bottom-dwellingbox office poison
/ 44
bottom-dwellingbox office poison
bottom-dwelling[adj]

dip tabanında yaşayan,bentik

bottom-feeder[n]

dipte beslenen balık

bottomland[n]

alçak arazi,aluvyal ova

bottomless pit[n]

dipsiz kuyu,doymak bilmeyen mide

bottommost[adj]

en alttaki,alt

botts' dot[n]

Botts noktası,Botts işareti

boubou[n]

boubou

bouffant[n][adj]

bouffant saç modeli • kabarık,şişkin

bouffon[n]

Bouffon

bougatsa[n]

bougatsa

bough[n]

bir ağacın ana dallarından biri

boughetto[adj]

gösterişli şık ama sokak akıllı,burjuva ve getto

bouillabaisse[n]

bouillabaisse

bouillon[n]

et suyu

boujee[n]

şık bir kişi,zarif bir insan

boulder[n]

büyük kaya

bouldered[adj]

kayalık,taşlık

bouldering[n]

kaya tırmanışı,blok tırmanışı

bouldery[adj]

kayalık,taşlı

boules[n]

boules

boulevard[n]

bulvar

boulevardier[n]

Boulevardier, viski, tatlı vermut ve Campari ile yapılan klasik bir kokteyl

bounce[v][n]

zıplamak • saç sağlığı

bounce back[v]

kendini toparlamak

bounce music[n]

Bounce müziği

bounce off[v]

bir fikri birinin düşüncelerini veya görüşlerini almak için paylaşmak,bir fikri birine danışmak

bounce off the walls[phrase]

heyecandan yerinde duramamak

bounce pass[n]

sekme pas,zıplatma pas

bouncer[n]

bar güvenlik elemanı

bouncy[adj]

sekme özelliği olan,esnek

bouncy ball[n]

bouncy ball

bound[v][adj][n]

sıçramak • bağlı,zincirli • sınır,hudut

bound morpheme[n]

bağımlı biçimbirim

boundary[n]

sınır,had

boundary line[n]

sınır çizgisi,hat

boundary wall[n]

sınır duvarı

bounden duty[phrase]

ahlaki görev

boundless[adj]

sınırsız,limitsiz

boundlessly[adv]

sınırsızca,limitsizce

bounteous[adj]

cömert,eli açık

bounteously[adv]

cömertçe,bol bol

bountiful[adj]

eli açık

bounty[n]

cömertlik,eli açıklık

bounty hunter[n]
bouquet[n]

çiçek buketi

bourbon[n]

bourbon viski

bourgeois[n][adj]

burjuva • burjuva,kapitalist

bourgeoisie[n]

burjuvazi

bourree[n]

bourree dansı

bout[n]

round,karşılaşma

boutique[n]

butik

boutique hotel[n]
bouzouki[n]

buzuki

bovid[n][adj]

boynuzlugiller,içi boş boynuzlu geviş getirenler • boynuzlugillere ait

bovine[adj][n]

sığır gibi • bovin,sığır türü

bovine spongiform encephalopathy[n]

bovin süngerimsi ensefalopati

bovril[n]

bovril

bow[v][n]

birisinin önünde saygıyla eğilmek • fiyonk

bow and arrow[n]

yay ve ok,oklu yay

bow and scrape[phrase]

yetkililere yalakalık etmek

bow down[v]

başını eğmek

bow fishing[n]

yayla balık avı,okçulukla balık avlama

bow saw[n]

yay testere

bow tie[n]

papyon kravat

bow to[v]

boyun eğmek,teslim olmak

bow window[n]

çıkıntılı pencere

bow-wow theory[n]

yansıma kuramı

bowdlerize[v]

sansür uygulamak

bowed clavier[n]

yaylı çembalo

bowel[n]

bağırsak

bower[n][v]

çardak,ağaç gölgeliği • bir çardakla çevrelemek,bir kameriye ile kuşatmak

bowerbird[n]

çardak kuşu

bowfin[n]

kel balık

bowfing[adj]

kokmuş,iğrenç

bowing[n][adj]

yay yönetimi,yay kullanma • aşırı saygılı,itaatkâr

bowl[n][v]

kase • bowling oynamak

bowl along[v]

hızla ilerlemek,enerjiyle hareket etmek

bowl down[v]

devirmek,yıkmak

bowl game[n]

kupa maçı,üniversite futbol sezon sonu maçı

bowl over[v]

hayran bırakmak,etkilemek

bowler[n]

melon şapka

bowler hat[n]

melon şapka,sert kenarlı şapka

bowline[n]
bowling[n]

bowling

bowling alley[n]

bovling salonu

bowling ball[n]

bovling topu,bovling top

bowling shoe[n]

bovling ayakkabısı

bowls[n]

çim bowling,tahta toplarla oynanan bir oyun

bowsprit[n]

pruva direği,baş ıstralya

bowstring[n]

yay kirişi,ok yayı ipi

bowtie pasta[n]

papyonlu makarna

box[n][v]

kutu • kutuya koymak,paketlemek

box camera[n]

kutu kamera

box girder[n]

kutu kesitli köprü

box in[v]

kuşatmak,hapsetmek

box lacrosse[n]

kutu lakros,salon lakrosu

box level[n]

su terazisi

box of dildos[phrase]
box office[n]

bilet gişesi

box office poison[n]

gişe zehri,ticari başarısızlık

LanGeek
Uygulamayı İndir