box outbramble bush
/ 44
box outbramble bush
box out[v]

savunma pozisyonu almak,ribaunt için pozisyon almak

box set[n]

kapalı dekor

box spring[n]

yatak yayı

box step[n]

yerde dikdörtgen oluşturan bir salon dansı adımı kombinasyonu

box truck[n]

kutu kamyon,kapalı kasa kamyon

box turtle[n]

kutu kaplumbağası

box-cutter[n]

falçata

box-end wrench[n]

yıldız anahtar

boxcar[n]

yük vagonu,kapalı vagon

boxed[adj]
boxed set[n]

kutulu set

boxer[n]

boksör

boxer-puncher[n]

boksör-puncher,boksör vurucu

boxers[n]

geniş külot

boxershorts[n]

boxer külot

boxing[n]

boks

boxing glove[n]

boks eldiveni,boks el koruyucusu

boxing ring[n]

boks ringi

boxy[adj]

kutu gibi,köşeli

boy[n]

erkek çocuk

boy band[n]

erkek grup

boy dinner[n]

erkek yemeği,adam yemeği

boy in blue[phrase]
boy next door[n]

yan komşu çocuğu

boycott[v][n]

boykot etmek • boykot,ticari reddetme

boyfriend[n]

erkek arkadaş

boyfucker[n]

pedofil,çocuk tacizcisi

boyhood[n]

erkeklik çağı

boyish[adj]

erkeksi

boymoder[n]

boymoder,erkek modunda olan kişi

boys[n]

çocuklar,arkadaşlar

boys will be boys[sentence]

erkektir yapar

boysenberry[n]

boysenberry

boza[n]

boza

bozo[n]

adam,palyaço

bra[n]

sütyen

braccae[n]

braka,Kelt pantolonları

brace[v][n]

desteklemek,sağlamlaştırmak • destek

bracelet[n]

bileklik

bracer[n]

tonik,canlandırıcı

braces[n]

diş teli,braket

brachial artery[n]

kol atardamarı

brachioplasty[n]

kol germe ameliyatı

brachiopod[n][adj]

dallı bacaklı • brakiyopod,Brachiopoda şubesine ait

brachiopodous[adj]

brakiyopod,Brakiyopoda şubesine ait

bracing[n][adj]

destek elemanı,payanda • canlandırıcı,enerji veren

bracing system[n]

sabitleme sistemi

bracket[n][v]

köşeli ayraç • kategorize etmek,sınıflandırmak

bracket turn[n]

kanca dönüşü,bracket dönüşü

bracketing[n]

braketleme

brackish[adj]

hafif tuzlu

brad nail[n]

ince çivi

bradel binding[n]

Bradel ciltleme

brae[n]

yamaç

brag[v][n][adj]

böbürlenmek • övünme,böbürlenme • olağanüstü,mükemmel

braggadocio[n]

övünme,böbürlenme

braggart[n][adj]

palavracı • övüngen,böbürlenen

bragging rights[n]

övünme

brahma[n]

brahma,Hint sığırı ırkı

brahman[n]

hint sığırı

brahmin[n]

brahman,brahman zebu

braid[n][v]

örülmüş saç • örmek

braided[adj]

örgülü,dokunmuş

braided rug[n]

örgülü halı

braiding[n]

örgü örme

braille[n][v]

braille alfabesi • braille ile transkribe etmek

braille book[n]

Braille kitabı

braille slate[n]

braille tableti,braille yazı tahtası

brain[n][v]

beyin • kafasına vurmak,kafasını yumruklamak

brain dead[adj]

beyin ölümü,aptal

brain death[n]

beyin ölümü

brain drain[n]

beyin göçü

brain dump[n]

beyin boşaltma,beyin dökümü

brain gain[n]

beyin kazancı,entelektüel katkı

brain rot[n]

zihinsel gerileme,beyin sisi

brain-dead[adj]

beyin ölümü gerçekleşmiş

brain-teaser[n]

beyin yakan problem

brainchild[n]

parlak fikir

braindead[adj]

aptal,ahmak

brainiac[n]

inek,beyin

brainless[adj]

aptalca,akılsız

brainlet[n]

küçük beyinli,akılsız

brainrot[n]

zihinsel gerileme,aptalca takıntı

brainsick[adj]

akıl hastası,deli

brainstem[n]

beyinsapı

brainstorm[n][v]

aydınlanma,keşif • beyin fırtınası yapmak,fikir üretmek

brainstorming[n]

beyin fırtınası,fikir üretme

brainwash[v]

beyin yıkamak,manipüle etmek

brainwashed[adj]

beyni yıkanmış

brainwave[n]

aniden akla gelen parlak fikir

brainy[adj]

akıllı

braise[v]

kendi suyuyla kısık ateşte pişirmek

braiser[n]

küçük rosto tenceresi

brake[n][v]

fren • fren yapmak

brake light[n]

fren lambası,dur lambası

brake pad[n]

fren balatası,fren pabucu

brake pedal[n]

fren pedalı

brakeman's caboose[n]

frenci'nin kuyruk vagonu,fren görevlisinin son vagonu

bramble[n]

kaba diken

bramble bush[n]

böğürtlen çalısı,dikenli çalı

LanGeek
Uygulamayı İndir