border leicesterbottom-dweller
/ 44
border leicesterbottom-dweller
border leicester[n]

Leicester koyunu

border on[v]

yaklaşmak

borderline[adj][n]

sınırda,şüpheli • sınır,hat

borderline personality disorder[n]

sınır kişilik bozukluğu

bore[v][n]

canını sıkmak • delik,sondaj deliği

bore into[v]

dik dik bakmak,delici bakışlarla süzmek

bore silly[phrase]
bore stiff[phrase]
bore the pants off[phrase]

birini fena halde sıkmak

bore to tears[phrase]

sıka sıka canından bezdirmek

bore-hole[n]
boreal[adj]

boreal,kuzey

boreas[n]

Boreas, kuzey rüzgarı, genellikle Yunan mitolojisinde soğuk, kışlık bir güç olarak kişileştirilir,Boreas, Yunan mitolojisinde kuzey rüzgarının kişileştirilmiş hali, kış soğuğunu getirir

borecole[n]

kıvırcık lahana,kale

bored[adj]

sıkkın

bored out of mind[phrase]

canı sıkıntıdan patlamak

boredom[n]

bıkkınlık

borek[n]

börek

boreray[n]

boreray koyunu

boring[adj][n]

usandırıcı • delme,kazı

born[adj]

doğmuş

born and bred[phrase]

doğup büyümüş

born in the purple[phrase]

soylu doğumlu

born not made[phrase]

doğuştan yetenekli

born on the wrong side of the blanket[phrase]

evlilik dışı doğmuş

borrow[v]

borç almak

borrow trouble[phrase]
borrowing[n]

ödünç alma,alıntı yapma

borsch[n]

borş,pancar suyu temelli bir Rus veya Polonya çorbası

borscht[n]

borş çorbası

borsh[n]

borş,pancar çorbası

borshch[n]

borş,pancar suyu temelli Rus veya Polonya çorbası

borsht[n]

borş,genellikle pancar suyu temel alınarak yapılan bir Rus veya Polonya çorbası

bortsch[n]

borş,genellikle pancar suyu temelli bir Rus veya Polonya çorbası

borzoi[n]

Borzoy köpeği

bos indicus[n]

bos indicus,zebu

bos taurus[n]

evcil sığırlar,büyükbaş hayvanlar

bosc[n]

bosc armudu

boselaphus tragocamelus[n]

boselaphus tragocamelus,nilgai antilobu

bosnian[adj]

Boşnak,Bosnalı

bosom[n][v]

göğüs • şefkatle kucaklamak,göğsüne bastırmak

bosom buddy[phrase]

can ciğer dost

bosom pal[n]

yakın arkadaş

bosomy[adj]

belirgin göğüslü

boson[n]

bozon,tam sayılı spinli parçacık

boss[n][v][adj]

patron • kabar yapmak,kabartmak • mükemmel,olağanüstü

boss around[v]

emir vermek

boss up[v]

kontrolü ele almak,kendine güvenerek harekete geçmek

boss-eyed[adj]

şaşı

bossa nova[n]

bossa nova

bossam[n]

bossam

bossy[adj]

patronluk taslayan

bost[v]

kırmak,bozmak

boston[n]

Boston,Massachusetts eyaletinin başkenti ve en büyük şehri; bankacılık ve finansal hizmetler için önemli bir merkez

boston butt[n]

domuz omuz eti

boston cream donut[n]

boston kremalı donat

boston cream pie[n]

boston kremalı turta

bosun[n]
bot[n]

botfly larvası,botfly kurtçuğu

botanical[n][adj]

botanik,bitkisel ilaç • bitkisel

botanical garden[n]

botanik bahçesi

botanist[n]

bitkibilimci

botanize[v]

bitkileri incelemek

botany[n]

bitki bilimi

botch[n][v]

beceriksizlik,hatalı iş • becermek,berbat etmek

botch up[v]

berbat etmek,mahvetmek

boteh[n]

boteh,bir damla ya da palmiye şeklini andıran, genellikle tekstil ve sanat eserlerinde bulunan dekoratif motif

botfly[n]

sinek

both[adj][det][adv][pron]

her ikisi • her ikisi de • hem ... hem de • her ikisi,ikisi de

bother[v][n]

canını sıkmak • rahatsızlık,sıkıntı

botheration[n]

sıkıntı,dert kaynağı

bothered[adj]

rahatsız olmuş

bothersome[adj]

can sıkıcı,rahatsız edici

botnet[n]
botox[n]

botoks

botox injection[n]

botoks uygulama

bots[n]

at botu enfeksiyonu

bottle[n][v]

şişe • şişeye koymak

bottle bank[n]

şişe bankası,cam şişeler için geri dönüşüm kutusu

bottle blond[adj]

açık sarışın

bottle blonde[n][adj]

şişe sarışını,yapay sarışın • şişe sarısı,ağartılmış sarışın

bottle brush[n]

şişe temizleme fırçası

bottle opener[n]

şişe açacağı

bottle out[v]

korkup vazgeçmek,cesaretini kaybetmek

bottle screw[n]

tıpa çekeceği,şişe açacağı

bottle things up[phrase]
bottle up[v]

bastırmak,içine atmak

bottle warmer[n]

biberon ısıtıcısı

bottle-feed[v]

biberonla beslemek,biberon vermek

bottled[adj]
bottled water[n]

şişelenmiş su,maden suyu

bottled-up[adj]
bottleneck[n][v]

darboğaz,daralma • darboğazı gibi daralmak,darboğaz şeklinde daralmak

bottom[n][v][adj]

aşağı taraf • taban eklemek,temel sağlamak • en alt düzeyde

bottom fishing[n]

dip balıkçılığı,dip avcılığı

bottom line[n]

işin özü

bottom of the inning[phrase]
bottom out[v]

dibe vurmak,en düşük noktaya ulaşmak

bottom time[n]

dip zamanı,dalış süresi

bottom-dweller[n]

dip balıkçı,dip sakinleri

LanGeek
Uygulamayı İndir