breathless
breath
ˈbrɛθ
bret
less
ləs
les
/ˈbrɛθləs/

"breathless"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

breathless
01

soluk soluğa kalmış

unable to breathe easily
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
bileşik
niteliksel
üstünlük derecesi
most breathless
karşılaştırma derecesi
more breathless
derecelendirilebilir
Örnekler
COVID-19 patients with severe respiratory symptoms may become breathless and require oxygen support.
Şiddetli solunum semptomları olan COVID-19 hastaları nefes darlığı çekebilir ve oksijen desteğine ihtiyaç duyabilir.
02

nefessiz, soluksuz

causing a person to stop or lose normal breathing from emotion, shock, or intensity
Örnekler
The beauty of the view rendered her breathless.
Manzaranın güzelliği onu nefessiz bıraktı.
03

nefessiz, cansız

showing no signs of breathing or life
Örnekler
She bent over the breathless bird, hoping it would move.
Nefes alamayan kuşun üzerine eğildi, hareket edeceğini umarak.
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store