burglar alarmbushtit
/ 44
burglar alarmbushtit
burglar alarm[n]

hırsız alarmı

burglarize[v]

hırsızlık yapmak,soymak

burglary[n]

soygun

burgle[v]

hırsızlık amacıyla eve girmek

burgoo[n]

burgoo

burgundy[n][adj]

bordo,burgonya • şarap rengi

burgundy wine[n]

Burgonya şarabı

burial[n]

cenaze

burial ground[n]

mezarlık,defin yeri

burial mound[n]

höyük,mezar tepesi

burial site[n]

mezar alanı,defin yeri

buridda[n]

buridda

burka[n]

burka

burlesque[n][v][adj]

Burlesk • hicvetmek • burlesk ile ilgili,burlesk karakteristiği

burly[adj]

iri yarı

burmese[n][adj]

Birmanca • Birmanya,Birmanyalı

burmese cat[n]

Birman kedisi

burmilla[n]

Burmilla kedisi

burn[v][n]

yanmak • yanık,yanma

burn a hole in pocket[phrase]

parası cebini yakmak

burn book[n]

dedikodu defteri,söylenti kitabı

burn bridges[phrase]

köprüleri atmak

burn down[v]

tamamen yanıp kül olmak,yanıp yok olmak

burn fingers[phrase]

ağzı yanmak

burn off[v]

yakmak,yakıp temizlemek

burn one down[phrase]
burn out[v][adv]

tamamen yakmak,kül etmek • kışkırtıcı bir şekilde,provokatif bir tarzda

burn rubber[phrase]

pati çekerek hızlanmak

burn the candle at both ends[phrase]

kendini tüketmek

burn the midnight oil[phrase]

gece geç saatlere kadar çalışmak

burn to a crisp[phrase]

kül etmek

burn up[v]

tamamen yanmak,kül olmak

burnable[adj]

yanıcı,tutuşabilir

burned[adj]

yanmış,kömürleşmiş

burned out[adj]

tükenmiş,bitkin

burner[n]

ocak

burnet bloodwort[n]

kan otu,salata otu

burning[n][adj]
burnish[n][v]

parlaklık,cila • perdahlamak

burnishing[n]

parlatma

burnous[n]

burnus

burnout[n]

yorgunluk

burnside[n]

favori,yan sakal

burnt[adj]

yanmış,kömürleşmiş

burnt ocher[n]

koyu kiremit rengi

burnt orange[adj]

koyu turuncu

burnt sienna[adj]

koyu kahverengi

burnt umber[n][adj]

koyu kahverengi • koyu kahverengi

buroo[n]

işsizlik ofisi,işsizlik yardımı

burp[v][n]

geğirmek,gaz çıkarmak • geğirme,gaz çıkarma

burp cloth[n]

bebek kusmuk bezi

burqa[n]

burka,tam örtü

burr grinder[n]

taş değirmen,öğütücü değirmen

burr mill[n]

öğütücü

burrito[n]

burrito

burrow[n][v]

yeraltına kazılan yuva • yuva yapmak

burrowing animal[n]
bursa[n]

eklemler arasındaki sıvı kesesi

bursar[n]

okul muhasebecisi

bursary[n]

bursluk ofisi,mali işler bürosu

bursitis[n]

bursit,bursa iltihabı

burst[v][n]

patlamak • patlama,patlayış

burst at the seams[phrase]

ağzına kadar dolu olmak

burst bubble[phrase]
burst into[v]

patlamak,başlamak

burst into tears[phrase]
burst mode[n]

seri çekim modu

burst out[v]

patlamak,fırlamak

burst with[v]

taşmak,dolu olmak

bury[v]

gömmek

bury head in the sand[phrase]

kafasını kuma gömmek

bury in[v]

kendini gömmek,dalmak

bury the hatchet[phrase]

eski kavgalara sünger çekmek

burying[n]

gömme,defnetme

burying ground[n]

mezarlık,defin yeri

bus[n][v]

otobüs • toplamak,tabakları kaldırmak

bus driver[n]

otobüs şoförü

bus fare[n]

otobüs ücreti

bus lane[n]

otobüs şeridi

bus pass[n]

otobüs kartı,otobüs pasosu

bus rapid transit[n]

hızlı otobüs transit sistemi,otobüsle hızlı ulaşım

bus route[n]

otobüs güzergahı,otobüs hattı

bus shelter[n]

üzeri kapalı otobüs durağı

bus station[n]

otobüs durağı

bus station sign[n]

otobüs durağı işareti,otobüs istasyonu tabelası

bus stop[n]

otobüs durağı

bus ticket[n]

otobüs bileti

busbar[n]
busboy[n]

garson yardımcısı

busby[n]

İngiliz asker başlığı

bush[n][v][adj]

çalı • burç takmak,burçlamak • kalitesiz,dandik

bush baby[n]

galago,çalı bebeği

bush dog[n]

çalı köpeği

bush shirt[n]

safari gömleği

bushbaby[n]

çalı bebeği

bushed[adj]

bitkin,tükenmiş

bushfire[n]

çalı yangını,orman yangını

bushmaster[n]

lakhesis yılanı

bushmeat[n]

Afrikalı vahşi hayvan eti

bushtit[n]

uzunkuyruk

LanGeek
Uygulamayı İndir