to bang
bang
bæng
bāng
yangpangdanghang

"bang"kelimesinin İngilizce tanımı ve anlamı

to bang
01

çarpmak

to accidentally hit or get hit by something that injures or damages a part of one's body 
Transitive: to bang a body part on sth | to bang a body part against sth
to bang definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
biçimbilimsel yapı
basit
eylem fiili
düzenli
şimdiki zaman
bang
3. tekil kişi
bangs
şimdiki zaman ortacı
banging
basit geçmiş zaman
banged
geçmiş zaman ortacı
banged
Örnekler
She banged her knee against the corner of the table, causing a bruise. 

Dizini masanın köşesine çarptı, bu da bir morluğa neden oldu.

02

vurmak, çarpmak

to hit or place something with considerable force, often resulting in a loud noise 
Transitive: to bang one's hand or a tool on sth | to bang one's hand or a tool against sth
to bang definition and meaning
Örnekler
He banged his fist on the table to emphasize his point during the argument. 

Tartışma sırasında vurgusunu yapmak için yumruğunu masaya vurdu.

03

gürültü yapmak

to create a loud or explosive noise 
Intransitive
Örnekler
The fireworks banged loudly in the night sky, illuminating the darkness with bursts of color. 

Havai fişekler gece gökyüzünde yüksek sesle patladı, karanlığı renk patlamalarıyla aydınlattı.

04

çarparca kapatmak, gürültüyle kapatmak

to close something violently or with a loud noise 
Complex Transitive: to bang sth [adj]
Örnekler
The child accidentally banged the cupboard shut, startling everyone in the kitchen. 

Çocuk yanlışlıkla dolabı çarparak kapattı, mutfaktaki herkesi ürküttü.

05

gürültü yapmak, enerjik bir şekilde hareket etmek

to move around or do something in a noisy or energetic manner 
Intransitive
Örnekler
She banged around the kitchen, trying to find the right ingredients. 

O, doğru malzemeleri bulmaya çalışırken mutfakta gürültü çıkarıyordu.

06

sevişmek, sikişmek

to engage in sexual intercourse 
argo
kaba
Örnekler
He bragged to his friends that he'd banged the new girl in class. 

Sınıftaki yeni kızı siktiğini arkadaşlarına övündü.

07

enjekte etmek, damardan çekmek

to inject a drug directly into a vein 
argo
Örnekler
He banged heroin before the party started. 

Parti başlamadan önce eroin enjekte etti.

08

kalmak, başarısız olmak

(Nigerian) to fail, especially in the context of an exam or test 
argo
Örnekler
He banged his math exam last week. 

Geçen hafta matematik sınavında bang yaptı.

Bang
01

kakül

(plural) the front part of someone's hair cut in a way that hangs across their forehead 
Dialectamerican flagAmerican
fringebritish flagBritish
bang definition and meaning
dil bilgisi bilgileri
canlılık durumu
cansız
biçimbilimsel yapı
basit
sayılabilir
çoğul biçim
bangs
02

patlama, gürültü

a sudden very loud noise 
03

şiddetli darbe, enerjik vuruş

a vigorous blow 
04

büyük başarı, gürültülü başarı

a conspicuous success 
05

patlama, patlama sesi

the swift release of a store of affective force 
06

seks, cima

an act of sexual intercourse 
Dialectamerican flagAmerican
argo
kaba
Örnekler
They had a quick bang before the kids woke up. 

Çocuklar uyanmadan önce hızlı bir ilişki yaşadılar.

bang
01

doğrudan, direkt

directly 
dil bilgisi bilgileri
LanGeek
Uygulamayı İndir
langeek application

Download Mobile App

App Store