Ara
finely
Örnekler
The speech was finely delivered, holding the audience in rapt attention.
Konuşma ince bir şekilde sunuldu, dinleyicileri büyüledi.
1.1
zarif bir şekilde, şık bir şekilde
in a way that is elegant or worthy of admiration
Örnekler
The home was finely decorated for the occasion.
Ev, bu özel gün için zarif bir şekilde dekore edilmişti.
Örnekler
Finely ground coffee beans make a stronger brew.
İnce öğütülmüş kahve çekirdekleri daha güçlü bir demleme yapar.
03
aşırı derecede dikkatli bir şekilde, ince ayrıntılara fazla dikkat ederek
with excessive attention to subtle distinctions or degrees
Örnekler
The distinction was so finely made it lost meaning.
Ayrım o kadar ince yapılmıştı ki anlamını kaybetti.
Örnekler
A finely pointed knife made the delicate cuts easier.
İnce bir şekilde sivriltilmiş bir bıçak, hassas kesimleri kolaylaştırdı.
Örnekler
The sculpture was finely sculpted down to each wrinkle.
Heykel, her kırışıklığa kadar ince bir şekilde oyulmuştu.
04
ince, nazikçe
in a way that shows delicate responsiveness or emotional awareness
Örnekler
The therapist listened finely to each concern.
Terapist her bir endişeyi ince bir şekilde dinledi.
Leksikal Ağaç
finely
fine



























