bedragglebehead
/ 44
bedragglebehead
bedraggle[v]

çamurlamak

bedraggled[adj]

perişan,bakımsız

bedrest[n]

yatakta tedavi

bedridden[adj]

yatalak

bedrock[n]

temel,esas

bedroll[n]

yatak rulosu

bedroom[n]

yatak odası

bedroom eyes[n]

manalı bakışlar

bedside[n]

yatak yanı

bedside lamp[n]

yatak lambası,başucu lambası

bedside table[n]

komodin

bedsore[n]

bası yarası

bedspread[n]

yatak örtüsü

bedstead[n]

yatak çerçevesi

bedtime[n]

uyku vakti

beduin[n]

Bedevi,Arap göçebe

bedwetter[n]

enüretik,gece altını ıslatan

bee[n]

arı

bee beetle[n]

arı kovanı böceği

bee eater[n]

arı kuşu

bee fly[n]

arı sineği

bee house[n]

arı evi

bee in bonnet[phrase]

takıntı

bee sting[n]

arı sokması

bee's knees[phrase]

en iyisi

beech[n]

kayın ağacı

beechnut[n]

kayın ağacı meyvesi

beef[n][v]

sığır eti • şikayet etmek,dırdır etmek

beef ball[n]

beef ball

beef bourguignonne[n]

beef bourguignonne

beef cattle[n]

et sığırı

beef patty[n]

kıymalı köfte,dana kıyma köftesi

beef plate[n]

sığır göğsü eti

beef stroganoff[n]

Beef Stroganoff

beef tea[n]

et suyu

beef tomato[n]

sığır domatesi,biftek domates

beef up[v]

güçlendirmek,kuvvetlendirmek

beefburger[n]

sığır etli sandviç

beefcake[n]

düzgün vücutlu erkek

beefmaster[n]

beefmaster

beefsteak[n]

sığır biftek

beefsteak tomato[n]

biftek domatesi

beefy[adj]

kaslı

beehive[n]

arı kovanı

beelzebub[n]

Beelzebub,Şeytan

beemer[n]

bir beemer,bir BMW motosiklet

beep[n][v]

bip,kısa ton • çağrı cihazını çaldırmak (bir kimsenin)

beeper[n]

çağrı cihazı

beer[n]

bira

beer belly[n]

bira göbeği

beer bottle[n]

bira şişesi

beer garden[n]

bira bahçesi

beer glass[n]

bira bardağı

beer pong[n]

içi bira ile dolu bir bardak ve pinpon topuyla oynana bir oyun

bees and honey[phrase]
beeswax[n][v]
beet[n]

pancar

beet red[adj]

pancar kırmızısı,al al

beet sugar[n]
beetle[n][v][adj]

böcek • tokmakla dövmek,çekiçle vurmak • çıkıntılı,belirgin

beetlehead[n]

aptal,ahmak

beetroot[n]

kırmızı pancar

befall[v]

başına gelmek

befittingly[adv]

uygun bir şekilde,yakışır biçimde

befog[v]

karartmak

befool[v]
before[adv][prep][conj][n]

önceden • [-den/dan] önce • [-dan/den] önce • önce,evvel

before can say jack robinson[phrase]

ne olduğunu anlamadan

before christ[adv]

milattan önce

before common era[adv]

milattan önce

before long[adv]

yakında,çok geçmeden

before the ink is dry[phrase]

imzalar atılır atılmaz

before-and-after[adj]
beforehand[adv][adj]

önceden • önceden hazırlanmış,önceden yapılmış

befriend[v]

arkadaşça davranmak

befuddle[v]

aklını karıştırmak

befuddled[adj]

sersemleşmiş,afallamış

beg[v]

yalvarmak

beg the question[phrase]
beget[v]

doğurmak,üremek

beggar[n][v]

dilenci • fakirleştirmek,dilenci durumuna düşürmek

beggarly[adj]

sefil,yoksul

beggary[n]

dilencilik,dilenme

begging[n]

dilencilik,yalvarma

begin[v]

başlamak

beginner[n]

başlangıç seviyesinde olan

beginner's luck[n]

acemi şansı

beginning[n][adj]

başlangıç • başlangıç, yeni başlayan

begleri[n]

begleri

begrudge[v]

gıpta etmek

beguile[v]

büyülemek

beguilement[n]
beguiler[n]
beguiling[adj]

arzu uyandıran

beguine[n]

fokstrot dansına benzeyen bir salon dansı

behave[v]

belli bir davranış göstermek

behavior[n]

davranış

behavioral[adj]

davranışsal,davranışla ilgili

behaviorism[n]

davranışçılık

behead[v]

kafasını kesmek,başını kesmek

LanGeek
Uygulamayı İndir