divestdo one's block
/ 34
divestdo one's block
divest[v]

yoksun bırakmak

divestment[n]

varlık satışı,yatırımdan çekilme

divide[v][n]

bölmek • su ayrım çizgisi

divide and conquer[phrase]

böl ve yönet

divide up[v]

paylaştırmak,bölmek

divided[adj]

bölünmüş, ayrılmış

divided highway[n]

bölünmüş otoyol,ayrılmış karayolu

divided skirt[n]

bölünmüş etek

dividend[n]

kâr payı

divider[n]

bölücü

divination[n]

kehanet

divine[adj][n][v]

ilahi • ilahi,yüce varlık • kehanet etmek,su bulmak

divine order[n]
divine service[n]

ilahi hizmet,kamu ibadeti

divinely[adv]

ilahi bir şekilde,harika bir şekilde

diving[n]

dalış

diving board[n]

atlama tahtası,tramplen

diving cylinder[n]

dalış tüpü,dalış silindiri

diving event[n]

atlama yarışması,dalış etkinliği

diving mask[n]

dalış maskesi,scuba maskesi

diving rebreather[n]

dalış solunum cihazı,hava geri dönüşüm cihazı

diving regulator[n]

dalış regülatörü,dalış basınç düzenleyicisi

diving suit[n]

dalış elbisesi,tüplü dalış giysisi

diving watch[n]

dalış saati,dalgıç saati

divinity[n]

ilahilik

divisible[adj]

bölünebilir

division[n]

bölme

divisionism[n]

bölmecilik

divisive[adj]

ara bozucu

divisively[adv]

bölücü bir şekilde

divisiveness[n]

bölücülük

divisor[n]

bölen

divorce[n][v]

boşanma • boşanmak,ayırmak

divorced[adj]

boşanmış

divorcee[n]

dul

divot[n]

çim parçası,kazınmış çim

divulge[v]

ifşa etmek

divulgence[n]

açığa vurma

divvy[n]

temettü,pay

dizzily[adv]

baş döndürücü bir şekilde,sersemlemişçesine

dizziness[n]

baş dönmesi,sersemlik

dizzy[adj][v]

başı dönen • başını döndürmek,sersemletmek

dizzy bint[n]

sersem kadın,havai kız

dizzy queen[n]

sersem kraliçe,havai kraliçe

dm[n][v]

direkt mesaj • özel mesaj göndermek

dna[n]

DNA

dnf[n]

terk etme,bitirmeme

do[v][n]

yapmak • do,ut

do a 180[phrase]
do a course[phrase]
do a crossword[phrase]
do a deal[phrase]
do a degree[phrase]
do a drawing[phrase]
do a favor[phrase]

iyilik yapmak

do a job[phrase]
do a job on[phrase]

birini fena hırpalamak

do a line[phrase]
do a moonlight flit[phrase]

gece vakti sıvışmak

do a number on[phrase]

fena hırpalamak

do a play[phrase]
do a report[phrase]
do a roaring trade[phrase]

çok iyi iş yapmak

do a stunt[phrase]
do a survey[phrase]
do an experiment[phrase]
do an interview[phrase]
do an operation[phrase]
do as please[phrase]

canının istediğini yapmak

do away with[v]

ortadan kaldırmak

do battle[phrase]

kavga etmek

do best[phrase]

elinden geleni yapmak

do bidding[phrase]
do bit[phrase]

üzerine düşeni yapmak

do business[phrase]
do chores[phrase]
do damage[phrase]
do dirty[phrase]

birine kazık atmak

do exercise[phrase]
do for[v]

yetmek,uymak

do for a quiet life[phrase]

huzuru kaçmasın diye ne gerekiyorsa yapmak

do good[phrase]

iyi gelmek

do gymnastics[phrase]
do hair[phrase]
do harm[phrase]
do heart good[phrase]
do homework[phrase]
do housework[phrase]
do in[v]

gebertmek

do it up[phrase]
do it yourself[sentence]

DIY

do justice[phrase]

hakkını vermek

do laundry[phrase]
do level best[phrase]

elinden geleni yapmak

do lunch[phrase]
do makeup[phrase]
do nails[phrase]
do not enter sign[n]

girilmez işareti,giriş yasak levhası

do nut[phrase]

kendini tamamen kaybetmek

do one's block[phrase]
LanGeek
Uygulamayı İndir