breach
breach
briʧ
briç
/briːtʃ/

"breach"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to breach
01

delmek, yarmak

to create an hole or gap in something, allowing access or entry
Transitive: to breach an obstacle
to breach definition and meaning
Örnekler
To provide access for wildlife, conservationists breached a fence along the migration route.
Yaban hayatına erişim sağlamak için korumacılar, göç rotası boyunca bir çit delik açtılar.
02

ihlal etmek, çiğnemek

to break an agreement, law, etc.
Transitive: to breach an agreement or law
to breach definition and meaning
Örnekler
The court ruled in favor of the plaintiff, stating that the defendant had breached the confidentiality agreement.
Mahkeme, davacı lehine karar vererek, davalının gizlilik anlaşmasını ihlal ettiğini belirtti.
Breach
01

ihlal, çiğneme, bozma

an act that violates an agreement, law, etc.
Örnekler
The company faced legal consequences for the breach of contract.
Şirket, sözleşmenin ihlali nedeniyle yasal sonuçlarla karşılaştı.
02

kopma, yarılma

a rift or rupture in relationships or unity
Örnekler
The feud created a lasting breach in the family.
Kavga, ailede kalıcı bir yara yarattı.
03

gedik, açıklık

a physical gap in a barrier or structure
Örnekler
Repair crews worked quickly to close the breach.
Onarım ekipleri, gediği kapatmak için hızlı bir şekilde çalıştı.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store