beheadingbelt along
/ 44
beheadingbelt along
beheading[n]
behemoth[n]

behemoth,dev

behest[n]

rica,emir

behind[prep][adv][n]

arka • arka tarafta • kıç,popo

behind back[phrase]

arkasından

behind bars[adv]

parmaklıklar ardında

behind closed doors[phrase]

perde arkasında

behind the curve[phrase]

geride kalmış

behind the eight ball[phrase]

zor durumda

behind the scenes[phrase]

perde arkasında

behind the times[phrase]

çağın gerisinde kalmış

behind-the-scenes[adj]

perde arkası,kulislerde

behindhand[adv][adj]

gecikmiş,geri kalmış • geride,gecikmeli

behold[v]

seyretmek,hayranlıkla bakmak

beholden[adj]

minnettar,borçlu

behoove[v]

Yakışır,Faydalı olur

beige[n][adj]

bej • bej

beige flag[n]

bej bayrak,nötr işaret

beigel[n]

beigel,bagel

beigli[n]

beigli,geleneksel Macar rulo hamur işi, genellikle ceviz veya haşhaş tohumu gibi tatlı malzemelerle doldurulur ve özellikle Noel ve Paskalya gibi tatillerde keyifle tüketilir

beignet[n]

bir tür şekerli çörek

beijing[n]

Pekin

beijing dialect[n]

Pekin lehçesi,Pekin diyalekti

being[n][conj]

varlık • olduğu için,diye

beit[n]

bir yudum,bir içim

belabor[v]

sert eleştirmek

belabor the point[phrase]

aynı şeyleri tekrarlayıp durmak

belarusian[n][adj]

Beyaz Rusça,Beyaz Rus dili • Beyaz Rus,Belarus

belated[adj]

gecikmiş,geç

belatedly[adv]

geç olarak,gecikmeli bir şekilde

belay[n][v]

sabitleme noktası,emniyet noktası • halat bağlamak

belay device[n]

emniyet alma cihazı,belay cihazı

belaying pin[n]

palanga pimi,bağlama pimi

belch[n][v]

geğirme,yellenme • geğirmek,gaz çıkarmak

beldame[n]

yaşlı kadın,matron

beleaguer[v]

kuşatmak,muhasara etmek

belfry[n]

çan kulesi

belgian[adj][n]

belçikalı • Belçikalı

belgian binding[n]

Belçika ciltleme

belgian sheepdog[n]

belçika çoban köpeği

belgian shepherd[n]

Belçika çoban köpeği,Belçika koyun çobanı

belgian waffle[n]

belçika usulü waffle

belgium[n]

Belçika

belie[v]

yalanlamak,aksini göstermek

belief[n]

güven

believable[adj]

inanılır

believably[adv]

inanılır bir şekilde

believe[v]

inanmak

believe in[v]

itikat etmek

believe of[phrase]
believer[n]

inançlı

belittle[v]

küçümsemek,değersizleştirmek

bell[n][v]

çan • zil takmak,çan bağlamak

bell deck[n]
bell pepper[n]

dolmalık biber

bell the cat[phrase]

riskli işi üstlenmek

bell tower[n]

çan kulesi

bell-bottom[adj]

çan etek,çan etekli pantolon

bell-bottoms[n]

geniş paçalı pantolon,fil ayağı pantolon

bell-end[n]

glans,penis başı

bell-shaped[adj]

çan şeklinde,çan biçimli

bellbird[n]

çan kuşu

bellbottom[adj]

paça geniş,çan paça

bellbottom pants[n]

balon pantolon,geniş paçalı pantolon

bellbottom trousers[n]

balon pantolon,geniş paçalı pantolon

bellboy[n]
belle[n]

güzel kadın

belle epoque[n]

Belle Époque, Avrupa'da ekonomik refah, teknolojik yenilik ve sanatsal yenilikle karakterize edilen kültürel gelişme ve iyimserlik dönemiydi.

belle of the ball[phrase]

gecenin yıldızı

bellend[n]

salak,aptal

bellhop[n]

valiz taşıyan görevli

bellicose[adj]

kavgacı

bellicosity[n]

kavgacılık

belligerence[n]
belligerency[n]
belligerent[adj][n]

kavgacı • savaşçı,düşmanca davranan kişi

bellow[v][n]

kükremek • böğürme,kükreme

bellows[n]

körük

bellwether[n]

önder,çanlı kılavuz koyun

belly[n][v]

karın • şişmek

belly band[n]

kağıt bant

belly button[n]

göbek

belly dance[n][v]

oryantal dans • göbek dansı yapmak,oryantal dans etmek

belly dancer[n]

göbek dansçısı,oryantal dansçı

belly dancing[n]

göbek dansı,oryantal dans

belly laugh[n]

kahkaha,gülmekten kırılmak

bellyache[n][v]

karın ağrısı,mide ağrısı • şikayet etmek,sızlanmak

bellybutton[n]

göbek deliği,göbek

belong[v]

ait olmak (birine)

belong to[v]

ait olmak,sahibi olmak

belonging[n]

bağımlılık

belongings[n]

eşya

beloved[adj][n]

sevilen • sevgili,biricik

below[prep][adv][n][adj]

alt • altta • aşağı,alt • aşağıdaki,alt

below the belt[phrase]

bel altından

below the salt[phrase]

alt tabakadan

below-the-fold[adj]

gazetenin katlama yerinin altında kalan kısmında

belowground[adj][adv]

yeraltı,yerin altında • yerin altında,toprağın altında

belt[n][v]

kemer • vurmak,şiddetle çarpmak

belt along[v]

hızla gitmek,hızla hareket etmek

LanGeek
Uygulamayı İndir