dance-rockdata
/ 34
dance-rockdata
dance-rock[n]

dans-rock

dancer[n]

dansçı

danceroom music[n]

balo müziği,salon dans müziği

dancing[n]

dans

dancing partner[n]

dans partneri

dandelion[n]

karahindiba

dander[n]

hayvan kepeği,hayvan pulları

dandiprat[n]

bir hiç,bir değersiz kişi

dandle[v]

çocuğu hoplatmak

dandle board[n]

tahterevalli,salıncak tahtası

dandruff[n]

kepek

dandy[n][adj]

iki direkli bir yelkenli; dümen direğinin arkasında küçük bir mizana direği bulunur,bir dandy • mükemmel,harika

dandy horse[n]

dandy atı,velosipet

dane[n]

danimarkalı

danger[n]

tehlike

danger dog[n]

pastırmalı hotdog

danger money[n]
danger noodle[n]

tehlikeli yılan,tehlike eriştesi

danger pay[n]
dangerous[adj]

tehlikeli

dangerous ground[phrase]

hassas konu

dangerously[adv]

tehlikeli bir şekilde

dangle[v]

sarkmak,sallanmak

dangle a carrot in front of[phrase]

ödül vaadiyle heveslendirmek

dangler[n]

belirsiz karakter

danish[adj][n]

danimarkalı • Danca

danish blue[n]

Danimarka peyniri

danish pastry[n]

danimarka pastası

danish pole[n]

Danimarka direk sirki

dank[adj]

nemli ve soğuk

danse du ventre[n]

göbek dansı

danseur noble[n]

asil dansçı

dap[n]

gayri resmi selam,selamlaşma hareketi

daphne[n]

Defne

dapper[adj]

düzgün giyimli

dapple[n][v]

leke,benek • beneklemek,alacalamak

dappled[adj]

benekli,alacalı

dare[v][n]

cesaret etmek,göze almak • meydan okuma

daredevil[n][adj]

cüretli kimse • gözüpek

daresay[v]

cesaretle söylemek,söylemeye cesaret etmek

dargsox[n]

DragSox direnç çorapları,DragSox dirençli çoraplar

dari[n]

darice

daring[n][adj]

cesaret,cüret • cesur

daringly[adv]

korkusuzca

darjeeling[n]

darjeeling

dark[adj][n]

karanlık • karanlık mekan

dark advertising[n]

karanlık reklamcılık,gizli hedefli reklam

dark ages[n]

orta çağ

dark ambient[n]

karanlık ambient

dark as pitch[phrase]

zifiri karanlık

dark blue[n]

koyu mavi,lacivert

dark bread[n]

tam buğday ekmeği

dark chocolate[n]

bitter çikolata

dark comedy[n]

kara mizah

dark fantasy[n]

karanlık fantezi

dark glasses[n]

koyu renkli gözlükler,güneş gözlüğü

dark horse[n]

karanlık at,bilinmeyen at

dark matter[n]

karanlık madde

dark meat[n]

kümes hayvanlarının but kısmı

dark territory[n]

karanlık bölge,gelişmiş sinyalizasyon sistemleri olmayan alan

dark times[n]

kara günler,zor zamanlar

dark-brown[adj]

koyu kahverengi,koyu esmer

dark-colored[adj]

koyu renkli,siyahımsı

dark-field microscopy[n]

karanlık alan mikroskopi

dark-haired[adj]

koyu renk saçlı

dark-skinned[adj]

koyu tenli

darken[v]

kararmak,koyulaşmak

darken door[phrase]
darkened[adj]

kararmış,karanlık

darkest hour[n]

en karanlık saat,en kötü an

darkling beetle[n]

tenebrionidae böceği

darkling groung beetle[n]

sert kabuklu siyah bir buğday biti

darkly[adv]

karanlıkça, loşça

darkness[n]

karanlık

darkroom[n]

karanlık oda

darling[adj]

sevgili,bir tanem

darn[v][n]

yamamak,örmek • yama,tamir dikişi

darning[n]

yama

dart[v][n]

fırlamak,hızla hareket etmek • bir hamle,bir atılım

dart board[n]

dart tahtası,ok atma tahtası

dart player[n]

dart oyuncusu,ok atıcı

dartboard[n]

nişan tahtası

darter[n]

yılanboyun

dartmoor[n]

Dartmoor koyunu

darts[n]

dart

darwinism[n]

Darvin kuramı

darwinist[n]

Darwinci

dash[v][n]

hızla koşmak,fırlamak • hızlı koşu,sprint

dash off[v]

hızla ayrılmak,telaşla gitmek

dashboard[n]

arabanın ön panosu

dashcam[n]

araç yol kamerası

dasheen[n]

dasheen,taro

dashing[adj]

kendine güvenen

dashing white sergeant[n]

altı kişiyle yapılan hareketli bir iskoç dansı

dassie[n]

daman,hyracoidea

dassie rat[n]

dassie faresi

dastard[n][adj]

alçak,korkak • korkak

dastardly[adj]

alçak,korkak

dasyprocta aguti[n]

aguti,dasyprocta aguti

data[n]

veri

LanGeek
Uygulamayı İndir