distastedivertissement
/ 34
distastedivertissement
distaste[n]

hoşnutsuzluk,tiksinme

distasteful[adj]

tatsız, iğrenç

distastefully[adv]

iğrenç bir şekilde,tatsız bir tarzda

distemper[n][v]

tempera,tempera boya • tutkallı boya ile boyamak

distend[v]

genişlemek

distensible[adj]

şişirilebilir

distention[n]

şişme

distich[n]

distik,ikili

distill[v]

damıtmak

distillate[n]

damıtılmış sıvı

distillation[n]

damıtma

distilled water[n]

damıtık su

distiller[n]

damıtarak içki üreten kimse

distillery[n]

damıtma tesisi,distileme fabrikası

distinct[adj]

farklı

distinction[n]

fark

distinctive[adj]

kendine özgü

distinctive feature[n]

ayırıcı özellik

distinctively[adv]

belirgin bir şekilde, ayırt edilebilir bir şekilde

distinctly[adv]

belirgin biçimde

distinguish[v]

ayırt etmek

distinguishable[adj]

ayırt edilebilir,tanınabilir

distinguished[adj]

seçkin

distinguishing[adj]

ayırt edici,karakteristik

distort[v]

tahrif etmek

distorted[adj]

çarpıtılmış,bozulmuş

distortion[n]

bozulma,çarpıtma

distract[v]

dikkatini dağıtmak

distracted[adj]

dikkati dağılmış,dalıp gitmiş

distracted driving[n]

dikkati dağınık sürüş,dikkat dağıtıcı sürüş

distraction[n]
distrain[v]

rehin olarak tutmak

distrait[adj]

dalgın,dikkatsiz

distraught[adj]

çılgına dönmüş

distress[n][v]

üzüntü • endişelendirmek,üzüntüye boğmak

distressed[adj]

mali sıkıntı içinde,finansal zorluk yaşayan

distressing[adj]

tedirgin edici

distressingly[adv]

üzücü bir şekilde

distribute[v]

dağıtmak

distributed[adj]

dağıtılmış,yayılmış

distributed morphology[n]

dağıtılmış morfoloji

distribution[n]

dağılım,yayılım

distribution channel[n]

dağıtım kanalı

distributive case[n]

ayrı ayrı dağıtım hali

distributive determiner[n]

dağıtıcı edat

distributive pronoun[n]

dağıtıcı zamir

distributor[n]

tedarikçi

district[n][v]

bölge • belirli bölgelerde konut düzenlemek,konutu belirli alanlarda düzenlemek

distrust[v][n]

güvenmemek • güvensizlik,şüphe

distrustful[adj]

güvensiz

distrustfully[adv]

güvensizlikle,şüpheyle

disturb[v]

rahatsız etmek

disturbance[n]

rahatsızlık

disturbed[adj]

bozulmuş,rahatsız edilmiş

disturbing[adj]

rahatsız edici

disturbingly[adv]

rahatsız edici bir şekilde,endişe verici bir şekilde

disunion[n]

ayrılma

disunite[v]

ayırmak,bölmek

disunity[n]

kopukluk

disuse[n]

kullanılmama,ihmal

disused[adj]

artık kullanılmayan

disyllable[n]

iki heceli

ditch[v][n]

atmak,kurtulmak • hendek,kanal

ditch light[n]

hendek ışığı,yol farı

dither[n][v]

heyecan,telaş • telaş etmek,heyecanlanmak

ditransitive verb[n]

çift geçişli fiil

ditto[n][v]

denden • tekrarlamak,yinelenmek

dittohead[n]

papağan,takipçi

ditty[n]

basit kısa şarkı

ditz[n]

şaşkın,aklı bir karış havada

diurnal[adj]

günlük

diva[n]

diva

divagation[n]

sapma

divali[n]

Divali,Diwali

divan[n]

divan koltuğu

dive[v][n]

dalmak • dalış,atlayış

dive in[v]

dalmak,atılmak

dive in headfirst[phrase]

düşünmeden atlamak

dive into[v]

dalmak,kendini vermek

dive suit[n]

dalış elbisesi,dalış kıyafeti

diver[n]

dalgıç

diverge[v]

birbirinden uzaklaşmak

divergence[n]

sapma

divergent[adj]

farklı

divergent thinking[n]
divergently[adv]

ayrışarak, farklı şekilde

diverging[adj]

farklılaşan,ayrışan

diverging diamond interchange[n]

ıraksayan elmas kavşak,farklı yönlü elmas kavşak

diverse[adj]

çeşitli

diversely[adv]

çeşitli şekillerde, farklı olarak

diversification[n]

çeşitlendirme

diversified[adj]

çeşitlendirilmiş,farklılaştırılmış

diversify[v]

farklılaştırmak

diversion[n]

eğlence

diversity[n]

çeşitlilik

divert[v]

başka yöne sapmak

diverted[adj]

hoş bir şekilde meşgul

divertimento[n]

divertimento

divertingly[adv]

eğlendirici bir şekilde, hoşça

divertissement[n]

bale eseri içerisinde bir bölüm

LanGeek
Uygulamayı İndir