • melemek,kuzu gibi melemek

bleb[n]

seröz sıvı dolu kabarcık,seröz kabarcık

bleed[v]

kan kaybetmek

bleeder[n]

hemofili,kanayan

bleeding[n]

kanama, kan kaybı

bleep[n][v]

bip,ses sinyali • bip sesi çıkarmak,biplemek

bleezy[n]

blunt,esrar sigarası

blemish[n][v]

kusur • kusurlu yapmak

blemished[adj]

lekeli, kusurlu

blench[v]

solkunmak,beniz atmak

blend[v][n]

karıştırmak • karışım,harman

blend in[v]

bir şeyi başka bir şeyle karıştırmak

blended family[n]

karma aile

blended learning[n]

karma öğrenme

blender[n]

blender

blender food processor combo[n]

blender gıda işlemcisi kombinasyonu

blending[n]

karıştırma

blending scissors[n]

kuaför makası

blep[n]

küçük bir dil çıkarma,hafifçe dil çıkarma

blepharoplasty[n]

blefaroplasti

blerd[n]

siyahi inek,siyahi geek

blesbok[n]

güney afrika antilobu

bless[v]

dua etmek

blessed[adj]

kutsanmış,şanslı

blesser[n]

koruyucu,hami

blessing[n]

hayır duası

blessing in disguise[phrase]

her şerde bir hayır vardır

bleu[n]

küflü peynir

bleu du maine[n]

Bleu du Maine koyunu

blight[n][v]

yıkım,bozulma • kötü izlenim bırakmak

blighted[adj]

mahvolmuş,bozulmuş

blighter[n]

baş belası,can sıkıcı

blimp[n]

keşif balonu

blind[adj][n][v]

kör • körler,görme engelliler • kör etmek,gözlerini kör etmek

blind alley[n]

çıkmaz yol

blind as a bat[phrase]

kör gibi

blind bake[v]

turta kalıbını dolgu eklemeden önce fırında pişirmek

LanGeek
Uygulamayı İndir