be up to ears inbeat brains in
/ 44
be up to ears inbeat brains in
be up to ears in[phrase]

bir şeyin içine gömülmüş olmak

be up to something[phrase]

bir şey ile meşgul olmak

be used to[phrase]
be wide of[phrase]
be wild about[phrase]

deli olmak

be with[phrase]

biriyle aynı fikirde olmak

be worlds apart[phrase]

aralarında dağlar kadar fark olmak

be worth a fortune[phrase]

bir servet değerinde olmak

be worth a try[phrase]
be-all and end-all[phrase]

zurnanın zırt dediği yer

beach[n][v]

sahil • sudan çıkmak

beach bag[n]

plaj çantası

beach ball[n]

plaj topu

beach ball relay[n]

plaj topu bayrak yarışı

beach buggy[n]

plaj aracı,sahil buggisi

beach chair[n]

plaj sandalyesi,şezlong

beach flea[n]

plaj piresi,zıplayan amfipod

beach holiday[n]

plaj tatili,sahil tatili

beach house[n]

yazlık ev

beach soccer[n]

plaj futbolu,plaj sokeri

beach tennis[n]

plaj tenisi,beach tennis

beach waggon[n]

station wagon,araba vagon

beach wagon[n]

station wagon,araba vagon

beached[adj]

çakılıp kalmış,hareket edemez

beached whale[n]

karaya vurmuş balina,karaya vurmuş fok

beachgoing[n]
beachside[adj]
beachwear[n]

plaj giysisi

beacon[n][v]

işaret ateşi,fener • bir işaret ışığı ile rehberlik etmek,işaretlemek

beacon light[n]

deniz feneri,işaret ışığı

beacon of hope[phrase]
bead[n][v]

boncuk • dizmek,ipe dizmek

beaded[adj]
beading[n]

boncuk süslemesi

beadwork[n]

boncuk işi,boncuklu pervaz

beady[adj]

boncuk gibi (göz)

beagle[n]

Beagle köpeği

beak[n][v]

gaga • hafifçe gagalamak,gagasıyla vurmak

beaked[adj]

gagalı,gaga benzeri

beaked whale[n]

gagalı balinagiller

beaker[n]

büyük bardak

beaker tongs[n]

beher maşası,laboratuvar pensleri

beam[n][v]

kiriş • sevinçle gülümsemek

beam bridge[n]

kiriş köprü

beam ceiling[n]

kirişli tavan

beam compass[n]

kiriş pergel,ışın pergel

beam lifter[n]

kiriş kaldırıcı

beam pad[n]

denge minderi,denge bezi yastığı

beam trolley[n]

gezgin vinç

beaming[adj]

sevinçle parlayan (yüz)

beamy[adj]
bean[n][v]

fasulye • kafasına vurmak, özellikle atılmış bir beyzbol topu ile,kafasına bir darbe indirmek, özellikle fırlatılmış bir beyzbol topu ile

bean dip[n]

fasulye sosu

bean flicker[n]

fasulye sallayıcı,lezbiyen

bean fly[n]

fasulye sineği

bean head[n]

ahmak,aptal

bean pod borer[n]

fasulye kabuğu böceği

bean queen[n]

fasulye kraliçesi,latin erkeklerine düşkün erkek

beanbag[n]

puf minder

beanie[n]

örgülü şapka

beanpole[n]

çok zayıf

beanpot[n]

toprak çömlek tencere

bear[v][n]

tahammül etmek • ayı

bear a resemblance[phrase]
bear claw[n]

ayı pençesi (tatlı)

bear cub[n]

ayı yavrusu,küçük ayı

bear down[v]
bear fruit[phrase]

meyvesini vermek

bear garden[n]

tam bir kargaşa

bear in mind[phrase]
bear off[v]

götürmek,taşımak

bear on[v]

ilgili olmak

bear out[v]

doğrulamak,desteklemek

bear paw[n]

ayı pençesi,ayı patisi

bear up[v]

dayanmak,olumlu bir tutumla karşılamak

bear with[v]

sabır göstermek

bear witness[v]
bearable[adj]

katlanılabilir,dayanılabilir

bearcat[n]

binturong,ayı kedisi

beard[n][v]

sakal • süslemek,kenarını kaplamak

beard the lion in den[phrase]

üstün olduğu yerde karşısına çıkmak

bearded[adj]

sakallı

bearded dragon[n]

pogona

bearded vulture[n]

sakallı akbaba

bearer[n]

taşıyıcı,nakliyeci

bearing[n][adj]

duruş,tavır • taşıyıcı,dayanıklı

bearnaise sauce[n]

bearnaise sosu

bearskin[n]

kürk başlık

beast[n]

canavar

beast mode[n]

canavar modu,vahşi mod

beast of burden[n]

yük hayvanı,çeki hayvanı

beastly[adj][adv]

vahşi,yırtıcı • korkunç derecede,berbat bir şekilde

beat[v][n][adj]

vurmak • tempo • bitkin,tükenmiş

beat 'em up[n]

dövüş oyunu

beat a dead horse[phrase]

boşuna uğraşmak

beat a path to door[phrase]

kapısında kuyruk olmak

beat around the bush[phrase]

lafı dolandırmak

beat at own game[phrase]

birini kendi oyununda yenmek

beat boy[n]

hip-hop dansçısı,beat boy

beat brains in[phrase]

birinin kafasını parçalamak

LanGeek
Uygulamayı İndir