belt bagberlinetta
/ 44
belt bagberlinetta
belt bag[n]

bel çantası

belt buckle[n]

kemer tokası

belt down[v]

içki içmek

belt drive[n]

kayış tahriki,kayış aktarımı

belt hanger[n]

kemer askısı

belt into[v]

hızla başlamak,coşkuyla girişmek

belt out[v]

yüksek sesle ve cesurca şarkı söylemek,güçlü bir şekilde şarkı söylemek

belt sander[n]

bantlı zımpara

belt up[v]

susmak,çenesini kapatmak

belt-tightening[n]

kemer sıkma,tasarruf

belted[adj]

kemerli,kemerle bağlanmış

beltway[n]

çevre yolu,ring yolu

beluga[n]

mersin morinası

belvedere[n]

taraça

bemoan[v]

yakınmak

bemock[v]

alay etmek,dalga geçmek

bemuse[v]

sersemletmek

bemused[adj]

şaşırmış,kafası karışmış

bench[n][v]

bank • yedek kulübesine almak,bankta bırakmak

bench press[n]
bench test[n]
bench vise[n]

tezgah mengenesi,bank mengenesi

benched[adj]

yedekte tutulan,beklemede olan

benchmark[n]

değerlendirme

bend[v][n]

eğmek • Poyraz kuşugiller

bend but not break[phrase]
bend down[v]

eğilmek,aşağı eğilmek

bend ear[phrase]

birinin başının etini yemek

bend mind to[phrase]

tüm dikkatini ve emeğini vermek

bend over[v]

eğilmek,bükmek

bend over backward[phrase]

elinden geleni ardına koymamak

bend the rules[phrase]

kuralları esnetmek

bend the truth[phrase]

gerçeği çarpıtmak

bendable[adj]

bükülebilir,esnek

bender[n]

içki partisi,eğlence

bending[n]

bükme,eğme

bendomino[n]

bendomino

bendy[adj]

esnek,bükülebilir

beneath[prep][adv]

altında,aşağısında • aşağıda

benediction[n]

kutsama duası

benefaction[n]
benefactive case[n]

yarar sağlama hali

benefactor[n]

hayırsever

benefice[n][v]

kilise görevi,kilise geliri • bir araziyi kiliseye bağışlamak

beneficence[n]

hayırseverlik, cömertlik

beneficent[adj]
beneficial[adj]

karlı

beneficially[adv]

faydalı bir şekilde, avantajlı bir şekilde

beneficiary[n][adj]

yararlanan • lehtar, yararlanıcı

benefit[n][v]

çıkar • yararlanmak

benefit concert[n]

yardım amacıyla düzenlenen konser

benefit of the doubt[phrase]

iyi niyet karinesi

benevolence[n]
benevolent[adj]

iyiliksever

bengal cat[n]

Bengal kedisi

bengal tiger[n]

bengal kaplanı

bengali[n][adj]

Bengalce • Bengal,Bengal ile ilgili

benight[v]
benighted[adj]

cahil

benign[adj]

mülayim

benign prostatic hyperplasia[n]

iyi huylu prostat hiperplazisi,iyi huylu prostat büyümesi

benignity[n]

lütuf

benison[n]

hayır duası,iyilik dileği

benjamin of the family[phrase]

ailedeki en küçük çocuk

benne[n]

benné,susam

benni[n]

benni,Hint susamı

benniseed[n]

susam tohumu,benniseed

benny[n]

Benny, zamanlaması, sunumu ve kendini küçük düşürücü mizahı ile tanınan ABD'li komedyen (1894-1974),Benny, zamanlama yeteneği, şaka yapma tarzı ve alçakgönüllü mizahıyla ünlü Amerikalı komedyen (1894-1974)

bent[n][adj]

eğilim,meyil • eğik,bükülmüş

bent on[adj]

kararlılık içerisinde olan

bent out of shape[phrase]

iyice sinirlenmiş

bent scissors[n]

bükümlü makas

bent-nose pliers[n]

kargaburun

benthic[adj]

bentik,suyun altındaki dip ile ilgili

bentwood[n]

buharla bükülmüş ahşap sandalye

benumb[v]

uyuşturmak,hissizleştirmek

benumbed[adj]
benzo[n]

bir benzo,bir benzodiazepin

beour[n]

bir kız,bir kadın

bequeath[v]

miras bırakmak

berate[v]

fırça atmak

berber[n]

berberi

berber carpet[n]

berber halısı

berbice chair[n]

Berbice sandalyesi

bereave[v]

bir yakınını kaybetmek

bereaved[adj][n]

yaslı,acılı • yasta kalan kişi,yaslı kişi

bereavement[n]

yas,kayıp acısı

bereft[adj]

matemli

beret[n]

bere

bergamot[n]

bergamot,citrus bergamia

bergamot orange[n]

bergamot

bergere[n]

berjer koltuk

beriberi[n]

beriberi

berk[n]

aptal,ahmak

berkshire[n]

Berkshire,Berkshire kontluğu

berkshire locomotive[n]

Berkshire lokomotifi,Berkshire tipi lokomotif

berlin[n]
berlin wool work[n]

Berlin yün işi

berliner[n]

Berlinli, Berlin'li

berlinetta[n]

berlinetta,iki kişilik spor coupe

LanGeek
Uygulamayı İndir