bramblingbreak a pause
/ 44
bramblingbreak a pause
brambling[n]

dağ ispinozu

bran[n]

kepek,bran

bran-new[adj]

yepyeni,bambaşka

branch[n][v]

bölüm • ayırmak,dallanmak

branch line[n]

yan hat,şube hattı

branch off[v]

ayrılmak,dal vermek

branch out[v]

çeşitlendirmek,ufkunu genişletmek

branchia[n]

solungaçları

branching[n][adj]

dallanma,şubeleşme • dallı, dallanmış

branchlet[n]

ince dal,küçük dal

brand[n][v]

marka • damgalamak,işaretlemek

brand identity[n]

marka kimliği

brand loyalty[n]

marka sadakati,marka bağlılığı

brand-new[adj]

yepyeni

branded[adj]

markalı

branded content[n]

markalı içerik,sponsorlu içerik

branding[n]

damgalama,stigmatizasyon

brandish[v][n]

savurmak • sallama,tehditkâr hareket

brandy[n]

brendi

brandy alexander[n]

Brandy Alexander

brandy butter[n]

konyak kreması

brandy glass[n]

brendi bardağı,konyak bardağı

brandy snap[n]

brandy snap

brandy snifter[n]

brandi bardağı,küresel brandy bardağı

brandysnap[n]

brandysnap,brandy aromalı zencefilli kurabiye

brangus[n]

brangus

branle[n]

branle dansı

brash[adj]

küstah

brashly[adv]

küstahça,arsızca

brasier[n]

mangal

brass[n][adj]

pirinç,sarı metal • parlak sarı

brass band[n]

bakır nefesli orkestra

brass bed[n]

pirinç yatak

brass instrument[n]

bakır nefesli çalgılar

brass knuckles[n]

muşta,parmaklı demir yumruk

brass knucks[n]

muşta,demir yumruk

brass ring[n]

zenginliğe ulaşma şansı

brass rubbing[n]

pirinç baskı sanatı

brasserie[n]

birahane

brassica oleracea acephala[n]

başsız kıvırcık lahana,kale

brassy[adj]

tiz ve parlak sesli

brat[n]

arsız çocuk

bratface[n]

şımarık surat,somurtkan çehre

bratt pan[n]

devrilebilir büyük tava

brattishing[n]

bina tepesindeki dekoratif süslemeler

bratwurst[n]

bratwurst sosisi

braunvieh[n]

braunvieh

bravado[n]

kabadayılık

brave[adj][v][n]

cesur • göğüs germek,cesaretle karşılamak • cesur,yiğit

bravely[adv]

cesurca

braveness[n]

cesaret,yiğitlik

bravery[n]

cesurluk

bravo[n][v]

bravo • 'bravo' veya 'brava' diye bağırarak alkışlamak

brawl[n][v]

kavga,dövüş • kavga etmek,gürültülü bir şekilde tartışmak

brawn[n]

kas gücü

brawny[adj]

kaslı

braxy[n]

braksi hastalığı

bray[n][v]

eşek anırması,eşeğin çığlığı • yüksek sesle gülmek

brayer[n]

el yayıcı,mürekkep merdanesi

braze[v]

lehimlemek

brazen[adj][v]

yüzsüz • yüzsüzce karşılamak,cüretle yüzleşmek

brazenly[adv]

yüzsüzce,utanmazca

brazier[n]

mangal

brazil[n]

Brezilya

brazil nut[n]

brezilya fındığı

brazilian[adj][n]

brezilyalı • brezilyalı

brazilian embroidery[n]

Brezilya nakışı

brazilian jiu-jitsu[n]

Brezilya jiu-jitsusu,BJJ

breach[n][v]

ihlal • delmek,yarmak

breach of contract[n]

sözleşme ihlali

bread[n][v]

ekmek • galeta unu ile kaplamak,ekmek kırıntıları ile kaplamak

bread and butter[phrase][adj]

ana gelir kaynağı • temel,asıl

bread and butter plate[n]

ekmek ve tereyağı tabağı

bread and butter pudding[n]

ekmek ve tereyağlı puding

bread board[n]

ekmek tahtası

bread flour[n]

ekmek unu

bread knife[n]

ekmek bıçağı

bread maker[n]

fırıncı

bread pan[n]

ekmek tavası

bread pudding[n]

ekmek pudingi

bread roll[n]

rulo ekmek

bread sauce[n]

ekmek sosu

bread-bin[n]

ekmek kutusu,ekmek saklama kabı

breadbasket[n]

ekmek sepeti

breadboard[n]

ekmek tahtası

breadbox[n]

ekmek kutusu

breadcrumbs[n]

ekmek kırıntısı

breaded[adj]

ekmek kırıntısı kaplı

breadfruit[n]

ekmek ağacı

breading[n]

galeta unu,paneli kaplama

breadline[n]

yemek kuyruğu,yardım kuyruğu

breadnut[n]

ekmek ağacı

breadstick[n]

grissini

breadstuff[n]

fırın ürünü,ekmek

breadth[n]

genişlik

breadwinner[n]

ailenin geçimini sağlayan kişi

break[v][n]

kırmak • mola

break a habit[phrase]
break a journey[phrase]
break a pause[phrase]
LanGeek
Uygulamayı İndir