directdiscard
/ 34
directdiscard
direct[adj][v][adv]

direkt • emir vermek • doğrudan, dümdüz

direct animation[n]

direkt animasyon

direct current[n]
direct debit[n]

otomatik ödeme,doğrudan borç

direct flight[n]

direkt uçuş

direct mail[n]

ticari reklam amacıyla kişilerin doğrudan posta kutularına gönderilen basılı materyal

direct marketing[n]

doğrudan pazarlama

direct object[n]

dolaysız tümleç

direct speech[n]

dolaysız anlatım

direct traffic control[n]

doğrudan trafik kontrolü,doğrudan tren trafiği yönetimi

direct-inverse language[n]

doğrudan-ters dil

direct-to-consumer[adj]

doğrudan tüketiciye,tüketiciye doğrudan satış

direct-to-reader sales[n]

doğrudan okuyucu satışı

directed[adj]

yönlendirilmiş,yöneltilmiş

direction[n]

yol

directional interchange[n]

yönlü kavşak,yön değiştirme kavşağı

directional pad[n]

yön tuşları

directionless[adj]

yönsüz, amaçsızca sürüklenen

directive[n][adj]

talimat,yönerge • yönlendirici,yol gösterici

directly[adv][n][conj]

doğrudan doğruya • doğrudan,aracısız • hemen sonra,derhal

director[n]

müdür

director's chair[n]

yönetmen koltuğu

director's cut[n]

yönetmenin seçtikleri

directorial[adj]

yönetmenlik

directory[n]

rehber

dirge[n]

mersiye

dirk dance[n]

dirk dansı

dirndl[n]

Bavyera elbisesi

dirt[n][adj]

toprak,kara • toprak,asfaltsız

dirt bike[n]

off-road motosiklet,cross motosiklet

dirt cheap[phrase]

sudan ucuz

dirt on[phrase]

açık yakalayan bilgi

dirt poor[phrase]

çok yoksul

dirt road[n]

toprak yol,stabilize yol

dirt track[n]

toprak pist,asfaltsız yarış pisti

dirt track racing[n]

toprak pist yarışı,kir pist yarışları

dirtbag[n]

adi şerefsiz

dirtbrain[n]

aptal,ahmak

dirthead[n]

aptal,ahmak

dirtwad[n]

aşağılık kişi,değersiz kimse

dirty[adj][v]

kirli • kirletmek,pisletmek

dirty linen[phrase]

mahrem rezillikler

dirty pool[n]

haksız davranış,kirli oyun

dis[v]

saygısızlık etmek,küçümsemek

disability[n]

özürlülük

disability insurance[n]
disability support worker[phrase]

engelli bakım çalışanı

disable[v]

etkisizleştirmek

disabled[adj][n]

engelli • engelli

disablement[n]

sakatlık,yetersizlik

disabuse[v]

gözünü açmak

disaccharide[n]

disakkarit

disadvantage[n][v]

dezavantaj • başarı şansını azaltmak

disadvantaged[adj]

mahrumiyette olan

disadvantageously[adv]

dezavantajlı bir şekilde,olumsuz bir şekilde

disaffection[n]

hükümet düşmanlığı

disagree[v]

karşı çıkmak

disagree with[v]

aynı fikirde olmamak,katılmamak

disagreeable[adj]

hoş olmayan,nahoş

disagreeably[adv]

uygun olmayan bir şekilde

disagreement[n]

anlaşmazlık

disallow[v]

izin vermemek

disappear[v]

ortadan kaybolmak

disappearance[n]

gözden kaybolma

disappearing act[phrase]

ani ortadan kaybolma

disappoint[v]

hayal kırıklığına uğratmak

disappointed[adj]

hayal kırıklığına uğramış

disappointing[adj]

hayal kırıklığına uğratan

disappointingly[adv]

hayal kırıklığına uğramış bir şekilde

disappointment[n]

hayal kırıklığı

disapprobation[n]

kınama

disapproval[n]

hoşnutsuzluk

disapprove[v]

uygun görmemek

disapproving[adj]

onaylamayan,hoşnutsuz

disarm[v]

silahsızlandırmak

disarrange[v]

düzenini bozmak

disarray[n][v]

karışıklık • dağıtmak,karmaşa çıkarmak

disarrayed[adj]

dağınık,düzensiz

disassemble[v]

sökmek,parçalarına ayırmak

disassociate[v]

ayırmak

disaster[n]

felaket

disaster area[n]

afet bölgesi,felaket alanı

disaster film[n]

felaket filmi

disaster response[n]
disastrous[adj]

feci

disastrously[adv]

felaket bir şekilde

disavow[v]

yalanlamak

disavowal[n]

inkar

disband[v]

dağılmak

disbar[v]

meslekten men etmek,avukatlık yetkisini iptal etmek

disbelief[n]

inançsızlık

disburden[v]

yükünü hafifletmek

disburse[v]

ödeme yapmak

disc[n]

disk,CD

disc brake[n]

disk fren,fren diski

disc drive[n]

disk sürücü,disk okuyucu

disc golf[n]

disk golf,frizbi golf

disc jockey[n]

dj

discada[n]

discada

discard[v][n]

ıskartaya çıkarmak • atma,elden çıkarma

LanGeek
Uygulamayı İndir